HAZAN MEVSİMİ….

 

   Sonbahar;  ölüm mevsimi yine  sen çaldın kapımı biliyorum..

    Ağaçların rengi neden  değişti?  Bak!  yeşil yeşil yapraklar da solmuş. Yine  bağ bozumu başladı.

 

    Kimsede  aramıyor  beni….Unutuldum mu? . Denizin dalgalarının bu şekilde hırçınlaşmasına da pek anlam veremiyorum..

 

    Bizimkiler; valizleri ellerinde terminal önünde niçin bekleşiyorlar? Gurbet kuşları yuvalarına mı  dönüyor ?  her zaman ki gibi..

 

   Her gelişinle bir hüzün bir acı ve ayrılık bırakıyorsun yorgun yüreğimde….

 

   Bu sefer kimleri gözüne kestirdin? Kimleri gözyaşlarına boğacaksın söyle bana…Benden uzak dur ne olur !   Uğraşamam şimde senle.

 

   Yine mi  başlayacak yaprak dökümü..

 

   Allahım! ne oluyor bana böyle….. İçimdeki bu korkunun mutlaka bir tarifi olmalı !

 

   Yoksa! yoksa  Yine bir Sonbahar sendromu mu yaşıyorum.  Her sonbahar gelişinde  içime bir hüzün çöker dolar gözlerim..

 

     Dertlerime çaremi ? Çare aramıyorum ki, çaresini bulayım…
     Çünkü bende artık hazan mevsimini yaşıyorum. Geride kalan koskoca yarım asra yakın bu ömür; ne çok sararmış  yerlere savrulm gazel yaprakları gördü. Besbelli ki içimdeki korkuda bu yüzden olmalı…

 

    Mahallemin yokuşundaki sararmış yaprakları bu sefer hemen süpürmeyin ne olur! Kimseler dokunmasın onlara….

 

    Benim anılarım saklı kaldırım üzerinde mahzun bir şekilde duran sarı sarı yapraklarda…

 

    Biraz daha başbaşa kalmak istiyorum anılarımla..

 

    Buruşuk yüzüme sararmış yapraklar değiyor. Sanki anılarına sahip çık dercesine..

 

    Merak etmeyin siz.  Buralarda yaşadığım mutluluk ve acı dolu günleri unutur muyum hiç….

 

 

 

    Ne çok da acılara tanık olmuştu bu yaralı yürek.. Şimdi soğuktan titreyen ve sığınacak bir dalı olmayan garib bir kuş gibi hissediyorum kendimi….

 

   Sonbahar;  ayrılıkların  mevsimi,  hüzün mevsimidir.  Hazan mevsimi demeyi tercih etmişimdir ben bu  mevsime..

 

 

 

    Hazan Mevsimine; ölüm mevsimi der kimileri de.. Haksız da değiller hani!      Sevdiklerimizi bir anda elimizden alıp koparan mevsimlerin en acımasız olanıdır o..

 

 

 

     Leylekler,  kırlangıçlar yine Güneye göç hazırlığı içindeler. Havalar iyiden iyiye de serinlemeye başladı. Sicim gibi yağmurlar yağacak. Yağmur taneleri cama vuracak, Arap kızı belki de bir kez daha camdan bakacak….

 

     Hazan mevsiminde kaybettiklerimiz mi ? Onlar camdan bir daha hiç bakamayacaklar ki…..Benim içimi acıtan gerçekte bu olmalı herhalde…Hazan mevsiminde bir kez daha göremeyeceklerim olmalı..

 

    Ellerim ceplerimde savrulan yaprakların yüzümü okşarcasına çarpmasına hiç aldırmadan yürüyorum. Hem de Barış Manço’nun güz yağmurları şarkısını mırıldanarak..

 

     “Sonbaharda olsa eskiden ne kalabalık olurdu bizim buralar”.. Şimdi yalnız bir adam ve 3-5 tane sokak kedisi. Sokak kedileri eşlik ediyor yalnızlığıma.. .   Kediler bana arkadaş olmuştu. Bir kedim bile yok diyen,  Sezen Aksu’ya inat bir sürü de kedim olmuştu..   

 

 

 

    Elimdeki iftariyeliklerden  bir parçasını da onlarla  paylaştım.. Akşamın soğuk yüzü kendini iyice göstermişti ki,  sokakta kalan bu  kimsesiz  dostlarıma da  veda ettim…

 

 

 

    Yağmur iyiden iyiye atıştırmaya başlamıştı. Yorgun adımlarıma yağmurlar da eşlik ediyordu.. İftarın olmasına az bir vakit kala TV açtım. Haberler tam mevsimine uygun tarz ve sanki benim duygularımı ispat eder nitelikteydi..  Şehit haberleri ve birde sel felaketi sonucu kaybettiğimiz  insanlarımız.. 

 

 

     Yapmıştı yapacağını hazan mevsimi…..Sanki  getirdiği serinliğini  azaltmak  istercesine  yine ocaklara ateş düşürmüştü..

 

    Güz yağmurlarını severim.  Felakete yol açabilecek tarzda yağan  yağmurlardan ise hep ürkmüşümdür…

 

 

    Haberlerde gördüğüm manzara karşısında ise şok oldum.. Yağmacılar; felaketten arta kalanları bir bir toplayıp getirdikleri arabalara yüklüyordu.. Herkes can derdinde iken böyle bir davranış karşısında insanlığımdan utandım.. Yazıklar olsun diyorum. Biz   Bu kadar mı arsızlaşıp  onursuzlaştık hırsızlaştık….

 

 

    Bir Ramazan gününde ordan aldıklarını evine götürürken  sıkılmaz mı?  bu  insanoğlu…  Utanmadan onları nasıl çalıpta  evine götürür. Aklım almıyor  arkadaş…  Helal ve haram kavramlarının ne olduğunu  ne çabukta unuttuk. Hem de bir Ramazan günün de olacak şey mi ?

 

 

    Biraz dan Yaprak dökümü dizisi başlayacak.  Yağmur ise halâ alabildiğine yağmakta.. Bosna Hersek ile Milli maçımız da var.. Aklım ise hepten   karma-karışık…

 

 

    İnşallah üzerimizdeki bu kara bulutlar dağılır demekten başka da bir şey gelmiyordu elimden….

 

 

    Sabah olduğunda  ise ilk işim sokak kaldırımlarına   bakmak oldu. Akşam kaldırımlar üzerinde bıraktığım  yaprakların hiç birinden eser yoktu…..

 

    Kör olası rüzgârlar(!) yine  anılarımın hepsini süpürmüşler…….

 

   

Yorum Ekle