Gelmeyen Matbaa

Sevgili dostlar. Dünyada yaşayan topluluk yalnız biz değiliz. Dünyada hür, bağımsız, laik, insan hak ve hürriyetlerine göre idare şekli olan tek ülke de biz değiliz. Yaşadığınız ülke demokrasi ile idare ediliyor ise orada çok seslilik, bol eleştiri olacak demektir. Kanunlar ve anayasamıza bakıyoruz; yarı İsviçre, yarı Fransa karma bir anayasa-mız olduğunu biliyorum. Eğer yanlış ise okurlardan özür dilerim. Çünkü insan hak ve hürriyetine uygun bu karma yasa bizim yaşam şeklimize uygun bulunmuş ki; yasa yapıcılar böyle çizgiyi belirlemiş.


İnsanlar ve topluluklar insanın yaşam tarzı sürekli değiştiği gibi yasalarda zaman zaman bazı değişiklikler yapılmak durumunda kalıyor. Hani bir söz vardır; “değişmeyen tek şey: Değişim” diye. Anayasamızın örnek alındığı ülkelere bakıyoruz, bazı değişiklikleri halk bile duymuyor. Aklıma şu geliyor, çok kitap okumasak bile her şeyi takip eden bir toplumuz. Ne hikmetse bir eksikliği giderirken çok reaksiyon gösteriyoruz. Eleştirmek, derinlemesine soruştur-mak gerçekte güzel bir şey. Çünkü çok seslilik demokrasinin nimetlerindendir. Bir baş örtüsü alameti almış gidiyor. Gerçekte böyle bir sorun varsa yetki verdiğimiz bir hükümetimiz var. Biz onları günlük kokteyllerle zamanı harcasın diye seçmedik. Bu bir ihtiyaç ise düzeltmesi de siyasilere düşer. Kafası açık olanda benim evladım, kafasını kapatmak isteyen de bizim evladımız. Aslında onlara bilmeden veya fark etmeden kötülük yapıyoruz. Onlar birbirleri ile kardeşane yaşıyorlar, kimse kimsenin saçına başına karışmaz. Galiba bizi idare eden siyasilerin kafalarında sorun olduğunu zannediyorum.


Bakıyorum ilk Türk matbaası 16 Aralık 1727’de kurulmuş. İbrahim Müteferrik bey ilk açıldığı yıl imparatorluğun sancılı iç karışıklıkları nedeniyle ilk kitabını 1729 yılında yayınlamış, 1794’e kadar 66 yılda ancak 18 yıl çalışabilmiştir. Bu yıllar içinde toplam baskısı 27 bini geçememiş, 23 kitap yayınlayabilmiş bu rahmetli büyüğümüz katiplikten matba sistemine geçişte Allah bilir ya ne sıkıntılar, ne engellemelerle karşılaşmıştır, insan düşünmeden edemiyor. Hep deriz ya Osmanlı bilimden, teknolojiden uzak kaldı. Bu üstün teknoloji nimetini kabullenemediği için koca imparatorluğu bitirdi deriz. İnanın abartılı değildir. Herkesin bu fikri benimsediğini kendim gibi biliyorum. Tavuk bir yumurta verecektir, holluğa yatan kıyameti kopartır, halbuki verdiği yüz gramlık bir yumurtadır. Tavuğa sorsak bu kadar alametini, onunda haklı yönleri mutlaka çıkacaktır. Yani şuna gelmek istiyorum. Gerçek bir Avrupalı gibi kırmadan, dökmeden, medenice tartışarak bir yasayı çıkaramaz veya değiştire-meyiz. Bakıyoruz matbaanın gelmesine göreki zamandan daha çok okur yazarımız var. Üniversite sayımız kat kat fazla, yetişmiş insan kaynağımız, yani mektepli sayımız makale yazmaya gerek bile duymuyor. Bu kadar alamet ve kıyametle yürürlüğe koyduğumuz, yasalarla yaptığımız çalışmalar ortada. Avrupada ve bizdeki ekonomik veriler de ortada. Yüksek gelir seviyesinde bir toplum olmamız gerekmez mi? Hayır. Beyler bu böyle olmuyor. Matbaa gelsin mi gelmesin mi tartışmalarını yıllarca yapmışız. Elimizde kalan koca bir hasta adam.


Önderimiz Atatürk, yönümüzü de, beynimizi de nelere yormamızı bizlere göstermemiş mi? Vicdanı hür, fikri hür dememiş mi? O zaman bırakalım insanlar kendine yakış-tırdığı ne ise o giysin tabi. Bu yasalarla çerçevesi çizilmesi gerekir diyoruz. Aylarımızı bu meselede harcamamız biraz fazla oluyor. Çünkü yapılacak çok iş var. İs-tihdam sorunumuz, sağlık sorunlarımız, daha sayamayacağımız yüzlerce sorunumuz varken bu meseleye kilitlenmemiz ileri medeniyetler yarışında neden bu kadar geride kaldığımızı daha iyi anlıyoruz.


Enerjimizi o çocuklarımızın saçına, başına kafa yorarken, onlar okulu bitirince ne yapacak, hangi laboratuarda ülkemizin gelişmesine çalışacak, hangi buluşlara imza atacak diye düşünmek aklımızdan geçmiyor. İnsanı açıdan sorunun kökünde bu yatıyor. Bir acı gerçekte ait olan uluslararası toplum malı olmuş bir marka veya buluşa rastlamadım. Baş örtüsü sorunuyla kafa yorarken, neden hâlâ buradayız cevabını bulacağınızdan eminim.


Sağlıcakla kalın.

Yorum Ekle