AY: “Her 12 Eylülde kabuk bağlamış yaralarımız kanar..”

-ÖZEL HABER- Murat ARSLAN
12 Eylül mağdurlarından Aslen ilçemiz Yukarı Baraklı köyünden olup, Suluova’da ikamet eden Muharrem Ay; “Her 12 Eylülde kabuk bağlamış yaralarımız kanar..”
Türkiye’nin demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini alan 12 Eylül darbesinin üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen, dönemin antidemokratik uygulamalarına maruz kalanlar yaşadıklarını unutamıyor.
Darbecilerin işkence ve kötü muamelesinin izlerini bedenlerinin yanı sıra manevi dünyalarında da taşıyan 12 Eylül mağdurlarından Suluovalı Muharrem Ay, meşhur Et Balık Kombinasında tutuklu kaldığı süre boyunca yaşadıklarını Suluova AA ve Yeni Haber Gazetesi Muhabiri Murat Arslan’a anlattı.
-Suluovalı bir 12 Eylül mağdurunun yaşadıklarının ilk defa kaleme alındığı özel haber çalışmamızdan detaylar…
Türkiye tarihinde kara leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesinde henüz 20 günlük çocuğuna doyamamışken genç yaşında gözaltına alınan ve 9 yıl hapis yatan Muharrem Ay, özellikle işkenceyle geçen Et Balık Kombinasında ki o yılları unutamıyor.
12 Eylül’de istisnasız her görüşe mensup binlerce insanın mağdur olduğuna dikkat çeken 65 yaşında ki Muharrem Ay, 40 Yıl geçmesine rağmen kara bir leke olarak ülke tarihinde yer alan, milyonlarca insanın fişlendiği, binlerce kişinin yargılandığı, yüzlerce kişilerin işkencelerde öldüğü ve onlarca kişiye idam cezasının verildiği o kara dönemi topyekun bir halk mağduru olarak tanımlıyor.
-“BEN ÜLKEMİ YABANCI ÜLKELERE ŞİKAYET ETMEM.”
Darbe sürecinde işkencelerden geçirilen yüz binlerce insandan biri de Suluovalı Muharrem Ay oldu. Henüz 24 yaşında ve yeni evliyken, ilk çocuğu 20 günlükken girdiği cezaevinden 9 yıl sonra tahliye oldu. Daha sonra Türkiye mahkemelerinde affını aradığını ancak “red” edildiğini belirten Muharrem Ay, bunun üzerine avukatı tarafından konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerine götürmek istemesi üzerine “ben ülkemi yabancı ülkelere şikayet etmem” diyerek teklifini kabul etmediğini, yaşadığı onca işkence ve sıkıntılara rağmen devletini dış ülkelere şikayet etmekten ar duyduğunu anlattı.
“12 Eylül’ü yaşayan biri olarak anlatmak gerçekten güçtür” diyen Muharrem Ay, 1978 ve 1979’da olayların zirveye çıktığını, her gün onlarca ölümlerin olduğu ve kavgaların yaşandığını ve devamında 12 Eylül darbesinin yapıldığını anlattı.
12 Eylül darbesi öncesi kendine ait kitapevinde esnaflık yaptığını ve ayrıca Suluova Ülkücü İşçiler Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Muharrem Ay, bir sabah erken saatlerde evinden “koruma amaçlı” denilerek gözaltına alındığını, 9 yıl sonra ancak ailesi ve özgürlüğüne kavuşabildiğini kaydetti.
Gözaltına alındıktan sonra Suluova Et Balık Kombinasında 6 ay hapis kaldığını ve diğer tutuklananlarla birlikte sürekli işkenceye maruz kaldıklarını anlatan Muharrem Ay, sürekli dayak ve falakaya çekildiklerini, vücutlarına elektrik verildiğini, günlerce ise tuvalette kapalı tutulduklarını, faili meçhul olan ve işlemedikleri çeşitli suçları da kendilerine işkenceyle kabul ettirmeye çalışıldığını ifade etti.
Muharrem Ay, 6 Ay bu şartlarda Et Balık Kombinasında kaldıktan sonra Amasya, Erzincan, Corum, Samsun ve son olarak ise Erzincan cezaevinde toplamda 9 yıl hapis yattığını ve tahliye olduğunu belirtti.
Hayatı boyunca Allah’ın birliğine ve H.z. Muhammed’e(S.A.V.) olan inancından hiç taviz vermediğini ve o 12 Eylül dönemlerinde bunun mücadelesini verdiğini anlatan Muharrem Ay, bundan da asla pişmanlık duymadığını söyledi.
12 Eylül darbesinin binlerce mağdur yarattığının altını çizen Muharrem Ay, “cezaevinde geçen o yıllar gençliğimizin en güzel yıllarıydı, Gençliğimiz heba oldu, benim darbe yapanlardan 9 yıl alacağım var.” Dedi.
