Bilinmeyen tarihimiz TAŞOVA’DA DEMOKRAT PARTİ NASIL KURULDU

0

İlçemizin 1946 yılında çok partili demokratik seçim sistemine geçtiği yılda kurulan Demokrat Parti ilçe başkanının baskı ile istifa ettirilmesi üzerine yeniden kurulan Demokrat Parti’nin yeniden kuruluşu ile ilgili bilinmeyen tarihimizden bir kesiti sizlerle paylaşmak istiyoruz.

3 dönem milletvekilliği yapan aslen Rize’nin Güneysu ilçesinden Ahmet Gürkan’ın  Taşova hatıralarını, ” Cumhuriyet, Meclis, Hükümetler, Başkanlar 1919-1973 ” isimli kitabının 198-201. sayfalarında anlattığı Kitabın konu ile  ilgili bölümü ile sizleri başbaşa bırakıyoruz.

“1946 seçimleri sona ermiş, Devlet teşkilatıyla  el ele çalışan CHP’nin bütün baskılarına rağmen D.P. 54 milletvekilini Meclise sokmuştu. 5/8/1946 Pazartesi günü açılan Meclise gelen zamanın Cumhurbaşkanına, DP.’lilerin ayağa kalkmaması büyük gürültülere vesile oldu. Bu hareket, DP’lilerin CHP ile hiç bir muvazaaya girmeyeceklerinin işaretiydi. Nitekim ben de, aynı kanaatla ve Serbest Fırkadan ağzımın yanmasına rağmen, bu partiye girmiştim. O sırada işim ve ikametim Samsundaydı. 9 Ağustos gününün akşam radyosu, Taşova DP teşkilâtının feshedildiğini, buna sebep olarak da, D.P. milletvekillerinin Meclis'te Cumhurbaşkanına ayağa kalkmamaları olduğunu ballandıra  ballandıra haber verdi. Yine o sıra fahri muhabirliğini yaptığım üç İstanbul gazetesine hâdisenin esasını bildirmek üzere, ertesi gün Taşova ilçesine gittim . O zaman Tokat’a bağ­lı olan bu kaza merkezinde yaptığım İncelemede öğrendim ki, DP’nin Bekir adlı başkanı, kazanın jandarma kumandanı tazyik ederek İstifaya mecbur bırakmıştı. Yeni kurulan ilçede DP teşkilâtını yeniden kuracak heveste kimse yoktu. Bu ziyaretimi, tevali eden diğer ziyaretlerim takip etti. Netice şuna kani oldum ki, Taşova’da devamlı kalmadıktan sonra DP’nin feshedilen teşkilâtını yeniden kurmak mümkün olamayacaktır. Bu sebeple bir yazıhane kiraladım ve haftanın pazar kurulan her gününde buraya devam ettim. Nihayet bütün muamele ve muhabereleri yazıp imzalamak vazifesini deruhde etmek şartıyla 10.8.1947 de DP teşkilâtını kurmak üzere hazırladığımız beyannameyi imzalayarak Kaymakamlığa verdik. Vazife taksimi esnasında, diğer 6 arkadaşımın ısrarlarına rağmen başkanlığı, ilçenin yerlisi olmadığım mücip sebebiyle kabul etmedim ve Nazım Pehlivantürk adındaki bir manifaturacıyı başkan seçtik. Bu arkadaşlarımızın hiç birisi, tazyiklere boyun eğecek cinsten değillerdi.

