VUSLAT VAKTİDİR…

VUSLAT VAKTİDİR…

Osman BAŞ

Bakmak kelimesi kaç anlamda kullanılmıştır.

Uzaklar aklımıza gelenden daha uzaklar. Çok uzaklar. Uzakların derinliğinde istediği

herşeyi gören yüreğin gözle bütünleştiği anlar. Ellerini tutar, dizininin dibine oturtur, sever,

sever, sever…

Haber alamadığı yakınlarına, sevdiklerine, oğluna, kızına, annesine, babasına ve dahi

özleyipde uzaklarda olanlara bakar.

Göğe bakar, bakabildiği, uzanabildiği noktaya zirve yapar, içlenir, duygu alır, gözyaşı

döker, acının insana verdiği ne varsa her nefes alışta istediği ve istemediği her şeyi yaşar.

Ahhh der. Vahhh der. Ohhh der de dışarı bırakır neyi varsa.

Sonra haberlerin geldiği, geleceğe kaynağa kilitlenir. Ulaşabilecek noktaları keşfe

çıkarsınız. Artık yol aracının eskisi, yenisi, markası önemsizleşir yol hazırlığı başlamıştır.

Gökyüzü, toprak, rüzgâr ve gönül gözü bir olup bekleyen yolcuya gülümseyerek

sessizce uzanmak, geliyorum demek ne güzeldir.

Bayram güzelliğiyle el öpmek ve öptürmek için ses vermek.

Edebiyatımızın derinliklerinde geceyi gündüze karmış sevda çınarları bilirler ki

hasrete, uzağa, gurbete dayanamayan, yardım eli uzatan çözüm için insanla paslaşan

rüzgârların ve turnaların umut veren, haber ulaştıran yüreğe su serpen anlam ve ifadeleri hep

olmuştur.

Göçmen kuşlar ve sılaya uçuşlar sürekli işlenmiştir.

İşte bunlardan bir tanesi de turnalardır.

“Telli turnam selam götür, sevdiğimin diyarına…” diye başlayan söz ve yürek

ifadesinin umuda yolculukta çok önemli anlamı olup yol hazırlığında başlangıç noktası da

diyebiliriz.

Nereye gidecek, yolculuğa nereden başlayacaktır, nerlere uğrayacaktır, dinlenecek, su

içecek, hava alacak, uyuyacak, yolculuğun bitiş noktası neresidir. Bilinmesine ihtiyaç yoktur.

Saba serinliğinde bir yudum su, bir lokma aş rahatlığı verişi yeterlidir.

Bilinir ki hasretin, özelemin, sevginin oturduğu mekândan geçer, selam ulaştırır, bir

tas ayran ikramıyla serinleyen ve bekleyen yüreğe ulaşır.

Sonra güneşin üzerinde bulutları önene katar, uzaklara çok uzaklara gönderir,

gerilerde bekleyenlere ısı ve ışık salar.

Kanatsız, uçmaksız tenleri rahatlatan vakit yakındır.

Ana yüreğinde ağıtlaşan, gözyaşı olan ve türküleşen sözler bizim kültürümüzde hep

var olmuştur.

“Gökyüzünde bölük bölük turnalar.” Uçmağa varmak, uzakları, ötesini görmek. Renk

ahenginin bütün güzelliğinde güle ulaşmak.

“Telli turnam gökyüzünün gülüdür.” Manasıyla, kokusunu bütünleştirip umudu

görüyor olmak.

Yaşamak böyle bir şey işte, Herşey insanın görmesi, dokunması için mevcuttur.

“Üzülmesin ağlamasın, belki gelirim yarına.”

Bu tür yazıların sonuç bölümü okuyucuyu daima mutlu etmektedir, etmelidir.

Yarın olmalı toprakla güneşin, toprakla yağmurun, rüzgârın buluşmasına taş çıkaracak

bir kavuşmayla tamamlanmalıdır.

Yeryüzünde el sallayışın gökyüzündeki umuda merhaba deyişi bayram vakti olsun.

Bayramlar mutluluğumuz, vuslatımız olsun.

Bütün okuyuclarımın Kurban Bayramını kutluyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum.

02.10.2014

Yorum Ekle

CEVAPLA

Yorumunuzu giriniz.
Lütfen isminizi giriniz.