MAVİ DÜŞLER (3) İdris SAYAR

Zaman zaman hayaller kurar , babası gibi asker olmayı düşlerdi…
Bazı günler, dedesinin elinden tutar, kasabanın çarşısında gezerdi.
En çok sevdiği dükkan elbette ki kasabada tek olan bir kırtasiyeciydi.
Onun önünden geçmek , içeriye girip kitaplara bakmak ona zevk verirdi.
Hele o vitrindeki maket uçak…Onu alıp oynamak , hayallerinde ona binip
kanatlanmak mavi düşlere yolculuk yapmak ne güzel olurdu , diye geçirir-
di hep içinden .
Belki de dedesine söylese hemen alıverirdi . o uçağı.
Mustafa Göktuğ, bunu bildiği halde içindeki bu isteği söyleyemiyordu.
Olsun, diyordu.  Bir gün okuyup o uçağın gerçeğine kavuşacağım ve
Hayallerimi de gerçekleştireceğim…
Bunun için de çok çalışması gerektiğini biliyordu. Hem de çok çalış-
malıydı…
Büyük bir iştah ve heyecanla şiirini ezberledi . Sınıfta şiirini ezbere
okuduğunu hayal etti… Öğretmeninin ve arkadaşlarının tepkilerini
düşündü…Ne diyeceklerdi, acaba? diyerek hayallere daldı.
Hayallerine günün yorgunluğu da eklenince uyuyakaldı.
Sıkı sıkıya ezberlediği şiiri söyleyerek heyecanla kalkıp annesinin hazırladığı kahvaltıyı hergünkinden biraz daha acele yiyerek
bir solukta tüketen Mustafa okul yoluna çıktı, bile.
Yolda karşılaştığı arkadaşlarıyla şakalaşıp konuşarak okula vardılar. Bahçede en iyi arkadaşı Bora’yı aradı, gözleri…
Bora’yı görür görmez ona doğru koştu. Sürpriz bir şiir bulduğu-
nu ve ona hemen geceleyin ezberlediğini söyledi .
Bora, büyük bir şaşkınlık içindeydi. Önce sevindi ama sonra
birden hüzünleniverdi.
-Ben, daha şiir ezberlemeyi bırak bulamadım, bile . dedi.
-Olsun be arkadaşım, üzülme…Daha zamanımız var.
Bora, biraz rahatlamıştı. Zil çalmıştı . Kolkola girerek önce
sıraya geçtiler, sonrada sınıflarına.
Mustafa, heyecandan yerinde duramıyordu . O anı bekli-
yordu.
Kemal öğretmen , her zaman ki gibi elinde kitaplarıyla zil
çalar çalmaz sınıfın yolunu tuttu.
-Günaydın ,güzel çocuklarım.
Sınıf gür bir sesle :
-Günaydın öğretmenim, diye karşılık verdi.
Kemal öğretmen , her öğretmen gibi sınıfında öğrencileriyle
vakit geçirmekten büyük zevk alıyordu . Onlarla oynamayı , gülmeyi ,
eğlenmeyi eğlenirken hayatı öğretmeyi alışkanlık edinmişti. Öğretmenlik
onun için artık bir yaşama biçimiydi. Uzun yıllar Anadolu’nun bir çok ilçesinde kasabasında çok sevdiği ve kopamadığı mesleğini yapabilmemin onur ve gururunu yaşıyordu
”Bu anlatılmaz, ancak yaşanır” diyordu.
Cumhuriyetimizin kurucusu ve ona çok şey borçlu olduğumuz
Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır” sözünü kendine düstur edinmiş, iyi bir Türkçe öğretmeniydi.
Her şeyden evveli, iyi bir insandı…
Sevecen ve azimli.
“Türk öğretmeni, fedakar, babacan, çalışkan, hoşgörülü olmalı”
diyordu .
Öğrencilerine ve topluma örnek olmalı, ışığını tükenene kadar
yakmalıydı, aydınlık bir gelecek için.  (Devam edecek)

Yorum Ekle