İYİ NİYETİN ÖNEMİ

İnsan, yaşamında başarılı ve mutlu olmak istiyorsa; eylem ve davranışlarında öncelikle iyi niyetli olması gerekir.


 


Düşüncelerine çok değer verdiğim Alman filozofu İmmanuel Kant (1724 – 1804) “Ahlâki eylemlerde esas olan niyet, iyi niyettir.” demiştir.


 


Akıl ve vicdan sahibi oldukları için insanlar genellikle iyi niyetlidir. İyi niyetli her insan karşısındaki insanın da iyi niyetli olmasını ister. İnsanlar iyi niyetle yuva kurar, iyi niyetle iş yeri açar, iyi niyetle düşünür, iyi niyetle ağaç diker, tohumu eker, iyi niyetle okur, yazar ve çalışır, ibadet eder, ziyaretlere gider. İnsan, ne yaparsa yapsın temelinde iyi niyet varsa endişeye, kaygılanmaya gerek yoktur. Bu yapılan davranış ve eylem ahlâkidir. Ahlâki olan her türlü eylem ve davranış da iyidir.


 


İyi niyetin karşıtı kötü niyettir. Kötü niyetle yapılan her iş ve davranış ahlâki değildir. Sonucu da nasıl olursa olsun ahlâki olamaz. Ahlâki olmayan eylem ve davranış da kötüdür.


 


Gönül arzu eder ki: ” iyi niyet” in sonucu da iyi olsun. Diyelim, iyi niyetle bir iş yeri açtık. O iş yerini açmadan önce iş yerinin maliyetini, gelirini giderini doğru tahmin edemedikse, yapacağımız işle ilgili bilgi, beceri ve deneyimlere sahip değilsek, o işte başarılı olabilme şansımız ne olabilir? Başarımız şansa, tesadüflere kalmaz mı? Çağımızda hiçbir şeyin tesadüfe, şansa bırakılması uygun görülmüyor. Bilgiyle, teknikle, bilinçli çalışmak, hesaplı olmak, başarının temel koşulu oluyor. Kanımca sadece ” iyi niyet” başarı ve mutluluk için yeterli değildir. Başarı için gerekli koşulların da uygun olması gerekir. Aksi halde başarımız şansa, tesadüflere bağlı olur ki, bu da akılcı değildir.


 


Pragmatizm (Faydacılık) felsefini benimsemiş olan Amerikalılar; bir kitapta okumuştum, hiçbir eylemi, başarıyı tesadüfe, şansa bırakmamayı, şans, talih ve başarının kendi ellerinde olduğuna inanıyorlarmış.


 


Ancak, bazen tüm çabalarımıza karşın, işlerimiz, yaşantımız bizim iyi niyetle hayal ettiğimiz, düşündüğümüz gibi olmaz.   Aklımıza gelmeyen, olaylarla karşılaşırız.   Haklı veya haksız, üzülür, öfkelenir, bağırır, çağırır, onu bunu suçlar, yaşamı kendimize ve çevremize zindan ederiz. Bazen de derdimizi kimseye söyleyemez içe kapanır, ruhsal ve bedensel rahatsızlıklara düşeriz. İşte burada duralım ve düşünelim… Hayatta, her şey, her zaman iyi, doğru, güzel olacak diye garanti mi var?..   Dururken mi demişler: “Yaşam iyisiyle, kötüsüyle, acısıyla, tatlısıyla birdir.” Bütün iyilik ve kötülüklerine karşın insanca, mutlu yaşamak her birey için kutsal ve güzeldir.


 


Yaşamda yanlışlarımız varsa düzeltmek, yılmadan daha iyiyi, güzeli, doğruyu aramak, bulmak için çalışmak, iyimser olmak, geleceğe ümitle bakmak gerekir. İstemeyerek başkalarına zarar vermişsek veya kırmışsak onlardan özür dilemek de erdemliliktir. Ne yaparsak yapalım temelinde iyi niyetimiz varsa yaptığımız iş ahlâki ve iyidir. Dilerim ki, iyi niyetlerimizin sonuçları da daima iyi olsun. Şu kısa ömürde; hep birlikte özgür, barış ve kardeşlik duygularıyla huzurlu, mutlu yaşayalım.


 


Hoşça kalın.

Yorum Ekle