SUÇLUYUZ…

Yılmaz Sergen
Daha iyi olmayı hiç boşuna beklemeyin. Bu kafa yapısıyla iyi olmak kapımıza kadar gelse bile, her şey benim ya da benimle olanın kazanması üzerine kurulmuş bir düzenin başarılı olduğu hiç görülmemiştir.
Emin olun ileride de olmayacaktır.
Senelerdir Bu mümbit, verimkâr topraklarda varlık içerisinde yokluk çekmemizin nedeni şuydu, buydu, değil tavan yapan bireysel egoizmdir.
Suçluyuz: Sen, ben, hepimiz…
Hakkımız olmayanı hak edenin elinden haksız bir şekilde alma alışkanlığımızdır.
İyi olmamız için zaruri olan rekabeti, niteliği, liyakati bir türlü sevemedik, kabul edemedik. Sonrada başarısızlığın, verimkâr toprakların verimsizliğinin sebebi olan kusurlarımızı örtmek için ütopik gerekçeler uydurduk.
Kusurlarımız üzerimize yapışmadı. Yapıştıracak onlarca fail bularak toplumun önüne boca ettik. İşi gücü bırakıp toplumdan doğruları saklamak için, algı yönetimiyle inanmalarını sağladık.
İnandılar, inanmayanları akıl almaz bir şekilde vatana ihanete kadar suçladılar.
Bunun yanlış olduğunu bildiğimiz halde akla ziyan, inadına savunduk. Hâlbuki rekabet kalkınmanın, nitelik iyiliğin, liyakat başarının olmazsa olmazıdır.
Rekabetin kaliteyi ve ucuzluğu getirdiğini bildiğimiz halde, bizden daha iyi ve ucuza yapabilecek birini elemek adına muktedirlerin kapısını aşındırmak iş kapımız, geçim kaynağımız oldu.
Kapı aşındıranlar kazanırken devlet, millet toptan tüm ülke madden ve manen çok şey kaybetti.
Gerekli olanı değil gereksizi, Kaliteli ve ucuzu değil pahalı ve kalitesize olsun denmesi için bütün argümanlar kullanıldı. Bunun için senelerdir varmamız gereken hedeflere bir türlü ulaşamadık. Varlık içerisinde yokluğa rıza göstermemiz öğretildi.
Vehbi KOÇ oğlu Rahmi KOÇ’a”İş hayatımda hiçbir adamı işe almadım, işe adam aldım. Kıramayacağım kişi gönderdiyse verdim parasını kenarda oturttum işe karıştırtmadım”
Etrafınıza bir bakın, hak etmediği, birikim ve liyakati dip yapmış, işgal ettiği makamı küçük düşüren, verebilecek hiçbir şeyi olmayan onlarca insanın hısım, akraba, hemşeri kontenjanından makamlarda devletin kaynaklarını hovardaca heba ettiğini görebilirsiniz.
Yeterliliği olmayan seçilmiş bu insanları makamlara oturtmak için yazılı normların üstünden geçerek, yok sayarak, olmadık yollara başvurulmasını sıradanlaştırdık.
Aynı şekilde birikimli, idealist insanların bu yanlışımız yüzünden ülke dışına gitmeye zorlandıklarını biliyorsunuz. Elimizden kaçırdığımız bu insanların gittikleri yerlerde başarıları bile bizi uyandırmaya ya da utandırmaya yetmedi.
Her alanda yeterliliği olanların ucuz gerekçelerle elenmesi bu ülkeye verilebilecek zararların en büyüğüdür. İnsan kaybıdır, imkân kaybıdır, kaynak israfıdır, zaman israfıdır.
Koskoca ülkenin geleceğinin yok edilmesidir.
Ülke tamamının vergileri, emekleriyle oluşan kaynaklarıyla yapılanlar üç beş insanın kazanması üzerine değil, devletin, tüm ülke halkının kazanması üzerine kurulmalıdır.
Ben değil biz olmalıyız. Hiç birimizin yok sayılmayacağı, emeklerinin zayi edilmeyeceği, Hepimizin kazanacağı, ülkemizin daha iyi yerlerde olabileceği bir seçenek her zaman vardır. Senin benim adamı değil, devletin, halkın adamı olacak ülkenin çıkarını her şartlarda önceleyecek bir kafa yapısı…
Bir olmanın, birlik olmanın yolu, fırsatların eşitlenmesi hak edenin kazanmasıyla olur.
Ötekisi her şartlarda kaybetmektir.

Yorum Ekle