HIDIRELLEZ: YENİDEN DOĞUŞUN SIRRI MI, YOKSA İNSANIN UNUTTUĞU GERÇEK Mİ?

0
3
Ben her Hıdırellez geldiğinde içimde bir sızıyla birlikte bir umut da uyanır. Çünkü bilirim ki bu gece, sadece bir mevsimin değil… BİR VAROLUŞUN YENİDEN BAŞLANGICIDIR. Yaşar Kemal’in o derin, toprağın içinden gelen diliyle anlatılan o büyük buluşma… Hızır ile İlyas’ın kavuşması… Aslında DOĞANIN KENDİ KENDİNİ YENİDEN KURMASIDIR.
Orta kuşakta, ovaların yeşiliyle dağların zirvesindeki serin yeşilin buluştuğu o an… TOPRAK ANA UYANIR.
Tohum kabuğunu çatlatır…
Su toprağın derinliklerinden yukarı yürür…
Rüzgâr yön değiştirir…
Ve hayat yeniden başlar…
İşte o an, sadece ağaçlar çiçek açmaz…
İNSANIN DA İÇİNDE BİR ŞEYLER FİLİZLENİR.
Eskiler boşuna dememiş…
Hıdırellez günü doğadan bir yaprak bile koparma…
Çünkü o gün DOĞA KUTSALDIR.
Çünkü o gün TOPRAK ANA YENİDEN DOĞURUR.
Şamanlardan bugüne gelen o kadim anlayış şunu söyler:
DOĞAYA HÜKMETME, DOĞAYLA BİRLİKTE VAR OL.
Çünkü doğada hiçbir şey sadece insan için yaratılmamıştır.
Biz de diğer canlılar gibi BU BÜYÜK DENGENİN İÇİNDEYİZ.
Her canlı kendi yaşamı için yaşar…
Ama birbirini yok ederek değil…
DENGEYİ KORUYARAK VAR OLUR.
İşte bu yüzden doğa kendini yenilerken, aslında bir maya kurar.
Bir denge mayası…
Bir yaşam mayası…
Ama bugün…
Biz o mayayı bozduk.
TOPRAĞIN MAYASINI BOZDUK.
SUYUN MAYASINI BOZDUK.
HAVANIN MAYASINI BOZDUK.
Bir zamanlar kendi kendini iyileştiren doğa…
Artık yarasını saramaz hale geldi.
Çünkü biz…
Şirketlerin bitmez tükenmez arzuları uğruna
DOĞAYI BİR META HALİNE GETİRDİK.
KARADENİZ’E GÖZ DİKTİLER…
Yeşilin en koyusuna, suyun en berrak haline…
Altın için…
Maden için…
Dağları deliyorlar, dereleri kirletiyorlar, ormanları yok ediyorlar.
Bize “iş” diyorlar…
“Gelişim” diyorlar…
KANMAYALIM!
Çünkü onlar alacaklarını alıp gidecekler…
Ama geriye KURUMUŞ TOPRAKLAR, ZEHİRLİ SULAR VE ÖLÜ BİR DOĞA KALACAK.
Ve artık bunun işaretlerini görüyoruz…
MEVSİMLER DEĞİŞTİ.
Bahar eskisi gibi gelmiyor…
Yağmur ya hiç yağmıyor ya da sel olup akıyor…
Toprak ne zaman uyanacağını bilmiyor…
Çünkü MAYA BOZULDU.
Doğa bize sesleniyor:
“Benim düzenimi bozarsan, sen de yaşayamazsın.”
Hıdırellez…
Sadece dilek tutulan bir gün değildir.
O gün…
YENİDEN DOĞMANIN GÜNÜDÜR.
Ama yeniden doğmak için önce şunu anlamamız gerekir:
DOĞA BİZİM DEĞİL… BİZ DOĞANIN İÇİNDEYİZ.
Eğer bugün bir yaprağı koparmamayı öğrenirsek…
Yarın bir ormanı kurtarabiliriz.
Eğer bir dereyi korursak…
Bir yaşamı koruruz.
Ben inanıyorum ki;
Bu topraklar hâlâ kendini yenileyebilir…
Ama bunun için bizim de değişmemiz gerekir.
Yeniden doğmak istiyorsak…
ÖNCE DOĞAYA SAYGI DUYMAYI HATIRLAMALIYIZ.
ÖNCE TÜKETMEYİ DEĞİL, KORUMAYI ÖĞRENMELİYİZ.
Yoksa…
Hıdırellez sadece bir hatıra olarak kalacak…
Ve biz…
KENDİ SONUMUZU KENDİ ELLERİMİZLE YAZACAĞIZ.
İSMAİL ERDAL
EMEKLİ EĞİTİMCİ
NOT:
(Yaşar Kemal’in kaleminden Hıdırellez)
“Bu gece beş mayısı altı mayısa bağlayan gecedir. Bu gece denizlerin ermişi İlyas’la karaların ermişi Hızır buluşacaklar. Dünya kurulduğundan bu yana bu iki ermiş, Hızır’la İlyas her yıl dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onlar o yıl hangi yerde buluşmuşlarsa orada bahar bir başka türlü patlar, o yıl çiçekler daha bol, daha büyük, her yılkinin birkaç misli iri açarlar. Hızır’la İlyas’ın buluştuğu an, biri mağripten, biri maşrıktan iki yıldız doğar, yıldızlar Hızır’la İlyas’ın buluştuğu yerin üstüne kayarak gelirler, tam Hızır’la İlyas birbirlerinin elini tutarlarken onlar da birleşirler, tek bir yıldız olurlar. Hızır’la İlyas’ın üstüne ışık olup sağılırlar. Hızır’la İlyas’ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği an dünyada her şey durur, akarsular oldukları yerde donmuşçasına durur kalırlar, yeller esmez, denizler dalgalanmaz, yapraklar kıpırdamaz, damarlardaki kan akmaz, kuşlar uçmaz, arıların kanatları titremez. Her şey durur, hiç, hiçbir şey kıpırdamaz. Yıldızlar akmaz, ışıklar yürümez. Dünya bir an için ölür. Sonra her şey birden uyanır, dehşet bir yaşam patlar. İşte bu gece sabaha kadar insanlar birleşen yıldızları görmek için evlerden dışarılara uğrarlar, yüksek yerlere, dam başlarına, minarelere, tepelere, dağ başlarına çıkarlar. Bir de su başlarını beklerler. Çeşmelerin, pınarların, çayların başlarını beklerler. Gözlerini sudan ayırmazlar…..
(Binboğalar Efsanesi kitabından)”

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz