Orada Bir Altın Maden Ocağı Olsa!

Av. Sadiye ÇELİK

Ne mi olur?

* Siyanürlü-sülfürik asitli altın maden ocağı yaşam alanlarımızı olumsuz etkiler. Olumsuz etkilenmesi beklenen yaşam alanlarında; gerek doğa, gerek insan hayatı,  gerekse de her türlü canlımız tehdit altında kalır. Köylerimiz ve mezralarımızın can damarında siyanürle altın arama yapılması halinde, bölgede çevresel bir felaketin yaşanılması kaçınılmaz hale gelir.

* Sondajla altın araması yapılan mera alanları bölgedeki içme suyu kaynaklarının doğuş noktasını oluşturmaktadır. Sularımızı kaybedeceğiz.

* Binlerce ağaç kesilir, ormanlar tahrip edilir, yeraltına hançer gibi saplanan sondaj faaliyetleri sırasında su kaynakları zarar görür.

* Siyanürlü altın madenciliği ve sülfürik asitli bakır madenciliği yaylalarımızı ve köylerde yaşayan insanları zehirler, yaylalarımız, meralarımız yok olur, insanlar ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalır.

Nedir bu Siyanür dedikleri?

Siyanür, canlılar için ölüme neden olabilecek kadar tehlikelidir. Altın aramada kullanılan siyanürün kendisi ve türevleri, bir karbon ve bu karbona bağlı üç azot atomu içeren bileşiklerden oluşmakta olup, zehir maddeleridir.

Dön bak bir dünyaya, ülkeye, memlekete…

Fatsa’yı hiç gördünüz mü? Altın maden ocağından öncesi halini, bir de sonraki halini? Kaz dağlarını? Ya da Erbaa, Reşadiye, Tokat’tan,  memleketim Amasya’da kurulması planlanan altın maden ocağından haberdar mısınız?

Hadi biraz konuşalım, anlayalım, düşünelim…

Gelemiç ve Fadara mezralarından oluşan Ardıçönü köyü ile Kumluca (Buladan) köyleri arasında Buladan çayı civarındaki arazide altın arama izni verilmiştir.Reşadiye’den başlayıp, Niksar, Erbaa, Taşova ve Amasya Öz Köylerini içine alarak Turhal’a kadar olan Sakarat Dağlarını, Boğalı Yaylarını, Kelkit Çayını, Yeşil Irmağı, Niksar, Erbaa ve Taşova Ovalarını, Amasya Aksalur Köyü-Büyük Kızılca Köylerinin bulunduğu bölgedeki yoğun tarım yapılan arazileri kapsayan büyük bir alan burası.

Sakarat Dağları 1. sınıf ormanlık olup; bölgenin oksijen kaynağıdır. Boğalı Yaylaları 1. sınıf yaylak olup; geniştir, rakımı yüksektir, kar tutar, bu sebeplerden yukarıda açıklanan geniş bölgenin su kaynağıdır, bölgenin içme ve kullanma suyunu karşıladığı gibi Kelkit Çayını ve Yeşil Irmağı besler, -ki Çarşamba’ya kadar hayat verir. Ülkemin en yüksek kuraklık değerlerine sahip bölgemizin can damarıdır. Ovalar, havzalar ve vadiler verimli tarım ve meyve arazileridir.

İşte tam da bu alanlara, hali hazırda, altın madeni arama ruhsatı için birçok şirketten, birbirine bağlı şirketlerden önce ön arama ruhsatı için başvuru yapılıyor ve bu şirketler, dar bir alanda çalışma yapacaklarını söyleyerek ön arama ruhsatı başvurusu yapıyorlar.

Gerçekten dar alanda mı arama yapacaklar; yoksa, ruhsatları yirmibin Hektar iken, ÇED yani Çevresel Etki Değerlendirme,Gerekli Değildir Kararı, almak için mi, yerel ruhsat başvurularını İkibinHektar altı için yapmaktadırlar? J

Nedir bu ÇED, yani Çevresel Etki Değerlendirme?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), belirli bir proje veya gelişmenin, çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir süreçtir. Bknz https://usak.csb.gov.tr/ced-nedir-i-1672

Yani; ÇED, altın maden ocağı kararı alırken, bölge halkının geçim kaynaklarına, arazilerine, akarsuyuna, bölge halkının bu süreçten etkilenip etkilenmeyeceği gibi birçok faktörü içine alan bir süreç. Bu nedenledir ki; altın maden arama yapmak isteyen şirketler, ÇED kararı gerekli değildir, almak için uğraşıyorlar. Bunun içinde; tabir-i caizse bir su damlasında arama yapacaklar gibi gösterip, okyanusda arama yapıyorlar. İkibin hektar için başvurup, ÇED gerekli değildir kararı alıyorlar ve daha sonra, kapasite artırımı başvuruları yaparak hakları olmayanYirmibin Hektar alanın tamamını kullanıyorlar. Yirmibin Hektar devasa alanlardır.

Bizler, bunu anlatıyoruz, bu bir memleket meselesi diyoruz.

Kim mi?

Taşova Çevre Platformu, Amasya Çevre Platformu, Tokat&Reşadiye Çevre Platformları, Boğalı Dağları Hepimizin Facebook sayfa grubu, Kelkit Vadisi Çöl Olmasın Facebook sayfa grubu olarak, halk bilinçleniyor, halk, bunun bir siyasi amaç olmadığını, memleket meselesi olduğunun bilincinde.

Amasya &Tokat’ın tüm sivil toplum örgütleri hep birden haykırıyor, “Toprağın üstü ALTINDAN daha değerlidir” diye.

Şimdi değilse, ne zaman ?

Şeyh Edebali, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” der. İnanıyorum ki; DEVLETİMİZ SAĞLIĞINA ZARAR VERMEYECEK İNSANI İLE BİRLİKTE daha çok kazanır.

Bu olumsuz sürece TOPYEKÜN dur diyelim.

Doğamıza ve İnsanımıza HER BİRLİKTE sahip çıkalım.

https://mobil.gastefon.com/yazarlar/av-sadiye-celik/orada-bir-altin-maden-ocagi-olsa/30/

Yorum Ekle