BU GEMİDE HEPİMİZ YOLCUYUZ

Günlerdir ülkemizin üstüne bir kâbus gibi çöken yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla ilgili bilgi kirliliği ve deformasyon toplum psikolojisini alt üst etti. Olanların aslı nedir, işin sonu nereye dayanacak anlaşılmadan; her kafadan bir ses çıkmaya başladı. Her olayda olduğu gibi herkes gönlünden geçtiği gibi ve olmasını istediği şekilde konuşur hale geliverdi.

 

Hal böyle olunca da tabiri caizse  “it izi kurt izine karıştı”. Yazılı ve görsel basını ve dahi sosyal medyayı dikkatlice takip etmeye çalışıyorum. Tarafsız ve aklı başında yorum yapan, görüş beyan eden kalem neredeyse yok gibi. Felaket tellallığı almış başını gidiyor; bunlar kimlerin ekmeğine yağ sürüyor anlamak güç!

 

Mahallede, sokakta, işyerinde vatandaş aş derdinde, ekmek derdinde, geçim derdinde kimin umurunda! Özellikle sosyal medya ve bazı basın yayın organları vasıtasıyla sürekli olumsuz, kötümser ve saygı, sevgi seviyesinden yoksun bir bilgi kirliliği pompalanıyor devamlı olarak.

 

İlgili bakanın açıkladığına göre son bir hafta içinde halka açık şirketlerin değerinde tam 20 milyar dolar düşüş yaşanmış! Bundan kimler kârlı çıktı acaba? Oysa böylesine tüm toplumu ilgilendiren önem derecesi yüksek ortak çıkarlar söz konusu olduğunda daha da dikkatli, soğukkanlı ve aklıselimle hareket etmek gerekmez mi? Bu gemide hepimiz yolcuyuz, gemi battığında bu felaket tellalları kendilerinin kurtulacağını mı zannediyorlar?

 

Aylar, belki yıllar öncesinden başlayıp sürdürülen bir izleme ve takip operasyonu seçim arifesinde ve tam da bütçe görüşmelerinin yapıldığı sırada basına servis ediliyor. Gerçekten kötü niyetli değilseniz; madem bu operasyonu şimdiye kadar gizlilik içinde yürüttünüz, sonuçlandırıp öyle açıklasaydınız ya!

 

Elbette, kim zerre kadar bir hukuksuzluk yapmışsa, tüyü bitmedik yetimin hakkına el uzatmışsa sonuna kadar hesabı görülsün, buna kimsenin itirazı olamaz, olmamalıdır. Tutuklanan zanlılara ilişkin görüntüler; ailelerine varıncaya kadar yapılan hakaret noktasına varan ithamlar, yorumlar, yargısız infazlar ve toplu linç psikoloji neyin nesi ve ne hakla yapılabiliyor anlamak mümkün değil.

 

Bütün bu yapılanlarla evrensel hukuku en temel ilkelerinden olan “masumiyet karinesi” başta olmak üzere hukukun üstünlüğü, insana ve insan haklarına saygı noktasında ne kadar samimiyetsiz olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı. Medeni toplumlar seviyesine ulaşmak için daha çok yol almamız gerekiyor, bunun için sadece belirli ve önemli günlerde nutuk atmak yetmiyormuş, anlaşıldı!

 

Şu son birkaç gün içinde basın mensubundan politikacısına, ekonomistinden işadamına, akademisyeninden din adamına, mürekkep yalamışından sade vatandaşına kadar neredeyse toplum ikiye ayrışıverdi! Kimisi beddua, kimisi dua eder oldu. Diyanet İşleri Başkanlığı Müslümanın beddua etmesinin caiz olmadığına dair fetva verdi!

 

Bense bütün bu olanlar ve devam edegelen enformasyon kirliliğinden kaçıp asude bir limana sığınmaya çalışırken Bizim Yunus’un şu dizelerini hatırlayarak teselli bulmaya çalıştım. Ve “Allah devletimize milletimize zeval vermesin” duasını tekrarlayıp durdum!

 

Müslümanlar zamâne yatlı oldu,
Helâl yenmez, haram kıymetli oldu.

Harâm ile hamir tuttu cihânı,
Fesâd işler eden hürmetli oldu.

Peygamber yerine geçen hocalar,
Bu halkın başına zahmetli oldu. (Yunus Emre)

 

Son bir haftadan beri yazılı ve görsel basın ile sosyal medyayı istila eden enformasyon kirliğinin içinde olayın aslı ikinci planda kaldı. Bilerek, bilmeyerek her olayda olduğu gibi her kesimden vatandaşlarımız ayrıştırılmaya gayret edildi. Bir taraf körü körüne iktidar savunuculuğu yaparken, bir taraf da körü körüne muhalefet görevi yapmaya gönüllü oldu. Gerilim yükseldi, ülke bir anda keskin bir şekilde siyasal tartışma ortamına sürüklendi.

 

Bu satırların kaleme alındığı saatlerde çocuklarının adı rüşvet ve yolsuzluk skandalına karışan bakanların istifa ettikleri haberi duyuldu. Olması gereken ve etik olan da buydu zaten! Şimdi herkese sağduyulu ve soğukkanlı davranmak düşüyor. Hep birlikte izleyip görelim; bütün eksikliklerine ve kusurlarına rağmen hukuka ve hukukun üstünlüğüne güvenelim! Kendimizi bazen savcı bazen hakim yerine koyup, yargısız infaza pirim vermeyelim.

 

Ülkemizin dirliğine, birlik ve beraberliğine kasteden kötü niyetli iç ve dış mihrakların ekmeğine yağ sürecek davranışlar her kesimin aleyhine olacaktır. Bütün olumsuzluklara ve beklenmedik krizlere rağmen ülkemizi seviyoruz, bu ülke hepimizin. Başka çalacak kapımız, gidecek yerimiz yok!

 

Allah devletimize milletimize zeval vermesin!”  

 

A.Yusuf Kuyucaklıoğlu

Yorum Ekle