Görmek Sadece Gözlemi Olur!

Adamın biri ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa:

– Buraların yabancısıyım, parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:

– Ben de buraya ilk defa geliyorum ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor sanırım.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş ister istemez.

Çocuk:

– Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz ? diye gülümsemiş. Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

– İyi ama bunların parktan değil de tek bir ağaçtan gelmediği ne malum demiş adam ?

– Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez diye atılmış çocuk. Üstelik manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız.

Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir kağıt para çıkartıp teşekkür ederken fark etmiş onun kör olduğunu. Çocuk ise konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış adamın kendisini fark ettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken :

– Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim demiş. Görmeyi o kadar çok özledim ki. Siz görebiliyorsunuz değil mi ?

Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken :

– Artık emin değilim demiş. Emin olduğum tek şey, benden iyi gördüğündür.

Niye anlattım bu hikayeyi bilmiyorum ?

Ancak, Herkesin baktığı açıdan her şeyi gördüğünü ve o taraftan her şeyi değerlendirdiğini sezinledim bu hayatta. Gözlerinizi görmek istemediğiniz şeylere kapatabilirsiniz ama kalbinizi hissetmek istemediğiniz şeylere kapatamazsınız bu hayatta.

Seni çok seviyorum demekle yürek kanmıyor, önemli olan o sevgiyi yüreğe hissettirebilmektir. Sevdiğiniz bir çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir aslında. Uykularından uyandıramadığımız ne çok insan var ve En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez. Kalp gözüyle bakan, gözyaşıyla görür.
Mevlana’nın bir sözü bazen vurur tokadı bize, kendimize gelmemizi sağlar. Ne demişti Mevlana ;
“Dünya gözü ile bakan, yüzü; Gönül gözü ile bakan, özü görür…”
Aslında hikayeyi niye anlatmıştım tamda buydu işte söylemek istediklerim.
Efsanedir aslında anlattıklarım, kimde bulunur pek görmüşlüğüm yoktur. Ancak hikayelerde bulabilirsiniz bunları. Körler aydınlık bir dünya görürler karanlıkta , gönül gözü açılır, dünya gözü kapandığında. Çölün ateşi nihai bir sınavdır. Göz bağını yakar ve o zaman gönül gözü açılır, mucize ortaya çıkar…

Kalp gözü parıldayan bir insanın bir şeye bakıp da içinde hikmet görmemesi mümkün değildir.

Boyu posu, kaşı, gözü bir tavada eritmeli takva ölçeğine dökmeli insan. Tüm beşerin gözlerini bir zindana hapsedip, hadi gönül gözlerinizi açın diye bağırabilmeli.
Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.

Hırs insana özgüdür, onun mayasında vardır. Aç gözlüdür insan, hoyrattır. Ödediği bedel her defasında artsa da unutkandır. Onun doğasında mevcut olan bu şeytani enerjiyi durduracak yegâne ise hikmettir. Hikmet, varlığın özündeki düzeni görebilme ve o uyumun dışına çıkmama basireti. Mektebi medresesi yok bunun. Basiret. Yani gönül gözü , yani sezgi …

Sevgide fedakarlık yolunu bulamayanları; asla gönül kapınızdan içeri sokmayın !!

Kalp gözümüzle bakmak dileğiyle …

Yorum Ekle