İLLE DE DEMOKRASİ

Kızgüldüren köyü Taşova’mızın üç mübadil köyünden biri… Bir tarihte bu köyde bir düğünde çalan oyun havasına yeni katılıp kollarını kaldırarak oynamaya başlayan Sali Agaya etraftan ‘kıvır Sali Aga kıvır’ denince, Sali Aga taa (daha) oraya gelmedik cevabını verdiğine benzer, bizlerde şu demokrasi denen oyunu bir türlü kıvamında oynayamıyoruz.

Oynayamadığımız için de batı demokrasilerinde var olan istikrarı, bir türlü yakalayamıyoruz. Bizde siyasi istikrarı müdahaleler bozmuştur. Osmanlı döneminde biçimleri farklı, ama gerekçeleri aynı, yüz on defa müdahale olmuş; Abdülhamit’i tahttan indirmek için Halaskaran-ı Zabitan gurubunun yayınladığı beyanname ile Kenan Evren’in 12 Eylül bildirisi arasında belki üslup farkı vardır, ama her ikisinin de gerekçesi aynıdır. Her ikisi de ülkenin hızla uçuruma sürüklendiğini ileri sürmüşlerdir.
27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde yapılan müdahaleler de aynı gerekçeler ileri sürülerek yapılmıştır.
Şimdi de basından takip ettiğimiz kadarıyla muhalefetin ağzından dillendirilmesi gereken ülke meseleleri demokrasi dışı oluşumlar tarafından dile getirilip, ülkeyi badirelerden kurtarma adına bayrak önünde ve silah üstüne yemin edilerek kurtarıcılık girişimlerini okuyoruz.
‘Türkiye Kurtuluş Savaşı öncesinin şartlarını yaşıyor. Ülke işgal altında. Yurdumuz her gün özelleştirme adı altında yabancılara satılıyor. Kıbrıs, Ege, PKK meselelerinde ABD ve AB ülkelerinin etkisi altında kalınıyor, Cumhuriyetin temel nitelikleri tehlikede’ gibi ülkenin önemli sorunları elbette bu ülkede yaşayan her yurttaşın dile getireceği çare arayacağı sorunlardır. Ancak bu arayış demokrasi kuralları içinde olmalıdır.
Siyaset dışında kalarak siyasete müdahale edilip, ülkenin kötü yönetildiğini iddia edenler ancak demokrasi ve hukuk kuralları içinde siyaset yaparak, milli iradeden yetki aldıktan sonra millete gereken hizmeti verebilirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, anayasamızda belirtildiği gibi demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Cumhuriyet kurumları görev yapmıyor denerek kendilerini iç güvenlikten sorumlu polis ve jandarma veya TSK’nin yerine koyanlar ülkeyi kurtarmadan ziyade zaten tohumları atılmış kamplaşmayı ve kutuplaşmayı çoğaltarak huzursuzluk ve kaos yaratıcı ortamlar hazırlamış olurlar.
Evet müdahaleler demokrasilerde istikrarı hep bozmuşlardır. Her yapılan müdahale ülkenin ekonomik, siyasal ve sosyal yapısını bozmuş, felç etmiştir. Ülkenin dünyadaki imajını menfi yönde etkilemiştir. Siyasi partiler parçalanmış müdahaleler yüzünden 85 yıllık Türkiye cumhuriyeti partilerinin yaşı (CHP) hariç 25 yılı geçmemektedir.
Şimdi düşünüyoruz; bu ne biçim devadır ki yüz on defa uygulanır yine de şifa bulunamaz. Bu ne biçim uçurumdur ki yüz on defa kenarına gelinir ama ne hikmetse düşülmez.
Demokrasiye olan inanç milli iradeye olan saygıyla eşdeğerdir. Seçimi kaybedenlerin seçmeni hep kandırılmış kalabalıklar olarak gören bir anlayıştan artık vazgeçmelidir. Milletten alınan oylarla iktidar olan partilerin aldıkları oyları görmezden gelinerek milli irade dışında çare aramayı demokratik bulmuyoruz. İhtilal çığırtkanlığı yapan, ülkeyi geren medya tekelini itidale davet ediyoruz.
Demokrasilerde çare tükenmeyeceğine inananlardanız.
Başarısız hükümetlerin çaresi vardır. Biri, gider öbürü gelir, felaket olmaz. Ama demokrasinin yedeği yoktur. Onu yürütmede zorluk çeksek de ona çok şey borçluyuz.
‘Bunaldım!… Alternatif arıyorum’ yoluna gidilmemelidir. ‘İlle de Demokrasi’ demeye devam edilmelidir.

Yorum Ekle