VARSIN KÖYDE KİMSE KALMASIN!

Önceki yazılarımızda köylerimizin açmazından, içler acısı durumundan  defalarca bahsettik.

Köylerimizde üretimin yeterli olmaması, tarımsal ürünlerin fıyatlarının yükselmesine neden olacağı,arzın talepe kifayetsizliğinin her sektörde fiyatların yükselteceği  bilinen bir teoridir.

Gıda enflasyonunu indirmenin en basit yolu ithalatı kolaylaştırmaktır, bununla günü kurtarabilirsiniz, ama bu ülkemiz gerçeğiyle bağdaşmamaktadır. Tarımsal üretiminin maliyetini olabildiğince aşağıya çekip üretimi artırmak, köylüye destek olmak, güncel bir ifadeyle beka meselesidir.

Tarlalar boş, meralar boş, ahırlar boş, fireni patlamış tarımsal üretimden kaçışın sonu nereye varır düşünemiyorum.

Boşalan tarlayı ekilir hale getirmiyoruz, meralara yerli ırk hayvanlarımızla doldurmayıp boşalan ahırların kapısına kilit vuruyoruz.

Ver elini İstanbul deyip (verecek el kaldıysa) evimizin kapısını biçare çekip soluğu metropollerde alıyoruz. İşssizler hanesine kaydımızı yaptıramadan, karın doyurmanın derdine düşüyoruz.

Kente kaçan köylünün önünde durup, dur gitme, derdin ne deyip, ahvalını sormayıp, kendi kaderine bırakıyoruz. Nasıl olsa paramız bol, elin oğlu bize üretir, paşalar gibi yaparız ithalatı!

Tedbir alamadığımız için yükselen fiyatları aşağıya çekmek için, köylüyü haklı çıkartırcasına, TMO ya sınırsız, ihalesiz, ithal yetkisi veriyoruz.

Yangına benzinle gidiyoruz. Varsın köyde kimse kalmasın.

Ekim zamanı köylümüze boşa çabalamayın, zahmet edip tarlanızı ekip biçmeyin, çok zenginiz ya, ben gıda ürünlerini ithal edecem diyorsunuz.

Yerli ürünlerin maliyetinin şayet yüksekse bunun sorumlusu karın tokluğuna toprağında debelenen köylü değildir. Ferman çıkartıp tez zamanda bunun sorumlusu bulunmalı.

Dur kardeşim evini ocağını toprağını bırakıp gitme, senin yerin burasıdır. Sen bu milletin efendisisin, el kapısında geleceğini üç kuruşa tüketme, sen çok üret beni ele muhtaç etme denmesi gerekir.

Tarımsal desteğin gayri safi milli hasılanın %1 olacağı karara bağlanmışken, bunun yarısını veremeyen, tarım politikasının ithalatta hazinenin kapağını açması, cari açığın, işsizliğin, tarımsal çöküntüye ivme kazandıracağını öngörmeliyiz.

Demem o ki: hazinenin kapısı köylüye tarıma hayvancılığa açılarak, üç beş ay sonra verilen bu yardımlar, köylümüzün gayreti, alın teriyle ürettiklerini, yapılacak ihracatla yerine koymak varken biz ne yapıyoruz?

Şaka değil gerçek üretemeyenler üretenlerin kölesi olur.

Yorum Ekle