TEKRARDAN MERHABA

0

Sevgili dostlarım.

 

Merhaba, merhaba, merhaba. Niye bu kadar uzun merhaba? Eh bu kadar uzun ayrılıktan sonra bu merhabalar, sevgili dostlarımıza, sevgili okurlarımıza az bile. Hani ne derler: Az veren candan, çok veren maldan verirmiş. Bizler candan merhabalar sizlerin olsun diyoruz.

 

Sevgili dostlarım mahalli idareler seçimleri dolayısıyla biz de Alpaslan kasabamızda hizmete talip olduk. Bendeniz bu yarışı hiçbir zaman siyasi yarış olarak değil, hizmet yarışı olarak gördüm. Halkımız bu hizmet yarışını bize verdi. Sizlerin huzurunda tüm Alpaslanlı kardeşlerimize teşekkür ediyor, onlara hizmette layık olmaya çalışacağım diyorum. Allah; tüm görev alan arkadaşlara tüm idareci ve bizlere kolaylıklar ihsan eylesin.

 

Dünyanın en güzel şeyi insana hizmet, onun duasını almak, insana layık olduğunu bilmek diyorum. Bu vesile ile gönül kapınız ve gönül farınız her zaman açık ve daim olsun.

 

Sevgili dostlar. Uzun kış günlerini yavaş yavaş geride bıraktığımız şu günlerde insanın adeta dirilişi sayılan bahar ve yaz günlerine yaklaşıyoruz. Bu günler milli bayramlarımızın, özel günlerimizin en fazla olduğu aylardır. İnsanın ruhunun yenilendiği, insanın kanının daha hızlı aktığı, insana heyecan veren aylarımızdır. Şunu biliyoruz ki; her mevsimin kendine göre çok güzel günleri vardır. Yeter ki insan, insan gözüyle o güzellikleri fark edebilsin. Mesela Alpaslan’ın kuzeyindeki Hüvelen ve Kaşbaşı bölgesi, kar yağdığı zaman belediye parkımızdan şöyle bir bakın, adeta gerdanlık gibi insanı cezp eder, saatlerce bakmaya doyamazsınız. Bunda önemli olay gerçek gönül gözü ile bakmaktır, o güzelliği fark etmektir.

 

Efendim her insanı Rabbim farklı özellikte yaratmıştır. Kimisi çok güzel türkü söyler ama hitabet, yani konuşma yanı zayıftır. Çok güzel konuşan iyi türkü söyleyemez. Yani farklı karakter ve farklı maharetlere sahibizdir. Bendeniz anlatım ve hitabet yanımın çok zayıf olduğunu, kalemi alınca sizlere sohbet edecek kadar bir yanımızın olabileceğini tahmin ediyorum. Hangi farklı yönümüz olursa olsun, neticede mühim olan birbirimizi anlamak ve anlatmaktır diyoruz.

 

Değerli dostlar. Onlarca makaleyi Taşova Gazetesinde yayınladık. Beni en çok etkileyen bölüm, yıllar öncesinde Zudayımıza Refahiye bölgesinden gelip, dört çocuğunu karın tokluğuna çalışırken, yani değirmen beklerken, gece değirmene gelen kaçakların bir ekmek için direnen, dört çocuğunu yetim bırakan Ali Osman’ın hayat hikayesi beni en çok etkileyen makale olmuştur. Bir garip Ali Osman idi. Onun kabri değirmen yanında, hâlâ garip, hâlâ tahrip olmuş, hâlâ kimsesiz durmaktadır. O makalemizde bir çalışma başlatalım, o garibi madem kollayamadık, kabrine bari sahip çıkalım demiştim. Bu günden sonra o görev bize layık oldu. En kısa zamanda Ali Osman’ın kabrini Alpaslan’a örnek ve layık olacak şekilde onarımını yapacağız. Alpaslanlı’ya zaten bu yakışır diyoruz.

 

Sevgili dostlar, bu gün konumuz yok. Sizlerle ayrı kaldığımız aylar ve günlerin hasretini olabildiğince çıkarmak var. Gönül köprüsünde buluşmak var. Hasret gidermek, hasretin son bulduğu dostlar kıraathanesinde buluşmak var. Şu yaşlı dünyamızda kötülükler ve sıkıntılarda o kadar sermaye çok ki; harca harca bitmez, sonsuz sermaye. Halbuki güzellikler, umutlar, vefalar o kadar bol ve fazla  değiller. Hiç olmazsa olanın kıymetini bilelim. Elimizde kalan güzellik sermayesini azar azar harcayalım. Her şeye rağmen dünya dönüyor, hayat devam ediyor. Bu dönüşte yerimizi düzgün ve tutarlı takip edelim. Her şey istediğiniz ve özlediğiniz gibi olsun diyorum.

Yorum Ekle