Bilinmeyen Tarihimiz: TAŞOVA’NIN İLK TOPLUMSAL OLAYI: BELEVİ 1968

0

blv1belevi-cumhuriyet

 

 

 

 

 

 

 

 

Umut Pelitli

1944 yılında kurulan ilçemiz ilk toplumsal olayı 19 Kasım 1968 yılında yaşandı.

Geydoğan köyü ile Belevi köyünün yakacak meselesi konusunda baş gösteren anlaşmazlığı, Belevi köylülerinin olay öncesinde resmi tüm müracaatlarına rağmen önlenememiştir. Geydoğan köyüne 1968 yılı için orman kesimi konusunda Dazlı ormanları önerildiyse de köyün Dazlı’ya 35 kilometre uzaklıkta olması nedeni ile kabul görmemiştir. 14 Ekim 1968 tarihinde Geydoğan köylülerine Belevi köyü ormanı, yakacak odun kesimi için gösterilir. Belevi köylüleri, bu ormanlık alanın köylerini sel baskınlarından koruduğu ve kesim yapacak Geydoğan köylülerinin kesim sırasında tarlalarını kullanarak geçiş yapmalarının tarlalara zarar vereceği gerekçesi ile tepki göstermişlerdir.

16 Kasım 1968 günü dönemin Amasya Valisi M. Fahri Centel, Belevi köyünü ziyaret ederek köylüleri teskin etmek istemiştir. Vali Centel’in açıklamalarını yetersiz bulan köy halkı  18 Kasım 1968 tarihinde  İçişleri Bakanı Faruk Sükan’a bir telgraf çekmişlerdir. Telgraf aynen şöyledir: «Sayın Faruk Sükan, içişleri Bakanı, Taşova; ilçesinin Belevi köylüleri olarak Amasya valisinin yanlış kararı yüzünden güç durumdayım. : Geydoğan köylüleriyle köyümüz halkı müessif olaylara gebedir. Haksızlığı adaletinize duyuruyoruz, saygılarımızla. Belevi  köylüleri adına Şuayp Yiğit, Kadir Aytaç, Hasan Ün, Aslı Kavak.”

19 Kasım 1968 günü il merkezi ve çevre ilçelerden kolluk kuvvetinin beraberinde YSE ekip ve ekipmanlarının köye gelişi köylüyü rahatsızlık vermiştir , maalesef sonrasında gelişen olaylar neticesinde 50 yaşındaki  Fatma Namdar ve 18 yaşındaki Asiye Aytekin hayatını kaybetmiştir. Olaylarda 4’ü ağır, 13 kişi yaralanmıştır. Belevi halkı olaylar sonrası ellerinde tabutlarla yürüyerek Taşova ve Amasya’da protesto eylemi yapmışlardır.

Bu olay CHP lideri İsmet İnönü tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisinde gündeme getirilmiş, İçişleri Bakanı Faruk Sükan hakkında gensoru önergesi verilmiştir.

Amasya Taşova’ya Bağlı Belevi Köyündeki Olaylarla Üzerine Düzenlenen Basın Toplantısı[142]

“19 Kasım 1968 Salı günü Amasya ilimizin Taşova ilçesine bağlı Belevi adlı köyde yaşayan vatandaşlarımıza mahalli orman idaresinin bir kararını uygulama nedeniyle ve valinin emriyle jandarmaya ateş açtırılmış ve bu haksız ve insafsız şiddet muamelesi sonunda biri 18 yaşında iki kadın vatandaşımız ölmüş ve 13 kadar kadınlı erkekli vatandaşımız da –dördü ağır olmak üzere– çeşitli yerlerinden yaralanmışlardır.

20 Kasım 1968 günü akşamı Belevi köyü halkından bir heyetin Ankara’ya gelerek bana anlattıkları şudur: Taşova’nın Tekke bucağına bağlı Belevi köyü ile Geydoğan köyleri arasında kökleri tarihlere kadar uzanan bir orman ihtilâfı ve geçimsizlik hali vardır. Bunun sonucu olarak geçmiş devirlerde ve tarihlerde bu iki komşu köy arasında kan dökülmesiyle sonuçlanan kavgalar da olmuştur. Buna rağmen mahalli orman idaresi Belevi köyünü sel baskınına karşı koruyan ve bundan dolayı bu köy halkı tarafından bakımlı bir halde korunan ormandan Geydoğan köyüne “yakacak odun kesme” izni vermiş ve bu iznin, ormanın Belevi köyünü örten kısmının dışındaki bir bölgeye çevrilmesi için valilik ve diğer görevliler tarafından vahim bir olaya sebebiyet vermemek için yapılan talepleri, ne mahalli orman idaresi, ne de Geydoğan köylüleri kabul etmişlerdir. Geydoğan köyü üstelik orman idaresince kendilerine ayrılan “odun kesme” kısmına, mevcut başka yollardan da gitmesi mümkün iken, bu yolların uzun olduğu gerekçesiyle Belevi köyüne ait tarlalardan gitmeyi istemektedir. İki köy arasında son haftalarda had noktasına ulaşan gerginlik, özellikle bu mülkiyeti Belevi köyü halkına ait toprakları çiğneyerek geçme isteğinin arazi sahiplerince kabul edilmemesinden doğmuştur. Amasya Valisi ilk önceleri orman idaresinin ve Geydoğan köyünün taleplerini kabul etmek istememiş olduğu halde, son günlerde tutumunu değiştirmiş ve Belevi köylülerinin kendisine yaptıkları başvurmaları ve yalvarmaları reddederek orman idaresince verilen kararın ve Geydoğan köylülerinin yol taleplerinin aynen yerine getirilmesini uygun görme cihetine gitmiştir.

