SANAT VE SANATÇI DOSTU İDOL BİR BAŞKAN

Bir önceki yazımızı “Bugünlerde yaşadığımız mahalleyi, köyü, beldeyi, ilçeyi ve kenti yönetmeye talip yönetici adayları görücüye çıktılar. Yolları açık olsun; onların yönetim beceriler ile birlikte sanat ve estetik duyarlılıkları da yaşadığımız kente bağlılığımızı artıracaktır.” diye bitirmiştik.

 

Tam da sözü buraya getirirken baktım ki ulusal bir televizyon kanalında canlı yayında sanat ve sanatçı dostu bir belediye başkanıyla söyleşi yapılıyor.Program konuğu Ankara’nın Altındağ İlçesi Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, iki dönemdir Altındağ’da yaptıklarını ve geleceğe ilişkin projelerini anlatıyor. Tacettin Dergahı yakınlarında nostaljik bir ortamda eski bir Ankara konağında gerçekleştirilen programı baştan sona dikkatlice izledim. Başkanın söylediklerinin eksiği var, fazlası yok içimden “helal olsun” dedim.

 

Veysel Başkan; eskilerin “nevi-i şahsına münhasır” dedikleri özellikte bir yönetici olmakla birlikte aynı zamanda bir doğa dostu, gerçek bir sanat ve sanatçı dostudur. Programda, Necip Fazıl Kısakürek üstattan aktardığı bir anekdot adeta onun dünya görüşüyle birlikte yönettiği kente sanat ve estetik kaygısıyla bakışını ve sevgisini özetler gibiydi.

 

Hatırlayabildiğim kadarıyla paylaştığı anekdot kısaca söyle idi: Üstat bir gün arkadaşlarıyla sohbet ederken, yanındakilere “Frenleri boşalmış bir arabada yolculuk mu yapmak istersiniz, yoksa sanattan ve estetikten anlamayan bir yöneticinin yönettiği bir kentte mi yaşamak istersiniz” diye bir soru yöneltir. Ve merhum üstat onların cevabını beklemeden “Ben birincisini tercih ederdim” diyerek sorduğu soruyu yine kendisi cevaplar.

 

Yaşadığınız kenti yöneten yöneticilerde sanat ve estetik duyarlılığı yoksa kelimenin tam anlamıyla o kente yazık olmuş demektir. İsterseniz o kentin içinden en güzel ırmaklar aksın, tabiat harikası bir bitki örtüsü ve iklimi olsun, nice gönül ehli insanları olsun fark etmez. Kente baktığınızda çarpık mimari dokusu ve estetik anlayışsızlığı içinizi karartıyorsa, bunların hiçbiri bir kıymet ifade etmez, o kente bin kere yazık olmuş demektir.

 

Altındağ, Orhan Veli’nin  “ALTINDAĞ” şiirinde bahsettiği eski yerleşim Ankara ile birlikte Cumhuriyet döneminde oluşan varoşların ve hızla çoğalan gecekondu mahallelerinin yer aldığı büyükçe bir fakir fukara semtidir. Lakin Veysel Başkan Altındağ için bir şans olmuştur. Son sekiz yıl içinde Altındağ’ın çehresi değişmiş, değişmekle kalmamış adeta eski ile yeninin sentezi yepyeni bir Altındağ doğmuştur.

 

Bunları tam da seçim arifesinde Veysel Başkana kıyak olsun, tabiri caizse yağcılık olsun diye yazmıyorum. Zaten onun buna ihtiyacı da yoktur, bilirim. Kendisiyle yakın bir tanışıklığımız da yoktur! Lâkin, doğruları söylemenin erdem olduğuna inananların giderek neslinin kesilmek üzere olduğu günümüzdedoruya doğru, eğriye eğri diyebilme adına bunları paylaşıyorum. Yalancılar, dalkavuklar, yalakalar ve riyakarlar bizden uzak dursun! (Onlar; bir sonraki yazının konusu olacak!)

