MİNİK YÜREKLER


 


    Yazımın başlığını belirlemek için bazan saatlerce düşündüğüm olmuştur. Hele de yazıya başlamak ise tam bir cesaret isteyen iş..


    Bu yazıma da başlık atmadan başladım zaten… Yazımın Öğretmenler Gününe rastlaması ise tamamen bir tesadüf.


    Eğitim ile iç-içe olduğumuz için yazılarımız da elbette bizim dünyamızla ilgili,  yani eğitim ve öğretimle ilgili olması sanırım okurlarımızca yadırganmaz..

    Yine bir orman köyünde MİNİK YÜREKLİ öğrencilerimle birlikte karınca-kararınca eğitim için uğraş vermekteyiz..


    Kısa zamanda birbirimize alıştık. Gidenler nedense unutuluyor. Gelen-gidenin yerini alıyor ve çocuklar yeni ortama hemen uyum sağlıyorlar..Yeni gelen öğretmenlerini önce yadırgasalar da zamanla  alışıyorlar. Bu durum, sanırım öğretmenliğin bir meziyet ve farklı bir meslek olmasından ve kişinin kendisinden kaynaklanmakta….


    Teneffüs zili çaldığında köylülerin okulun karşısındaki alanda sohbet ettiğini görünce hemen yanlarında aldım soluğu…


    Zaten özel günlerde, cenaze de tanıştığım köylü ile kaynaşmam da çok uzun bir süre almamıştı… Tam sohbet arasında, minik bir elin boynuma dolandığını hissettim…O minik elli yavrucak, “ÖĞRETMENİM” diyerek başını omzuma koyduğunda çok duygulanmıştım. Bu durum köylülerin de şaşkınlığına  yol açmıştı..


    O minik eliyle beni sarıp-sarmalayan ise;  küçük kardelenim YEŞİM’di. Köylülere dönerek: “İşte ben bu çocukların riyâsız sevgisi ve onların eğitimi için burdayım. Onların eğitimine bir nebze olsun katkı sağladığım zaman dünyanın en bahtiyar insanı ben olurum.” dediğimde köylüler bu karşılıksız sevgi karşısında “Haklısın öğretmen” der gibi başlarını sallamakla yetindiler..


    Merkezde eğitim gören öğrencilere göre hayata 1-0 yenik başlayan öğrencilerime ve okuluma, dostlarımın ilgisi hiç gecikmedi…Türk Hava Kurumu yetkilisi Süleyman Kardeşim defter ve kalem göndererek açılışı çoktan yapmıştı. Yalova’dan bir öğretmen arkadaşım hikaye gönderme sözü verdi. Emekli öğretmen Aslan Berber ise, ayakkabı numaralarını gönder diye telefon ediyordu..Babasının hiçbir sosyal güvencesi olmadığı için tedavisi geciken Merve’ye ise, Amasya’daki can dostum Mürsel Yüksel elini uzatmış ve tüm tedavisini üstlenmişti.


    Doktorun, 15 yaşından sonra bu tür rahatsızlığın tedavisinin mümkün olmadığını söylemesi ise erken teşhisin;  hayatımızda ne denli önemli olduğunu  bir kez daha ispatlar gibiydi. 


    Merve kızımızın hayata bakışı değişti ve kendine güveni geldi. Şimdi tahtaya yazılanları daha iyi görüyor ..


    Başarılı bir öğrenci olduğu için 4. sınıflarla birlikte oturma ve ders işleme şansını da yakalamış oldu..


    Çarşamba günü Kaymakamımız Engin Uysal ve yetkililer köyümüzü ziyaret için geldiler. Öğrencilerimin mutluluğuna diyecek yoktu. Okulun yanından geçen bir araba bile onlara şehiri hatırlattığı için zevkten dört köşe oluyorlardı.. Sıkıntılarımızı dinleyen kaymakamımız, notlarını alıp bize veda ederek köyün diğer sorunlarını halletmek için yola koyulurken gözleri nemli bir şekilde karşımda duran Gönül Ağabeye:


    “Hayırdır ağabey” dediğimde, bana sarılarak: “Çocuklarla biraz sohbet ettik ” deyince ona hak verdim.. ” Bu çocuklar adamı duygusallaştırır ve ağlatır,  çünkü aynı duyguları ben hergün yaşıyorum…”  dedim..

    Evet, bir köy var uzaklarda ve öğrencilerimle birlikte biz oradayız. Gitmesek te,  görmesek te O KÖY BİZİM KÖYÜMÜZDÜR  diyerek sakın ola  bizi avutmayın..


    Eğitim sevdalılarının güzel sohbetlerine ve ziyaretine MİNİK YÜREKLİ ÖĞRENCİLERİMİN her zaman ihtiyacı var ….

    Köyümüze sizleri de bekliyoruz….


    ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN  can dostlarım…

Not: Şehit olan tüm öğretmenlerimize  güvenlik kuvvetlerimize ve KAYALAR CADDESİNİN unutulmazlarından komşumuz HAMDİ KAYA ağabeye ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM…

Yorum Ekle