KALEM TUTULMASI

 


 


Yaklaşık 3 aydır YİBO’dan daha dönmedin mi? diye bana takılan  dostlarımın sitemkâr sözlerinden kurtulmak için zor da olsa kalemi elime tutuşturdum bu sabah…


 


Bazen içinizden bir şey yapmak gelmez, miskinleşir ve öylece kala-kalırsınız. İşte ben sıkıntı ve acıların etkisinden olacak ki, KALEM TUTULMASI yaşadım bu zaman zarfında…


 


Ülkemizde yaşanan olaylar, şehitlerimiz ve kaybettiğimiz bazı dostlarımızın bize yaşattığı hüznün üstüne yazmak, bir şeyler karalamak bir yana,  üzerimdeki  yük  dünyadan bile ağırdı sanki…..


 


Yalnızlığımı bile bazan  gölgemle paylaştığım anlar olmuştu. Bir şarkıda söylendiği gibi; “GELSİNDE NUH TUFAN GÖRSÜN” diyordum kendi kendime…


 


Birkaç dostum da aramasa, iyiden iyiye unutulduğum hissine bile kapılıyordum.


 


“7 düvel gezdim, Taşova ve Taşova sevdalısı insanların sıcaklığı ve dostluğunu hiçbir yerde görmedim.”  Burada görev yapıp giden ve halâ  Taşova sevgisini  içinde yaşatan nice  insanlar  tanıdım….


 


Bu görüşüme karşı çıkanlar elbette olacaktır. Olsun, umurumda bile değil. Doğal hayatı sevdiğim kadar, doğal olmayı ve içimden geleni söylemeyi  ve yazmayı kendime şiar edinmişimdir ben…


 


Hazan mevsimindeyiz şimdi. Yani hüzünlerin daha çok yaşandığı ve ağaçların dallarına yaprakların vedasının başladığı bu mevsim; bizim dönemlerin mevsimi artık. Bahar ve Yaz mevsimi çocukluk ve gençlik yıllarında kaldı artık.


 

      ”Ömrümüzün  Baharı”  şarkısını bile dinlerken  eski  tadı  alamamak  korkusu  geçiyor  içimden..

      Ne  kadar da  uzağız  birbirimize… Bir türlü  bir araya  gelip doya-sıya sohbeti  bile kendimize çok görür olduk.

 


Güz dönemlerimizde daha çok bir araya gelmemiz gerekirken, kardeşim Adnan Yıldırım’ı bile bu yıl pas geçmiştim.


      Hayati Ulukaya, Hüseyin Yılmaz ve İsa Önal’la kısa süreli de olsa görüşmek,  bu  yılın  tesellisi olarak  kalacaktı  anılarımızın en ücra köşesinde….

 


Taşova’ya geldiğimde bizim Tevfik’in,  Özcan Bulut kardeşimin vefat haberini vermesiyle bir şok daha yaşıyordum. Bir hafta önce Bekir Subas ve ardından Özcan’ın vefatı,  dayanılmaz acının izlerini bırakıyordu yine yaralı yüreklerimiz de…


 


Güz mevsiminin bu denli acımasızlığı ve dostlarımızı bizden ayırması karşısında yine de “hayat devam ediyor” diyerek iyi kötü ayakta kalmaya çalışıyorduk.


 


Cenaze evine taziye ziyareti sonrası, Destekli dostumuz Sezgin Ünsal’ın çağrısına kulak verip bir araya gelen Ahmet Günaydın, Aslan Berber, Alifeti Hoca, Ömer Gündoğdu, Sinan Caba, Ali Rıza Ağış, Ahmet Gümüş ve medya grubumuzdan Cesarettin Tuzla ve Tevfik Öztürk gibi dostlarla gece yarısına kadar yaptığımız sohbetle acılarımızın üstünü örtmeye çalışsak da, yinede


      “ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKMAYA DEVAM EDİYORDU.”

 


Görüşmek dileğiyle…


 


 

Yorum Ekle