TAŞABAT Yöre Tarihi

Tarihi İpek Yolu’nun kollarından biri de Kelkit Nehri’nin kuzey kıyısını takip ederek Boğazkesen Köprüsü’ne ulaşmaktadır. Bu yol aynı zamanda, ordulara geçiş imkanı sağladığı için “Ulu Yol” olarak da ifade edilmektedir.
Tarihte Boğazkesen Kalesi, köprüsü ve yöresi her zaman ve her devlet için önem arz etmiştir.
Bu köprüden sonra “Uluyol” batıya doğru devam etmektedir.
Bugün dahi kıymetsiz gibi görünen bu yöre stratejik ehemmiyetinden herhangi bir şey kaybetmiş değildir.
Bir Milli Güvenlik dersinde Amasya’dan gelerek dersimize giren Yüzbaşı Mehmet hocanın o zamanlar sınıfta, sorduğumuz sorular üzerine, Canik Dağları ve bölge üzerinde yaptığı tahlil ve analiz bugünkü gibi aklımda. O nedenle böyle bir cümle kurmakta beis görmedim.

Bu bölgede, belli bir süre Niksar’dan Destek’e kadar DÖRT adet Nahiye bulunuyordu.
Sonisa
Taşabat / Taşova
Erek / Erbaa
Ziğdi / Karayaka

Sanırım Sonusa haricindeki bucaklar köylerle birlikte bölgesel anlamda isimlendirilmiş. Çünkü Sonisa’da Kadılık ve Subaşılık bulunduğu için geçmiş devirlerde kaza hüviyetini haiz.

Taşova şu anda olduğu gibi her zaman iki geçeden ibaret bir şehir olarak yerleşim sağlamıştır. Çünkü ortasından adına Strabon’un İris dediği Yeşilırmak geçiyor. Nehirlerimizin eski adlarını yeri geldikçe anmak hem tarihe hem de bölgede yaşamış halka hürmet etmenin göstergesidir. Bunu yer için de dağ içinde yazı için de aynı şekilde ele almak lazım. Bu bir zenginliktir ; hem ülke ve hem de bölge için…

Şehir dediğimde, ifadeyi şehir anlamında kullandığımda göz önünde büyük büyük yerleşim yerleri biçimlenebilir.
Yüz sene, iki yüz sene önce nüfus yoğunluğu bu derece değildi. Kasaba hatta şehir nüfusları Beş yüz, Bin veya Beş Bin civarındaydı. Köylerin hane sayısı ve nüfus oranları azdı.
Bunun nedenleri vardır elbette. Ancak bizim konumuz bu değil.

Taşova adının aslını nereden geldiğini sorup soruşturduğum eski insanlar şöyle demişlerdi: Çünkü Taşova’nın eski adı Yemişenbükü olarak biliniyordu. Yemişenbükü Yeşilırmak’ın ortadan böldüğü yerleşim yerinin kuzey tarafı olup diğer yarısı yani güney tarafı ise Taşabat olarak anılıyormuş. Belki de iki yakanın birlikte adı Taşabat idi tarih içinde.
Dört Nahiye’den biri olmasından anlaşılıyor ki Taşabat geçmiş yıllarda da belli bir nüfus oranına sahipmiş. Bu yazdığım konu okul yıllarımdan beri aklımdaydı. Bugün yeri geldi ki yazdım.
Konuyu bilimsel bir çalışmadan bilgiler aktarmak suretiyle ikmal edeceğim.

1872 yılında Erbaa ilçe hüviyetine kavuşmuş ve Amasya’ya bağlanmıştır. 1892 yılında ise Tokat vilayeti hudutları içine alınmıştır.
Taşova 1944 yılında ilçe oldu. O zaman idari yapı İl, ilçe, Nahiye ve Mahalle/ Köy şeklindeydi. Sonra Nahiye kayboldu gitti. Belki Belde Belediyesi teşkilat şekli gelince Nahiye önemini yitirdi.

1944 yılı kuruluşta TAŞOVA’nın Bucakları:
1-Sonusa nahiye hüviyetini kaybetmiş ve direk Taşova’ya bağlanmıştır.
2-Bidevi
3-Destek
4-Tekke

Taşabat konusunda, Gaziosmanpaşa Üniversitesi 3. Uluslararası Geçmişten Günümüze Merzifon ve Amasya Yöresi Sempozyumu’nda yapılan sunumdan bahsetmek istiyorum.
Bir makalede veya yazıda geçiyor: Diyor ki; Vali Çağpar Herizdağ Taşocağı’nı görmüş ve ilçenin adını buradan hareketle Taşova koymuş.
Hayır!
Buna katılmak mümkün değil. Çünkü Taşabat yüzyıllardır bu yörenin adıdır.

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Yard. Doç. Dr. N. Çavdar’ın “1844-1845 yıllarında Taşabat Kazası Köylerinin İktisadi Şartlarına Dair Tespitler” konulu sunumunda yer alan Taşabat Köyleri:

Bidevi: 42 hane.
Hacıbazar: 18 hane.
Devre
Ahur
Tasna :40 hane.
Tekke: 40 hane.
Çalkara :22 hane.
Dereli
Fidi: 41 hane.
Yenidere
Kiranpa: 20 hane.
Evyaba
Kalekale
Yolaçan: 8 hane.
Yerkozlu: 42 hane.
Yukarı Baraklı : 17 hane.
Aşağı Baraklı: 18 hane.
Tanoba: 56 hane.
Yonis : 17 hane.
Geydoğan: 32 hane.
Kuşeyh – Kuşuf
Darma: 35 hane.
Hacıbey: 10 hane.
Herizdağ
Kızöldüren: 2 hane.
Boladan: 23 hane.
Değirmenli: 90 hane.

Bu durumda Yeşilırmak’ın güneyindeki bölgenin adı Taşabat olarak adlandırılmış. Köyleri ve bazı köylerin hane sayılarını işaret ettim.
Sonusa, Taşabat, Karayaka ve Erek adlarından oluşan dört bucaktan Taşabat yöresini 1845 yılı itibariyle kaydettim.

Osmanlı kayıtları bu bölge için 1530 yılından geçerli daha net bilgi içeriyor gibi. Evveliyatını İlhanlılar, Danişmendliler, Taceddinoğulları Beyliği ile ilişkilendirmek gerekiyor. Amasya 1398’de Osmanlı Devleti’ne bağlanıp Mehmet Çelebi Sancak Beyi olarak atanıyor. Ancak bölge Ankara Savaşı’yla beraber yeniden eski haline dönüyor.
Mehmet Çelebi tarafından Amasya’da başlatılan Osmanlı Devleti’nin ikinci kuruluş safhalarından epey sonra bölge 1428 yılında kısmen Osmanlı Devleti’ne bağlanıyor. Aslında şöyle bir netice cümlesi kurmak lazım:
Sonisa kazası 1473 Otlukbeli Savaşı ile birlikte tam manasıyla Osmanlı Devleti’nin nüfuz alanına giriyor.

Enver Seyhan
Temmuz 2019
İSTANBUL

Yorum Ekle