ÖLÜM TEHDİTLERİ ALTINDA

CHP. malûm tehdit ve tazyiklerini bu defa bana karşı devama başlamıştı. Fakat ben ve arkadaşlarım aldırış etmiyorduk. Tokat Valisi meşhur Cavit Kınayın emriyle. Taşova Kaymakamı tarafından gönderilen bir yazıda, parti için ayrı bir yazıhane kiralamamız isteniyordu. Sebep, parti bürosu olacak bir binanın kiralanmasının imkânsız oluşuydu. Zira mülk sahipleri, DP’ye kira ile mülk veremiyorlardı. Bereket ben, kira mukavelesinde, ahare devir yetkisine sahip olduğumu madde olarak koymuş olduğumdan, hemen kira hakkımı, DP ilçe idare kuruluna devrettim, resmi tazyikten böylece kurtulduk. Fakat, 30.1.1948 günü ölümle beni tehdit eden bir imzasız mektubun yazıhanenin kapısına gece ile yapıştırıldığına şahit oldum. Keyfiyeti bütün matbuata aksettirdim ve hayatım bahasına da olsa ilçeyi terketmeyeceğimi açıkça ilân ettim. Diğer taraftan ilçenin 63 köyünden 57 ‘sinde DP ocak teşkilâtını da kurmaya muvaffak olmuştuk. 1948 yılı, aynı zamanda kısmî milletvekilleri seçimlerinin yapılacağı bir yıldı. DP Genel Merkezi, Seçim Kanunu değişmeyince seçimlere boykot etme kararı almıştı. Biz de ilçe olarak, Tokat’ta boş bulunan bir milletvekilliği için yapılacak seçimlerde sandık başlarına gitmemelerini temin maksadiyle D.P. lilere hitaben bir beyanname neşretmiştik. Beyanname tesirini göstermiş, seçimler çok sönük geçmişti. Bu durumdan büsbütün Öfkelenen CHP. liler, beyannamede hakaret olduğundan bahisle aleyhime dâva açması için Erbaa Savcısını harekete geçirttiler. Talebim üzerine savcılıkça, İstanbul Edebiyat fakültesinden bilirkişi olarak tayin edilen Prof. Sabri Esat Siyavüşgil’in, raporuna istinaden, hakkımda takipsizlik kararı verildi.

YAZILI EMİRLE AÇTIRILAN DÂVA

Zamanın Adalet Bakam Fuat Sirmen, takipsizlik kararı veren Erbaa Savcısını çok geçmeden Van’a nakletti. Diğer taraftan da, Erbaa Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği bir yazılı emirle, evvelce lehimde verilen takipsizlik kararını İptal etti ve aleyhimde dâva açtırttı. Gerek zaman aşımı hakkında ve gerek beyannamenin yeniden bilirkişiye havalesi hususundaki taleplerimin hiç biri nazara alınmadan 6 ay hapse mahkûm edildim. Her müdafaamda talebim olduğu halde, cezam tecil edilmedi. Devam eden bu çok çetin mücadele içinde yaklaşan 1950 seçimlerinde. Tokat’ın bütün ilçe teşkilâtlarının teklifleriyle Tokat’tan milletvekili adayı olduktan sonra, kazanan D.P. listesinde de milletvekili olarak Meclise girdim. Böylece Millet, CHP’yi, masbuk suçları sebebiyle ebedî olarak muhalefette kalmağa mahkûm etmiş oldu. Diğer taraftan beni mahkûm eden hâkim, kendi isteğiyle nakledildiği Sivas'ın Kangal kazasında yapılan mahalli seçimlerde, Seçim Kurulu Başkanı sıfatıyla, «açıktan açığa CHP. listesi lehinde telkinatta bulunduğu» sebebiyle çok ağır hakarete mâruz kalmıştır. Teftiş raporları da aleyhinde olduğu için meslekten tart edilmek üzereyken, merhum Adliye Vekili Rükneddin Nasuhioğlu’nun tavsiyesi üzerine istifa edince aleyhindeki takip durdurulmuştur.

Bilâhare Tokat il merkezinde avukatlık yapan bu zat, bana şöyle demişti.

— Kardeşim, yazılı emirle Bakanın açtığı bir dâvayı elbette mahkûmiyetle bitirmeye mecburdum. Aksi halde beni duman ederlerdi. Şunu da söyleyeyim ki hâlâ vicdan azabı

çekerim.”

Yorum Ekle