KAZANAN TARAF…

Alışık olmadığım bir kalabalığın ortasındayım, ıslıklar alkışlar birbirine
karışmış.
Kalabalık çığlık çığlığa bir şeyler söylüyor, duysam da anlamıyorum.
Yanımdakiler hadi durma, kalabalık seni bekliyor, bir şeyler söyle.
Ne söylenir rakibimin geçmişinden geleceğine yalan, yanlış ne varsa
sayıyorum. Muhatabımı yerin dibine çakıp rezil rüsva ediyorum. Hain
bunlar! Hırsız! Üç kuruşluk menfaat için ülkeyi satarlar. Alkışlar ıslıklar
yükseliyor. Varol başkan hızımı alamıyorum tam gaz…
Aman Allah’ım!
Nasıl söylenir bunlar, çoğu kulaktan duyma teyit edilmeyen uydurmalar.
Neler oluyor neden böyle konuşuyorum, nereden çıktı bu siyaset; ben
bunları yapamam, bu benim harcım değil.
Yapılacaksa da doğru olanı yapmalıyım. Kötüden emsal olmaz, bu aziz
fakir fukara millet iş istiyor aş istiyor, tarlasında ürünü kalmasın ederine
malını satabilecek satmasının önünü açabilecek bir başkan istiyor; çoluk
çocuğu taşı toprağı bırakıp şehrin yolunu tutup yaşlı haliyle bir başına
köyünde kasabasında ilinde evladından ayrı tek başına kalmak istemiyor.
Satamadığı ürünün yerine satabileceği para edebilecek ürün çeşitlerini
sunabilecek bir adam istiyor.
Sadece il merkezini değil ilini, köyünü, kasabasını, ilçesiyle ortak bir
proje geliştirip tarımda, hayvancılıkta, turizmde yer altı ve yer üstü
kaynaklarının envanterini çıkartacak ortak bir akıl bekliyor.
Neler yapılabilir?
Bunun peşine düşüp realize etmek için ilin bütün kamu ve özel
teşebbüsleriyle bir istişarenin içinde olacak, ilin bütün dinamiklerini
aktive edecek bir başkanım olsun istiyor.

Bölgemizin rüzgâr ve güneş elektrik potansiyelini çıkartıp, üretilecek
elektriği istihdama yönelik sanayi kuruluşlarına ücretsiz verilirken,
vatandaşa çok ucuz bir şekilde sunularak en ucuz elektrik tüketen
bölgesi olsun istiyor.
Tarıma, elverişsiz yerlere zeytinciliği adapte edebilir miyiz?
Köylere tavuk dağıtarak, doğal yumurta üretimi büyük baş hayvan ve
sanen keçilerini dağıtarak, süt üretimini maksimize ederek üretilen bu
ürünleri köylülerden toplayıp, il ve ilçelerin değişik yerlerine açılacak
olan satış noktalarında halka sunup, fazla sütü yoğurt ve peynire
dönüştürüp, ürün yelpazesini genişleterek ek gelir kapısı istiyor.
Yeşil ırmak havzası boyunca su seviyesini yükselterek balıkçılığı ve
etrafında konaklama mesire yerleri yapabilir misiniz diyor?
Taşova’ya yapılacak yeşil deniz rüyalarını süslüyor.
Köylere kadar gidebilecek, seyyar meyve suyu fabrikası ile her türlü
meyvenin meyve suyuna dönüştürülmesini bekliyor.
Kızılcık, kuşburnu, böğürtlen gibi yabani meyvelerin marmelat ve meyve
suyuna dönüştürülerek ekonomik hale getirilmesi, seracılık, arıcılık,
bölgemizi yasal olarak kenevir üretiminin merkezi haline getirecek çaba
istiyor.
Tarımdaki dışa dönüşe meydan okuyarak ithal yerine ihracı coşturacak
tarımsal ürünleri üretmeye varız diyecek birini bekliyor.
Bamyanın, yaş ve kuru olarak paketlenerek bir Amasya markasının
oluşturulması, yukarda sayılan tüm ürünlerin iç ve dış pazarlara
ulaştırılması için bir pazarlama organizasyonun oluşturulmasının hayalini
kuruyor.
Evet, ben Büyükşehirlere bölgemizin ürettiklerini ulaştıracak ve satışını
yapacak seyyar satış konteynırı yapacamm!
Velhasıl ilimiz sınırlarında yetişen her türlü bitkisel ürünler israf
edilmeden, ekonomiye kazanımı sağlanarak, boş kalan cepler dolacak.
Yer altı analizleri yapılarak olası madenlerin ekonomiye kazandırılması,
tarımsal ve endüstriyel sanayiye yönelik çalışmalar yapılarak, işsizlikten
metropolün yolunu tutan gençler doğduğu topraklarda iş başı yapacak.
Eğer seçilirsem tüm bunları ilgili idari yapıyla beraber yapmayı
vadediyorum.
Sıçramayla sırılsıklam ter içinde, bitkin vaziyette, derin bir uykudan
uyanıyorum! Saatlerdir tuhaf şekilde mırıldanıp durmuşum.
Şükürler olsun, muğlak yorucu bir rüyadan uyanıyorum.

Siyaset her babayiğidin yapacağı bir iş değil, hele bizim gibi durmadan
yüksek perdeden atan tutan biri için asla.
Ama yapacak olan babayiğitler, enerjilerini rakiplerini atıp tutma
karalama yerine; iz bırakacak, tarih yazacak, halkın derdine derman
olacak, dar boğazdan aydınlığa çıkacak, projelere harcamalıdır.
Vatandaşımızda oylarını atak çavuşlara değil, proje geliştirip üretimle
ceplerimizi dolduracak, derdine çare üretecek, babayiğitlere oy verirse,
her daim yanlarında olunursa, işte o zaman kazanan taraf biz oluruz.
Yılmaz SERGEN

Yorum Ekle