BAYRAĞIN İNDİRİLİŞİ

15 Şubat terörist başının paketlenmesinin yıldönümü imiş. Bu nedenle ülkenin bir çok yerinde “sözüm ona” birtakım demokratik gösteriler düzenlenmekte olduğunu görüyoruz.
Medyamız sağ olsun, bir takım çapulcunun yaptığı molotoflu, pankartlı, taşlı sopalı eylemleri günlük olarak ve hem de dikkat edelim lütfen bu ülkeyi çok seviyormuş pozuna bürünerek veriyor. Evirip çevirip gösteriyor. Ballandıra ballandıra anlatıyor.
Efendiler lütfen!… Bu tür eylemlerin medyada bu denli gösterilmesi çok sakat ve çok aptalca bir şey. Bu tür haberler gösterildikçe bu çapulcular kendilerini bir şey zannediyor. Çok güçlü olduklarını düşünüyor. Dünyanın en güçlü beş ordusundan birine “Kafa tutan kahraman” pozuna bürünüyor. Sonra da “Vay be! Meğer ben ne büyükmüşüm” deyip eylemlerine devam ediyor. Bizim sözüm ona “vatansever (!) medya” da bu çapulcuların reklamını yapıyor.
İşte 16 Şubat 2008 günü Cizre’de şerefli bayrağımızın gönderinin kırılarak ayaklar altına alınması kahraman medyanın reklamının ürünüdür. O bayrağın ayaklar altına alınışını görünce yüreğim yerinden fırladı sandım.
Hafızalarımızı biraz zorlarsak hatırlarız. Kıbrıslı Rum gençler bir ara Lefkoşa sınırlarına gelip sınırda bulunan Türk Bayrağını indirmek istemişlerdi. Bayrağı gönderden indirmek için göndere tırmanan Rum gencini bir Üsteğmenimizin tek kurşunla ve canıyla ödettiğini, sanırım çok iyi hatırlarız. Yüce Bayrak, asılı olduğu gönderden şerefsizce indirildi. O bayrağın indirilmesi sırasında, orada şerefli bir insan bulunsaydı o bayrak o konuma düşmezdi. Şayet kazara yer istek dışı bir indiriş söz konusu olsaydı, onu yere indiren köpek, indiriş bedelini mutlaka canıyla öderdi.
İzledik. Bayrağı ayak altına atma çabalarına bazı sözüm ona sağduyulu insanlar(!) güya elleriyle engel olmaya çalışıyorlar.
Bu olay, “birkaç kendini bilmez tarafından yapılmıştır, çocuklar tarafından yapılmıştır” gibi aymazlıklarla geçiştirilecek gibi değildir. Artık buna iyi düşünmeli ve radikal bir karar ve-rilmelidir. Fırsat bulduğu her zaman ve mekânda bayrak gibi en yüce değeri hedef alan kim olursa olsun, amacı ne olursa olsun, zamanı, mekânı “kim’liği ve kimseliği ne olursa olsun, yaptığı eylemlerin bedelini göze alarak yapmalıdır ve bu bedeli, bize göre mahkemeler, ulusal ve uluslar arası yasalar değil, bunun bedelini mutlaka ve sadece Şerefli Türk askeri ve veya güvenlik güçleri ödetmelidir. Bayrak bizim dünya için en değerli ve en mukaddes varlığımızdır. Bunu ayaklar altına alan kim ise bedelini de dünyadaki en değerli şeyi ile ödemelidir. Bunu ödetecek tek ve yegâne unsur da bellidir, işte o güçtür.
Bayrak söz konusu olunca, efendiler kimse kusura bakmasın orada, demokrasi biter, insan hakları biter, yasa biter, ahlâk biter, kısaca her şey biter. Bayrağımın ayaklar altına alınmasına ey CUMUK ne olur sen karışma, karışma ne olur.
Bayrağımla aramıza girne!
Ey CUMUK eğer bayrağımla aramıza girersen seni de, seni de vururum yere!

Yorum Ekle