TÜRKİYE MUHALEFETİ

Demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin tek hedefi vardır. İktidar olmak. İktidar olabilmek için iktidara geldiğinizde neler yapacağınızı, millete neler vereceğinizi projelendirmek suretiyle sunmanız gerek. Eğer proje sunumundan sarf-ı nazar eder de iktidar partisini yıkma amacına yönelerek politikalarla iktidar olmayı düşlerseniz, millet böyle düşünenlere iktidar vermez. Tarih böyle gösteriyor.


 

Adnan Menderes’i CHP’nin tek parti suntası, Süleyman Demirel’i, 1960 ihtilalinin bir anlamda zulmü, Bülent Ecevit’i 12 Mart’ın entrikası, Turgut Özal’ı Kenan Evren’in Turgut Sunalp’ı başbakan atayıp (Adeta) halka onaylatma diktası, Recep Tayip Erdoğan’ı da Koalisyonların başarısızlığı; yine bu koalisyonların anti demokratik güçler ile iş birliği yapmak suretiyle halka rağmen yönetim anlayışı iktidar yapmıştır.

 

Bu anektodları tek tek izaha sanırım gerek yok. Yaşı ve araştırması yerinde olanlar olayları gayet net hatırlayacaklardır.

 

Bu günkü muhalefet maalesef iktidar olma yolu olarak tek yolun iktidardaki parti olan Ak Partiyi yıkma yolu olduğu yanılgısı içine düşmüştür. Bütün muhalif partiler ve bütün muhalif düşünceler Ak Partiyi yıkarsak iktidar oluruz sanıyorlar. YANLIŞ!

 

Olamazsınız, olamayacaksınız! Ne zaman ki alternatif proje üretirsiniz, ne zaman ki, halkın istek ve ihtiyaçlarına doğru teşhis koyar uygun proje üretirsiniz, ne zaman ki; söylemlerinizle yaşantınız birbirine uyar, ne zaman ki; Yönetime hakim olursunuz, ne zaman ki; kadrolarınızı; sadıklardan ve layıklardan seçersiniz, ne zaman ki; dünyaya ve yeniliklere açık olursanız, ne zaman ki; günü kurtaran değil yarını gören ve yarını çözen olursanız, ne zaman ki, ANLAYAN olursanız o zaman iktidar olursunuz.

 

Aksi takdirde soruyu kendiniz sorup cevabı kendiniz veren olarak kalırsınız. Ana muhalefetin başındaki sayın genel başkan özellikle takip ediyorum hep kendisi soran kendisi cevap veren konumunda.

 

Vermezler, size bu anlayış, bu politika, bu yaklaşım, bu söylemlerle iktidar vermezler, vermeyecekler!

 

Bu söylemlerimizden dolayı bize kırılan dostlarımız, arkadaşlarımız olduğunu çok iyi biliyorum. Ama dostlarımız sevinse de kırılsa da gerçek değişmiyor ki. İnsanlara eleştiri yaptığı için kızmaya hakkımızın olmadığını düşünüyorum. Yaptığımız eleştiriye kızmak yerine söylenenlerin doğru olup olmadığını hesaplamamız gerek.

 

“İKTİDAR DALI” başlıklı yazımızdan dolayı yapılan eleştirileri acımasız bulduğumu beyan etmem gerek.

 

Sevgili dostlar dünyada hiçbir kararın doğrulup verildiği zaman değil, sonradan belli olur. Bu söylediklerimizin doğruluğu 12 Haziran seçimlerinden sonra belli olur. Söylediklerimizde yanlışlık varsa onu düzeltmekten asla çekinmeyiz. Kendi adıma inanıyorum ki “özür dilemek bir erdemdir” gerektiğinde bu erdemi göstermekten asla imtina etmeyiz.

 

Belirtmeliyim; bu güne kadar yazdıklarımızda ve söylediklerimizde özür dileyecek her hangi bir söylem görmüyorum.

 

Yarınımız bu günümüzden daha güzel olsun dilerim.

Yorum Ekle