BOĞALI DAĞI’NA BAKINCA SADECE BİR DAĞ DEĞİL, BİR HAYAT GÖRÜRÜM

0
2
Ben bu topraklara uzaktan bakan biri değilim. Yıllardır farklı şehirlerde yaşamış olsam da, gönlümün bir yanı hep bu coğrafyada kaldı. Boğalı Dağı’nın eteklerine her baktığımda; Taşova’nın, Erbaa’nın, Zile’nin ve Amasya’nın ortak kaderini görürüm. Bu dağ yalnızca bir yükselti değildir… Bu dağ; ormanıdır, yaylasıdır, köyüdür, suyudur, ekmeğidir.
Yeşilırmak’ın hayat verdiği o bereketli havzada, sabah sisinin dağların eteklerinden ağır ağır kalkışını izleyenler bilir… O sis sadece doğanın değil, geçmişin de hatırasını taşır. Çarşamba’ya kadar uzanan o su yolları, sadece akarsu değildir; binlerce insanın alın teridir, yaşam damarıdır. Bu dağların eteklerinde çocuklar büyür, hayvanlar otlatılır, toprak işlenir, su içilir… Ve en önemlisi, bu topraklar geleceğe emanet edilir.
Ama bugün o emanete göz dikenler var.
Üç yıl önce bu bölgeye gelen altın ve maden arayıcılarının nasıl bir tehdit oluşturduğunu yazmıştım. O günlerde verilen mücadeleyle, mahkeme kararıyla bu girişim durdurulmuştu. Çünkü halk gerçeği gördü: Bu mesele bir “iş sahası” meselesi değildi… Bu mesele bir YAŞAM MESELESİYDİ.
Bugün aynı zihniyet yeniden kapımızda.
Şirketler geliyor… Ellerinde projeler, dillerinde süslü sözler… “İstihdam sağlayacağız” diyorlar. “Bölge kalkınacak” diyorlar. Ama gerçeği söylemiyorlar.
GERÇEK ŞU:
Onlar altını alacak…
Onlar madeni çıkaracak…
Ve geride ZEHİRLENMİŞ TOPRAK, KURUMUŞ SU, YOK OLMUŞ BİR DOĞA bırakacaklar.
Bu tür madencilik faaliyetlerinde kullanılan kimyasalların toprağa ve suya karıştığını, yıllarca temizlenemediğini artık herkes biliyor. Bir kez kirlenen su, sadece bugünü değil, yarını da zehirler. Yaylalar yok olur, ormanlar kesilir, hayvancılık biter, tarım çöker.
VE EN AĞIRI:
İNSAN SAĞLIĞI TEHLİKEYE GİRER.
Bugün “iş imkânı” diye sunulan şey, yarın çocuklarımızın hastalığına, göçüne ve yoksulluğuna dönüşür.
Ben buradan açıkça söylüyorum:
TOPRAĞIN ALTINDAKİ DEĞİL, ÜSTÜNDEKİ HAYAT DAHA KIYMETLİDİR.
Bugün muhtarlarımızın, köylülerimizin bu konuda gösterdiği direnişi yakından takip ediyorum. Bu duruş çok değerlidir. Çünkü bu sadece bir köyün, bir ilçenin meselesi değil; bu bir BÖLGE MESELESİDİR.
Boğalı Dağı ve çevresi;
Ormanlarıyla, su kaynaklarıyla, yaylalarıyla, tarım alanlarıyla bir bütündür. Buraya verilecek zarar, sadece bugünü değil, yüzlerce yılı etkiler.
Onun için diyorum ki:
BU TOPRAKLAR BİZE MİRAS DEĞİL, EMANETTİR.
Emanete sahip çıkmak da lafla olmaz…
Bilinçle olur…
Dayanışmayla olur…
Mücadeleyle olur…
Herkes şunu iyi bilmeli:
Eğer bugün susarsak, yarın konuşacak toprak da bulamayız.
Eğer bugün sahip çıkmazsak, yarın çocuklarımıza anlatacak bir doğa da kalmaz.
Ben buradan tüm bölge halkına, sivil toplum kuruluşlarına, yerel yöneticilere ve duyarlı yurttaşlara sesleniyorum:
BU MÜCADELE SADECE BİR DİRENİŞ DEĞİL, GELECEĞİ KORUMA MÜCADELESİDİR.
Geliniz…
Boğalı Dağı’nı sadece bir dağ olarak görmeyelim.
Onu yaşamın kendisi olarak görelim.
Ve hep birlikte diyelim:
BU TOPRAKLAR SATILIK DEĞİL, EMANETTİR!
İSMAİL ERDAL
EMEKLİ EĞİTİMCİ

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz