YENİ YIL / YENİ UMUTLAR

Gündemde sıcaklığını koruyan ülkemizin ve dünyanın devasa sorunları ve bu sorunların çözüm yollarına ilişkin ateşli tartışmalar eşliğinde 2013 yılını geride bırakırken, her yıl olduğu gibi yeni bir yıla daha yepyeni umutlarla giriyoruz.

         Umut sözcüğü herkes için çok şeyler ifade eder sanırım. Özellikle şairler, sanatkârlar, gönül ehli rindler hayale dayalı umutlarla geleceğe bakarlar, çevrelerine de umut aşılarlar. Politikacılar, yöneticiler, işadamları ve muhasebeciler de ne umduk ne bulduk kaygısıyla, yani reel faktörlerle, kar-zarar hesabına dayalı olarak geleceğe ilişkin planlar yaparlar.

Kendi halinde yaşama sarılan sıradan insanlara gelince; onlar için kelimenin anlamıyla tam da bir sığınma kapısıdır umut! “Umut fakirin ekmeğidir” atasözümüz bu gerçeği yansıtır. Bir de“Umutlar olmasaydı fakirler helak olurdu!” diye bir Arap atasözü var ki, özellikle biz doğu toplamları için söylenmiş en anlamlı söz olsa gerektir. Bir bakıma umut, toprağa atıp atmadığımızı bilmediğimiz tohumun yeşermesini görür gibi olmaktır adeta!

Doğu toplumlarında durum böyleyken Batı’da farklı mı? Batı insanı da refah ve yaşam düzeyi ne olursa olsun umut’tan umudunu kesmemiştir hiçbir zaman. Ancak onlar kendilerince biraz daha rasyonel ve realist beklentilerden söz ederler. Almanların ünlü şairi ve düşünürü Goethe’nin “Az umut edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır!” şeklindeki ünlü özdeyişi biraz mistik bir düşünceyi ifade etse de daha çok maddi bir anlayışın yansımasıdır.

Dolayısıyla, şöyle geriye dönüp baktığımızda “Ne umduk, ne bulduk!” sorusunun cevabı her birey ve her toplum için farklı farklı olacaktır. Bırakınız çok eskilere gitmeyi, henüz yeni uğurlamakta olduğumuz yıl içinde neler kaybettik, neler kazandık? Şöyle bir düşündüğümüzde geride bıraktığımız 365 günün insan hayatında bir bakıma çok uzun, bir bakıma ise bir anlık kısacık bir zaman dilimi olduğu görülür.

Nice dostlarımız vardı birlikte olduğumuz, kederleri ve sevinçleri paylaştığımız, hasbihal ettiğimiz, telefonla görüşüp sesini duymaktan mutlu ve umutlu olduğumuz! Bugün onların sadece hatırları var belleğimizde hiç unutmadığımız ve unutamayacağımız!

Gelecek yıla ve yıllara kim öle kim kala? Bir bakıma her şey“Bir varmış, bir yokmuş!” gibi. Diğer taraftan yaşamak, her şeye rağmen ne kadar güzel bir ayrıcalıktır!  O halde bir taraftan geleceğe umutla bakarken, bir taraftan da an’ı hakkıyla yaşamak lazım diye düşünüyorum. Bu hususta değişik fikirler öne sürülebilirse de kültür geleneğimizin büyük üstatlarının deyimiyle“Şu gökkubbe altında hoş bir seda bırakmak” bir insan için ne kadar önemli ve güzel bir haslettir!

Her ne olursa olsun; yıl sonu/yılbaşı da dahil olmak üzere belirli gün ve geceler daha çok insanın kendini muhasebeye çekmesine vesile oluyorsa bir anlamı vardır. Yoksa adı ister yıl sonu, ister yılbaşı olsun bizleri bir anlık bile olsa bir tefekküre, bir iç düşünceye ve bir muhasebeye sürüklemiyorsa bir anlamı yok bunların. Tıpkı merhum Üstat Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Bir Umut”başlıklı şiirinde söylediği gibi;

Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Hikaye hepsi!

İnsanoğlu var olduğu sürece umut, onun ekmeği katığı olmaya devam edecek, yine günler geçecek, yine güzellikler umacağız gelecek günlerden. Yine bir başka şairin dizelerinde dile getirildiği gibi;

Doluydu yüreğimde sevgi neşe umut,
Ben de ufuklar ötesi düşler kurardım.
Gülücükler saçardı masmavi bir bulut,
Gelecek günlerden güzellikler umardım

Her şeye rağmen yaşamak ne güzel! Cahit Sıtkı Tarancı üstadın bir başka şirindeki “Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun!” dizesindeki temennisiyle sözlerime son verirken yeni yılın yeni umutlara ve yeni güzelliklere vesile olmasını diliyorum.

A.Yusuf Kuyucaklıoğlu

Yorum Ekle