On Altıncı Asırda AMASYA’DA MAHALLELER: (1500 – 1600)

0
2
Enver Seyhan 
01- Acem Ali Mahallesi:
Adını, Amasya’nın ileri gelenlerinden Acem Ali Ağa’dan almıştır. Cami-i Pervane, mahallenin doğusunda kalır. 1520’de 30 hane, 13 mücerred ve 1 imam ikamet etmektedir. 1576’da ise, 34 hane, 22 mücerred nüfus yaşamaktadır.
02- Ahi Sadettin Mahallesi:
Doğusunda Kurşunlu mahallesi ve güneyinde Yeşilırmak bulunmaktadır. Adını, ulemadan Sadettin Çelebi’den alır. 1520’de 4 hane ve 11 mücerred ve 1 imam; 1576’da 14 hane, 8 mücerred ve 1 imam nüfus kayıtlıdır.
03- Alçakköprübaşı Mahallesi:
Alçakköprü’yü çevreleyen bir mahalle olup bu isimle anılmıştır. 1520’de 17 hane, 10 mücerred ve 1 imam; 1576’da 9 hane, 13 mücerred ve 1 imamdan oluşmaktadır.
04- Aşağı Meydan Mahallesi:
(Mescid-i Seyfettin Mahallesi)
1520’de 18 hane, 8 mücerred ve 1 imam; 1576’da ise, 29 hane, 21 mücerred nüfus barındırmaktadır.
Amasya’da bugün, bu dört mahallenin adını taşıyan bir mahalle yoktur. Tarihte kalmışlar fakat haberdâr olanlar, bilenler mutlaka vardır.
İkinci bir yazıda, Amasya’nın 16’ncı yüzyılına devam etmek üzere.
Selam ve hürmetle.
Enver Seyhan
10.04.2026
***
DİPÇE:
A -Osmanlı’da Hane:
Vergi veren, tarımsal üretim yapan ve devlete karşı yükümlü olan çekirdek aile birimidir.
Osmanlı’da vergi kişi başına değil hane başına hesaplanırdı. Fakat vergi de çeşit çeşitti.
B -Mücerred:
Kelime olarak soyut, tek ve yalın anlamındadır.
Osmanlı’da mücerred, hanede ailesiyle birlikte yaşayan 18 – 20 yaşını doldurmuş bekâr erkek demektir. Mücerred sıfatını haiz kişiden 6 akçe
vergi tahsil edilirdi.
C -İmam:
Dinin emri olan, şahsi veya toplumsal gerek
ve şartları yerine getirmek üzere mahallede, mescitte veya camide görevli medrese tahsili görmüş veya dini eğitim almış kişidir. Yazar diyor ki: “Cemaate namaz kıldırır. Caminin bakım ve temizliğini yapar. Eğitim verir, nasihat eder. Dini konularda bilgilendirir. İbadetlerin usulüne uygun eda edilmesine öncülük ve rehberlik eder.” Her devirde, her mahallede camii bulunmayabilirdi. Mescit, secde edilen
ve namaz kılınan yer anlamında; ayrıca camiden küçük, minber olmayan ve Cuma namazı kılınmayan ibadethane şeklinde tarif edilebilir.
D – Hangâh:
Farsça kökenli bir kelime olup “tekke ve dergâh merkezi” anlamını ifade eder. “Pir makamı” anlamı da bulunuyor.
E – Belge ve Bilgi ve makale:
Prof. Dr. Ahmet Şimsirgil. (16’ncı Asırda Amasya) Hüseyin Hüsamettin Yasar. (Amasya Tarihi) Ayrıca, her ne kadar “Yunan coğrafyacı” namıyla anılsa da, tanıtılsa da, katılmadığımı beyânla, Strabon. Hayır, Strabon Türk de değildi ama “Yunan” hiç değildi. İslâm âleminde bütün tefsirleri, Fıkhi eserleri Arapça lisanla yazdılar; yazarları Fars veya Türk idi. Her devirde ilim ve bilim dili ve güncel dil ön plana çıkar. Bugün beynelmilel dil İngilizce. Para, Dolar veya Euro veya Yuan. Eskiden de askeri gücün yanında ekonomik güç ve bilimsel güç dünyada söz sahibi olmanın şartlarındandı.

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz