12 EYLÜL

   Eylül ayı geldiğinde insanlarda hüzün başlar. Yaz ayının güzellikleri, yeşillikleri bol meyve ve sebzenin tükenişi, toprak kendisini yeni bir düzene hazırlamak için sonbahar ve kış aylarından alacağı güce bırakır. İnsanlığa ve canlılara yine ihtiyaçlarını vermek için kendisini hazırlar. İşte böyle bir ayda yapılır; ’12 EYLÜL FAŞİST DİKDATÖRLÜĞÜ’. Zamanın ve günün seçilişi ve 12 Eylül’e hazırlanışı elbette ki önemlidir. Maraş olayları, 1972 İstanbul Taksim 1 Mayıs katliamı, Çorum’daki katliamlar…. Buna benzer binlerce olay. ABD başkanının dediği (bizim çocuklar yaptı!) cümlesinin ne anlam ifade ettiğini sanırım sorgular okuyucu.


 


12 Eylül darbesi yapıldığında Niğde Cezaevindeydim. Ekimin 17’sinde tahliye oldum.Taşova’ya geldiğimde 15 gün ancak kalmıştım evimde, 12 Eylül darbecileri ve onun uzantıları suçlu arıyorlardı, hem de potansiyel suçlu. O suçlu  da elbette ki kim olur? Sistemin işleyişine muhalif olan ben ve benim gibi olanlardan başka. Halbuki 12 Eylül öncesi dönemi ben cezaevinde geçirmiştim, adli bir olaydan dolayı. 12 Eylül sonrası gözaltına alınışım devlete karşı örgütleme yapmak, Türk Ceza Kanununun 141-142. maddelerine gözaltı süreçleri başladı, defalarca gözaltı ve işkencelerden geçtik yüzlerce insan.


 


      12 Eylül’nün yapılışının sebeplerini açıklarken KENAN EVREN; Atatürkçülüğü, laikliği tesis etmek için yönetime el konulduğunu beyan eder. 12 Eylül döneminde Atatürk yüceltildi, köy meydanlarına Atatürk büstlerini dikme yarışı başlatıldı, alevi köylerine camii yaptırma yarışı da beraberinde geldi. K.Evren mitinglerde Atatürk’ü öven konuşmalar yapıp, arkasından Kur’an’dan ayetler okuyup, idamların caiz olduğunu anlattı. Ortaöğretimde din derslerinin anayasayla zorunlu hale getirildi. Hiç unutmam, seyyar satıcılar manzara fotoğrafı satanlar birdenbire darbecilerin beşli fotoğraflarını basıp satmaya başladılar. Kahvecisinden esnafına kadar herkes alıp, çerçevelettirip baş köşeye astılar.


 


      12 Eylül 1980 darbesinde 650 bin kişi gözaltına alındı. 230 bin kişi yargılandı, 517 kişi idam cezasına çarptırıldı, 49 kişi idam edildi, 171 kişi işkencede öldürüldü, 30 bin kişi yurt dışına kaçtı, binlerce kişi de  işkenceden sakat kaldı.


 


      12 Eylül darbesi bugünü dünden hazırladı. Kendisini de korumak için anayasanın 15. maddesiyle o günün tüm yöneticilerini, bugün ki anayasaya hazırlayan danışma meclisini korumak için 15. maddeyi sabitleştirdi. 82 anayasasının oylamasında yaptığı miting konuşmalarında ‘anayasa oylanmazsa darbe devam eder, ben bu anayasaya kefilim’ diyen konuşmalar yaptı ve %92 oyla kabul edildi. (ASMAYIPTA BESLEYELİM Mİ ) diyenlerin anayasası…


 


Elbette ki her şeyin sorumlusu bir askeri darbe değil,tam tersine kendisini sürdüre kılmak için neoliberal bir programa ihtiyaç duyan, 24 Ocak kararlarıyla askeri darbe yaptıran kapitalizmdir. 12 Eylül Türk islam sentezi üzerinden tek tipleştirme, tek din, tek millet diyerek itaatkar bir toplum projesini yukarıdan aşağı dizayn ederken “hak isteme,verilene razı ol!” sermayenin vurgun ve talanının önünü açarak dikensiz bir gül bahçesi hazırladılar.


 


   12 Eylül her şeyiyle devam ederken demokratik açılım ve Kürt açılımı gibi birçok açılımı gündeme alan hükümet ve yöneticisi çözümü kendi mantığına göre çözmeden yana. Türkiye sermayesinin orta doğudaki Irak’tan ABD askerlerinin çekilmesiyle birlikte boşluğu doldurmak için ve de inşaat sektörü ve benzeri pay almak için bu açılımlara girmiştir. 30 yıldır süren savaşın bir çözüm olmadığı, nasıl ki her yokuşun bir inişi varsa, her savaşında bir barışı vardır. Ama onurlu bir barış kendi geçmişiyle hesaplaşarak binlerce faili meçhul cinayet ve de darbecilerin yargılanmasıyla olur. Eğitimde sendikal haklarda, özgürlüklerde işsizlikleri de içine alan bir barış olsun bunun adı!!!!!

Yorum Ekle