TARIM BEKA MESELESİDİR…

0
97

Yılmaz Sergen
Gazetemiz; bölgemizin üretimdeki tükenişine çare olmanın, tarımdaki çiftçinin aleyhine dönüşen kısır döngüden çiftçi lehine bir çıkış yolu bulmanın ve köylünün tarlaya dönüşü için çözüm aramanın derdiyle dertlenmektedir.

Taşova Gazetesi ilçe, köy ve kasabalarımızı merkeze alan bir tarımsal kalkınma farkındalığı oluştururken mahalli yönetimlerin bu duruma ilgisiz kalması düşünülemez.


Daha önceki yıllarda gazetemizde kaleme aldığımız bir yazımızda, Kayserili iş adamı Kadir Has’ın Kayseri’deki yatırımları için söylediği şu sözü paylaşmıştık: “Ben doğduğum, büyüdüğüm bu topraklarla ödeşmeye geldim.” Bu, beni duygulandıran muhteşem bir sözdür. Allah hepimize doğduğumuz bu topraklarla ödeşmeyi, geriye dönüp hizmet etmeyi nasip etsin inşallah.


Mal, mülk ve makamlar geçicidir; hepimize belirli bir süreliğine emanettir. Bu makamlarda adını kalıcı olarak yazdıranlar; saygınlığını ve hayrını ileriye taşıyanlar, kısacası dua kapısını açık bırakanlar ve geleceğe dönük kalıcı eserler bırakanlardır. Hiçbir şey yapmadan, oturduğu makama değer kazandırmadan ve geleceğe yönelik bir iz bırakmadan görevini tamamlayıp gidenlere vah ki vah!
Kaymakamlığımızın, belediyemizin, diğer resmi kuruluşlarımızın ve servet sahibi zengin iş adamlarımızın gazetemizin farkındalık çabalarını realize ederek üretime can suyu olmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz.


Zeytin Vadisi Kelkit Grubu’nu oluşturan, MEB’den emekli, yaşları yetmişin üzerindeki eğitimcilerin bölgemizi zeytin ağaçlarıyla -maddi beklenti olmadan- gönüllü olarak buluşturma çabalarına bölgem adına minnettarım. Zeytin stratejik bir üründür; bölgemizin geleceği adına çok önemli bir kalkınma hareketi olacaktır. Gazetemizde zeytincilikle ilgili çok sayıda yazı yazılmıştır. Her resmi dairenin bahçesine, her evin bahçesine birer ikişer zeytin ağacı dikerek bu sürece bizler de katılabiliriz. Yetmiş-seksen yıllık ortalama bir insan ömrüyle; bin yıllık bir zeytin ağacının kaç kuşak torununuza miras kalacağını bir düşünün.


Gazetemizdeki muhtelif yazılarımızda, yoğun bakımda can çekişen tarımın kurtarılması için her kesimden yardım talebimiz olmuştu. Bir başka yazıda, “Devlet köylüsüne kol kanat gerip kucak açmalıdır, devlet köye inmeli ve köylüsüne dönmelidir.” demişiz. Zeytin, yedi neslinize bırakacağınız en değerli mirastır. “Zeytin bugünümüz, zeytin geleceğimizdir.” diyerek zeytinciliğin stratejik bir ürün olduğuna vurgu yapmışız. Tarımda tedbirsizliğin ve yerli üretimden vazgeçmenin gelecek adına bir beka meselesi olduğunu yazarak durumun vahametini onlarca yazıyla gündeme taşımaya çalıştık.
Yıllardır gazetemiz aracılığıyla tarımdaki tükeniş adına attığımız çığlıklar, nihayet Mecliste MHP grubunda gündeme taşındı. Dileğimiz odur ki konuşmanın ötesine geçilerek tarımdaki bu tükenişe bir an önce çözümler bulunur. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Meclisteki konuşmada şu ifadeler yer almıştır:
“TARIM, YARINI DA BESLEYEN STRATEJİK KUDRETTİR”
“Vatanımız; emekle yaşatılan, ekinle güçlendirilen, ekmek olup nimete dönüşen ve evlatlarımızla geleceğe taşınan bir emanettir. İşte bu sebeple tarım meselesine basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçinin gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakamayız. Tarım, toprağın hayatla buluşma biçimidir. Tarım; toplamda toprağın, milletin sofrasına ulaşma şeklidir. Tarım, nasibin devlet aklıyla birleşmesidir. Tarım, milletin yalnız bugününü değil, yarını da besleyen stratejik kudrettir.


Günümüz dünyasında bir millete diz çöktürmenin tek yolu işgal değildir. Dışa bağımlı hâle gelen millet, diz çökmüş demektir. Çiftçisi tarlasını terk etmişse, köylüsü bağını dağıtmışsa, devlet üreticisini kaybetmişse; o millet diz çökmüş, çocuklarının sofrasını başkasının denetimine bırakmış demektir. Kaşığının başkası tarafından doldurulmasına, karnının başkası tarafından doyurulmasına izin veren devlet hür değildir. Bu nedenle gıda güvenliği doğrudan doğruya bir milli egemenlik, bir milli beka meselesidir. Tarım meselesi ertelenebilecek bir yatırım kalemi; gıda güvenliği ise sadece bir politika başlığı değildir.
“BUGÜN TOHUMUNU KİM ÜRETİYORSA SAVAŞIN GALİBİ ODUR”
Savaş sadece tankla, tüfekle, füzeyle yürütülmez. Savaş bazen tedarik zincirinin kırılmasıyla, bazen boş market raflarıyla, bazen kepenk indiren esnafla, bazen de kapatılan pazar tezgahıyla olur. Bugün tohumunu kim üretiyorsa savaşın galibi odur. Bugün bir milletin sofrasına gelen aşı kim kaynattıysa savaşın galibi odur.
“TARIM MİLLİ MUKAVEMETTİR”
Kendi kendine yetebilen bir ülke olmak düş değildir. Kadere emanet edilmiş bir dua veya hamasi bir dilek hiç değildir. Bugün üretebilen ve ürettiğini tüketebilen bir Türkiye olmak; jeopolitik bir zorunluluk, milli bir gereklilik ve tarihi bir haysiyet meselesidir. Bugün dünyamızın içinden geçtiği kaotik dönemde; iklim baskılarının arttığı, su krizlerinin büyüdüğü, tarımsal üretimin jeopolitik bir silaha dönüştürülebildiği, lojistik hatların kırılganlaştığı, biyoteknolojik müdahalelerin ve denetimsiz gıda dolaşımının çoğaldığı bir vasatta tarımı sadece ekonomik verim meselesi olarak görmek basiretsizliktir. Tarım milli mukavvemettir. Tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım; tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye’dir. Türk milleti kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak veya yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir.
“NEREDE GAYRİMEŞRU BİR KAZANÇ ALANI VARSA DERHAL DEVLET ELİYLE KAPATILMALI”
Kara toprağa terini katık edip soframıza nimet ulaştıran çiftçimizi ve köylümüzü ezdirmemek de elbette bize düşecektir. Hem çiftçimizin alın terine hem de helal soframız için kesemizden çıkan kazancımıza göz dikenlere göz açtırmamalıyız. Tarımsal üretim alanında milletin emeği ve alın teri üzerinde haksız kazanç devşirerek kâr maksimizasyonu hedefleyen fırsatçıları tek tek belirlemeli ve nerede gayrimeşru bir kazanç alanı varsa derhal devlet eliyle kapatmalıyız.
GÜVENLİ GIDA MESELESİ
Tarım aynı zamanda nesillerimizin beden ve zihin sağlığını ilgilendiren milli bir meseledir. Bugün GDO’lu gıdalar, denetimsiz üretim biçimleri, tedarik zinciri bozulmuş gıdalar, kimyasal yoğunluk, sağlıksız tüketim kalıpları ve ithalata dayalı beslenme alışkanlıkları; Türk evlatlarının bedenine ve ruhuna yönelmiş en büyük tehlikedir. Gıda güvenliği kadar güvenilir gıdaya ulaşma konusu da son derece önemlidir. Güvenilir gıdaya erişim konusu; Türk milletinin yarını hangi bünyeyle, hangi dirençle ve hangi şuurla taşıyacağının meselesidir. Çocuklarımızın sofrasını korumak, geleceğimizi korumaktır.”
Tarımda çözüm üretilmeyen her gün, sahipsiz bırakılan her alan; tükenişe atılan bir adımdır. Tam bağımsızlığın ve bekanın tarımdan geçtiği bilinmelidir. Tarımda bağımlılık, gelecekte açlığa davetiye çıkarmaktır. Tarım, ülkeler için bir beka meselesidir…

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz