TAŞOVA ve ERBAA’DA TARİH ve TARIM

Sanıyorum, 1972 yıllarıydı. İzmir İ.T.B.Fakültesinde okurken Türkiye Ekonomisi Dersimize giren sayın hocam Prof. Selçuk Trak, Türkiye’mizin tarımsal zenginliklerini anlatırken, Taşova ve Erbaa Ovasını gördüğünü bu ovanın topraklarının çok verimli olduğunu, maalesef bu topraklardan yeteri kadar yararlanılmadığını, hatta Erbaa’da bazı yerlerde çok verimli toprakların kiremit ve tuğla fabrikalarında ham madde olarak kullanıldığını, bereketli toprakların yok edildiğini, değerinin bilinmediğini anlattı… Aradan 40 yıl geçtiği halde ben bu yörenin insanı olduğum için hocamın anlattığı bu örneği hiç unutmadım…

Her Taşova’ya gelmemde, bilhassa Erbaa’ya giderken bu ovayı dikkatli bir şekilde incelerim… Geçen yıllarda değerli arkadaşım doğa sevdalısı Emekli Ziraat Teknisyeni Mehmet Davet ile birlikte gittiğimiz Kelkit ve Yeşilırmak’ın birleştiği (Boğazkesen) Kale mevkiinde; Kalenin yamaçlarından ovaya baktığımızda; yemyeşil ovannı dört bir yanında ışıl ışıl akan suların, toprak, güneş ve bitkilerin, ağaçların oluşturduğu olağanüstü güzellikleri görünce hayran kaldım. Bu doğal güzellik karşısında:”Dünya ne güzel, yaşamak ne güzel… Yaratan ne güzel yaratmış bu dünyayı…” Tanrı’nın armağanı olan bu güzel ülkenin değerini biliyor muyuz? Acaba diye özeleştiri yaptık, yararlı bazen sevinçli bazen hüzünlü düşüncelere, sohbete daldık…

Mevsim İlkbahardı, yamaçlar gür çam ağaçlarıyla kaplıydı. Yükseklere çıktıkça görkemli çam ağaçları arasından ovayı seyretmek bizi coşturmuştu, mis gibi çam ve çiçek kokulan ruhunuzu okşuyordu. Tarih, doğa, verimli topraklar, ışıl ışıl akan sular, masmavi gökyüzünde parlayan ılık güneş, bizlere sanki cennette olduğumuz hissini veriyordu. Bu arada çevrede bulunan Uluköy Barajını, tarihi köprüleri, doğa harikası kalyonu ve birçok köy ve önemli yerleri gezdik. Bu gezimiz süresince; yöremizin tarih, turizmi, tarımsal üretim, tarımsal sanayi yönünden ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.

Taşova Erbaa arasındaki bu kalenin tarihini daha detaylı incelediğimde; çok daha ilginç bilgiler edindim… Amasyalı değerli yazarımız Ali Tuzcu’nun Amasya isimli kitabında belirttiği gibi, Romalı Tarih bilgini ve yazan Plinius Caius _ Secondus (Büyük Dayı) nın yazmış olduğu Naturallis Historia adlı ansiklopedik eserde; Kelkit Çayı (LYKOS) ve Yeşilırmak (İRİS) ‘m birleştiği yere TEMİSKYRA dendiğini ve burada Mihradat tarafından kurulan EUPATORİA/MAGNOPOLİS şehrinin bulunduğunu öğrendim.

Diğer kaynaklara göre de Terme Çayma (THERMEDON) kadar uzanan ve Çarşamba Ovasını da içine alan tarihte bolluk ve bereketiyle anılan bölge TEMİSKYRA bölgesi olarak anılmaktadır. İlginç olan zamanımızdan tahminen üç bin beş yüz yıl önce yaşadığı sanılan efsanevi savaşçı Amazon kadınlarının Anayurdu olarak TEMİSKYRA olarak tanıtılmasıdır.

Benim araştırmalarıma göre, Kale Köy’de bulunan tarihi Kale, Amazon Kadınları tarafından yapılmış ve kullanılmıştır. Belki de, Amazon Kadınlarının Ana Yurdu Kelkit ve Yeşilrrmak’ın birleştiği Kale bölgesidir… Ve Hitit Kenti olan TEMİZKYRA da buralardadır. Bu konuda araştırmalarımızı artırmalıyız.. .Bilhassa, Anadolu’nun ilk halkı olan Hattiler ve Anadolu da ilk devlet kuran Hitit tarihini çok iyi bilmeliyiz. Anadolu da kurulan bütün devletler özde birbirlerinin temelleri üzerinde kurulmuş ve gelişmişlerdir. Tarih geçmişten geleceğe tutulan bir aynadır. Her konuda tarihten öğreneceğimiz çok şey vardır. En önemlisi üzerinde yaşadığımız toprakların tarihini bilmek yurttaşlık görevimizdir.

Son günlerde Samsun Belediyesi Batıpark’da ‘Amazon Köyü’ yaptırmış ve Arkeolojik araştırmalardan elde edilen bilgilere dayanılarak Amazon kadınlarının simgesel olarak heykellerini yaptırmış, ayrıca her yıl Terme’de Amazon Kadınları festivali yapılmakta olduğunu öğrendim.

Taşova ve Erbaa Ovası tarih, coğrafya, kültür, tarımsal ürün çeşitliliği ve verimliliği yönünden bir bütündür. Yukarıda belirttiğim gibi Amazon Kadınlarının yaşadığı TEMİSKYRA şehri Yeşilırmak ve Kelkit Irmağının kesiştiği yerde olma ihtimali çok yüksektir. Elbette, Terme – Çarşamba yöreleri de aynı coğrafyada Amazon Kadınlarının yaşadığı yerdir. Bana göre, Taşova ve Erbaalılar, Çarşamba ve Termeliler kadar Amazon Kadınları Mitolojisini sahiplenmelidir.

Taşova ve Erbaa coğrafî, tarihi, sosyal, ekonomik ve kültürel özellikleriyle, Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim, tarımsal sanayi ve turizm kenti olmaya adaydır… Yeter ki, bizler bilimi, teknolojiyi, girişimciliğimizi, çalışkanlığımızı, üretkenliğimizi artıralım, maddi ve manevi zenginliklerimizin değerini bilelim, geliştirelim, gelecek nesillerimize daha mutlu bir Taşova, daha mutlu bir Erbaa daha mutlu bir Türkiye bırakalım.

Hoşça kalınız.

Yorum Ekle