Eski Komşuluklar


Komşu kapısını çaldığın, tuzdur, yağdır, şekerdir sende varmı’dır.
Komşu çay, kahve, sohbettir.
Komşu, dosttur, arkadaştır, sırdaştır gardaştır.
Komşu Düstursuz kapını çalan, kapısını çaldığındır.
Komşu, hal hatır sormadan selamsız geçmeyendir.
Evet, sevgili dostlar, böyle koşuluklar bittimi ne?
Önce insanların birbirine olan, saygısı ve sevgisi kalmadı.
Sonra itimat ve güven kalmadı.
Bırakın komşuyu, kardeş kardeşe güvenemez oldu.
İnsanlar bütün örf adet gelenek ve göreneklerinden koptu ve unuttu.
Teknoloji her şeyi alt üst etti maalesef..
Eskiden gaz lambası vardı, ama mutluyduk.
Bir gaz lambası bütün odayı aydınlattığı gibi yüreklerimizide aydınlatırtı.
Şimdi bütün odalarda ışık var “ama” yürekler karanlık.
Komşular arasında geliş gidiş yok, sohbet yok, muhabbet yok.
Eskiden komşular zor durumlarda iken, birbirlerinin yardımına koşarlardı.
Şimdi tam tersi, insanlar birbirinden kaçar oldu.
Eskiden sabah kapın kapalıysa, komşu merak eder kapıyı çalarlardı.
Şimdi üç gün evden çıkma, kapını çalan yok.
Eskiden yaşlılar ziyaret edilir, hal hatır sorulur, onların gönlü alınırdı.
Onların eksikleri gedikleri sorulur, onların hayır duası alınırdı.
Şimdi yaşlılarımızada kıymet verilmez oldu, adeta onlardan kaçar olduk.
Peki, tekrar o eski komşuluklar geri gelebilirmi? Tabiî ki gelebilir.
İlk önce hoşgörü, saygı ve sevgi harcını yüreklere dökmeliyiz.
Zaten tarih boyunca milletimiz, insani ilişkilerde iyi ve güzel davranışın ilahi bir emir olduğuna inanırlar.
Öyleyse komşuluk ilişkilerimiz nasıl canlandırılır veya varolan ilişkilerimizi nasıl koruyabiliriz
Bu bizim kültürümüzde zaten saklıdır. Bize sadece uygulamak kalır.
Hani bir atasözü vardıya, komşu komşunun külüne muhtaç diye.
İşte bu sözle başlayabiliriz.
Eski komşulukların geri gelmesi dileklerimle.

Sami Aslan

Yorum Ekle