 

Kırk yılı aşkın bir süredir Ankara’da yaşayan ve Altındağ’da ikamet eden birisi olarak Altındağ’ın dününü de bugününü de çok iyi biliyorum. Son sekiz yılda yapılanları Cumhuriyet döneminin seksen yılında yapılanlarla kıyaslamak bile abesle iştigal olur, yapılanlar ortadadır.

 

Hangisinden bahsedelim? Altındağ’da gerçekleştirilen her proje başlı başına bir yazı ve araştırma konusudur. Başta romanlara ve filmlere konu olan nice hayatların yaşandığı efsanevi Ulucanlar Ceza ve Tevkif Evinin müzeye dönüştürülmüş olması bile başlı başına bir sanat duyarlılığının eseridir. Hacı Bayram Camii ve çevresinde, Ankara Kalesi ve çevresinde, Hamamönü’de ve Tacettin Dergahı çevresinde yapılan restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları Veysel Başkanın sanat ve estetik anlayışının ve bu konudaki titizliğinin birer göstergesidir.

 

Eski Ankara varoşlarında ve gecekondu mahallelerinde yapılan ve halen devam etmekte olan büyük çaplı kentsel dönüşüm çalışmalarını ve mega yatırımları bir tarafa bırakıyorum. Altındağ sınırları içinde son sekiz yıl içinde hizmete açılmış onlarca park ve yeşil alan ile kültür sanat üniteleri başlı başına bir estetik bakışın ürünüdürler. Hemen hemen her mahallede birkaç tane olmak üzere hizmete açılmış gençlik merkezleri, kadınlar kültür merkezleri, sosyal ve kültürel tesisler,  yapılıp milli eğitime devredilen onlarca anaokulu ve diğer eğitim tesisleri bu örneklerden sadece birkaç tanesidir.

 

Yine Altındağ sınırları içinde birçok semtte ve mahallede son sekiz yıl içinde yirmiye yakın çok amaçlı kültür ve sanat merkezi hizmete açılmıştır. Bu kültür merkezlerine Yunus Emre, Mehmet Akif Ersoy, Cemil Meriç, Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Cahit Zarifolu gibi Türk kültürüne, sanatına ve edebiyatına damgasını vurmuş isimlerin verilmesi bile Veysel Başkanın sanata ve sanatçıya saygısını, hürmetini, geleneğe sımsıkı bağlılığını anlatmak için yeterlidir sanırım.

 

Her mesleğin unutulmaz iz bırakmış meslek büyükleri ve üstatları vardır. Örneğin Vali denilince hemen hemen herkesin aklına ilk gelen isim merhum Recep Yazıcıoğlu’dur. Milletin gönlünde taht kurmuş, yaşarken “Halkın Valisi” olarak anılmış ve halen böyle anılmaya devam etmektedir. Bunun gibi; Belediye Başkanı denilince de ilk akla gelebilecek üç beş isimden birisinin Veysel Tiryakiolduğunu düşünüyorum. Öyle inanıyorum ki önümüzdeki yerel seçimlerde de yüksek bir oy oranıyla üçüncü kez seçilecektir. Ve ustalık döneminde Altındağdaima ve her zaman ilgi gören, tercih edilen bir kent olacaktır.

 

Sonuç olarak “Yaşadığımız kentin yönetimine talip olan başkan adayları hangi partiden ve hangi dünya görüşünden olurlarsa olsunlar Veysel Başkanı izlesinler, onu örnek alsınlar, onun ekibiyle iletişim kursunlar, onun projelerini örnek alsınlar. Ayrıca sanat duyarlılığına ve estetik zevkine sahip olsunlar; her şeyden önce bir doğa dostu, gereç bir sanat ve sanatçı dostu olsunlar” diyorum.

 

“Niyet hayırsa, akıbet hayırdır!” Yaşadığımız kent kazansın dileğiyle, sanat ve sanatçı dostu tüm adayların yolu ve bahtı açık olsun!

 

A.Yusuf Kuyucaklıoğlu

Yorum Ekle