19.11.1968 Salı sabahı erken saatlerde Taşova ilçesinin jandarma birliği Geydoğan köyü için orman yolu olarak geçişe açık tutulmak istenilen yere toplatılmış, bir süre sonra da bu kuvvet vilâyetin diğer ilçelerinden YSE ve Bayındırlık araçlarıyla taşınan yüzü aşkın sayıdaki jandarma müfrezesiyle takviye edilmiştir. Geydoğan köyü halkı ancak bundan sonra köylerinden yürüyüşe geçmiş ve zabıta tarafından uzak bir yerde durdurularak bulundukları yere oturtulmuşlardır. Bundan sonra jandarma birliklerinin başında bulunan astsubay başçavuş iki komutan kendileri at üstünde ve erlerine süngü taktırmış olarak, yol vermemek için köye ait tarlalar üzerinde oturan ve yüzde 90’ından fazlası kadın ve çocuklardan ibaret olan Belevi köylülerinin üzerine yürüyüşe geçmişlerdir. Bu yürüyüş devam ederken jandarma birlikleri üzerine çocuklar ve kadınlar tarafından taşlar atılmıştır. Bunun üzerine komutanlar ellerinde silâhları, atlarını halkın üstüne sürmüşler, biri dolu düzgün halkı ayırıp geçmiş, fakat diğerinin atı halktan ürküp birden durduğu için binicisi yere düşmüş ve yere düşer düşmez de derhal ayağa kalkıp birliğe “ateş” komutu vermiş ve kendisi de elindeki siten tabancasının şarjörünü 55 yaşındaki bir kadının üstüne boşaltarak bir bacağını biçmiştir. Bu sırada müfrezenin çok büyük kısmı havaya, diz çökerek nişan alan 8-10 er de ellerini havaya kaldırarak ateş edilmemesini yalvaran vatandaşlara ateş etmektedirler. 18 yaşındaki genç kız bu ateş sonucunda sırtından yaralanarak hemen; bir bacağı siten tabancasıyla biçilen yaşlı kadın da saatlerce sonra hastaneye götürülürken ölmüş, 13 kadar vatandaş da dördü ağır olmak üzere yaralanmışlardır.

Olayı yerinde incelemek ve tespit etmek üzere Amasya’ya gönderdiğimizi iki milletvekili arkadaşımız (Ferda Güley, Yaşar Akal) dün (22 Kasım sabahı) dönmüşler, valinin halkın zabıta kuvvetlerine hücum ettiği, bazılarının ellerinden tabanca ve tüfeklerini, tüfek mekanizmalarını aldığı, ateş emrinin bunun üzerine verildiği yolundaki iddialarının doğru olmadığını, uzaktan taş atma davranışı dışında halkın hiç bir fiili mukabelede bulunmadığını tespit ettiklerini, esasen tek bir jandarmanın da yaralanmış bulunduğunu ifade etmişlerdir.

Olay budur ve neresinden ele alınırsa alınsın esef vericidir.

Vaka mahalline jandarma subay ve komutanları, Kaymakam ve Vali hiç kimse gitmemiştir. Savcı dâva açmak için ölen ve yaralananların ailelerinin şikâyet etmeleri lâzım olduğunu söylemiştir. Halbuki geniş hazırlıklardan ve alınan tertiplerden idare makamlarının olduğu kadar adliyenin de daha evvelden haberli olması lâzımdır.

Bugün size bunları duyurmamın sebebi şudur: Vatandaş aleyhine kanunî hiç bir mecburiyet olmaksızın öldürmek kastiyle silâh kullanılmıştır. Vakadan sonra şu âna kadar adalette, idarede tahkikat açmak ve takibe geçmek eğilimi görülmemiştir. Daha ziyade kaygılanacak nokta şudur: Validen jandarma komutanına kadar bütün idare âmirleri hesap vermek durumunda iken, tahkikatı idare etmek durumunu muhafaza ediyorlar, bunların hepsinin geçici de olsa yerlerinin değiştirilmesi lâzımdır. Hükûmet türlü siyaset sebeplerinde karıştığı hissolunan facianın tahkikatına bir an evvel tevessül etmelidir. Vaka tabiatıyla önemli bir mesele olarak Mecliste de tâkip olunacaktır.”

Sorulara cevaplar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü daha sonra gazetecilerin sorularını cevap-lamıştır.

Bu arada olay yerine giden CHP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Ordu milletvekili Ferda Güley, gazetecilere, jandarmanın köylülere açtığı ateşte ele geçirilen sten ve piyade tüfeği kurşunlarının boş kovanlarını göstermiştir.

Bunun üzerine İsmet İnönü: “Günlerden beri, göz göre göre felâket hazırlanıyor, tertipleniyor, geliyor, söyleniyor hazırlanıyorlar. En nihayet mesul makamlar göz göre göre bir faciayı meydana getiriyorlar. Vak’a olduktan sonra gidip ne oldu diyor idari makamlar ve şimdiye kadar da bir tahkikata tevessül etmiyorlar. Daha fenası bütün bu tertibi yapanlar tahkikatı da kendileri yapacaklar. Olmaz böyle şey. Son derece esef verici ve teessür uyandırıcı bir hâdisedir” demiştir.

 

 

Yorum Ekle