12 Eylül öncesinde ve sonrasında ülkücü hareketin birçok kademesinde görev aldığını, inancını yaşayan ve vatanını seven bir insan olduğunu belirten Muharrem Ay; “12 Eylül gururumuzun yanı sıra gençliğimizi de çaldı.” Diye ifade etti.
-HER 12 EYLÜLDE KABUK BAĞLAMIŞ YARALARIMIZ KANAR…
Darbe mağduru Muharrem Ay, 12 Eylül’e giden o karanlık günleri ve yaşadıklarını anlattı: “Biz 12 Eylül’ü, “kara gün”, “kara Eylül” olarak anarız. 12 Eylül’e doğru giden yol ise “masum öğrenci hareketleri” denilerek başlatıldı. Ondan sonra, “masum iki taraf arasındaki kavga” diye gündeme getirildi. Sonra iki grup(sağcılar-solcular) arasındaki kavgalara dönüştü ve olaylar kaşına kaşına tırmandırılmaya başlandı. Şehirler ve ilçeler bölündü, sokaklar ve mahalleler ayrıldı ve de devamında olayların tırmandığı 1979-1980’e geldik. Her gün onlarca insanın öldürüldüğü bir döneme geldik. Devlet geçici sıkıyönetimlerle işi geçiştirdi. 11 Eylül’de kan gövdeyi götürürken 12 Eylül’de her şey durdu, olaylar bıçak gibi kesildi…
Kenan Evren, darbeden sonraki yıllarda; “12 Eylül olgunlaşsın diye bir buçuk sene bekledik” diye açıklama yapmıştı. Amerika Birleşik Devletleri de, “bizim çocuklar yaptı” diye açıklama yapmıştı. İşte böyle bir dönemdi 12 Eylül.”
-“ANALARIN YÜREKLERİNE ATEŞLERİN DÜŞTÜĞÜ GÜNDÜR 12 EYLÜL.”
Binlerce Anadolu gencinin birbirine kırdırıldığı bir dönemdi 12 Eylül. Sağcısı ile solcusu ile binlerce insanın öldürüldüğü 12 Eylül sonrasında binlerce insanın akıl almaz işkencelere tabi tutulduğu, binlerce insanın idama mahkum edildiği, binlerce insanın hapis cezalarına çarptırıldığı, onlarca insanın idam edildiği, anaların yüreklerine ateşlerin düştüğü günün adıdır 12 Eylül, Kara Eylül.”
-“BERABER TOP OYNAYAN GENÇLERİN DÜŞMAN EDİLDİĞİ 12 EYLÜL SÜRECİ.”
“Top sahalarında beraber top oynarken birbirine düşman edilen sürece giden yolun adıdır 12 Eylül. Silah kaçakçılarının hem sağcılara hem solculara silah sattığı günler ve dönemin adıdır 12 Eylül.
12 Eylül; muhbirlerin bir gün Ülkü Ocaklarını, bir gün Halk Evlerini kurşunlayıp bombalayarak olayların tırmanmasına ve 12 Eylül’ün olgunlaşmasına doğru giden yolun adıdır.
-12 EYLÜL SÜRECİNDEN SULUOVA NASIL NASİBİNİ ALDI ?
Muharrem Ay, “Suluova’da yaşayan sağcısıyla, solcusuyla herkes önceleri birbiriyle iyi ilişkiler içindeydi, beraber top oynayan, kavgası, dövüşü olmayan bir ilçeydi Suluova.
Suluova’da olaylar önce sağcı-solcu diye isimlendirilen iki tarafın bildiri dağıtması ile başlayan ayrılıklar, yavaş yavaş ülke genelinde olduğu gibi Suluova’da da gerilmeye, kaşınma ve ufak kavgalarla başladı. Önlenmesi ve önüne geçilmesi gereken olaylarda bile önüne geçilmedi. Tırmanan olaylar Suluova’nın mahalleleri ve sokaklarının bölünmesine sebep oldu. Sağcıların babaları senelerce Pazar Mahallesindeki Cumartesi sebze-meyve pazar yerine gidemedi, gittiklerinde dövüldü.
Cumhuriyet Mahallesi’ndeki Emek Sinemasında bizim elimize silah almadığımız bir dönemde katliam girişimi oldu. 2 Ülküdaşımız şehit edildi ve 8-10’da yaralı oldu.
Sonrasında olaylar tırmandı ve 12 Eylül’e gelindi. Ardından bu civarın meşhur işkence yeri olarak anılan Et Balık Kombinasında sağcı-solcu diye ayrım yapılmadan insanlar burada hapis tutuldu. Sağcıya yapılan işkence solcuya dinletildi, solcuya yapılan işkenceler sağcıya dinletildi, meşhur Et Balık Kombinasında çok suçsuz insan kötü muamelelere ve işkencelere maruz kaldı.
Et Balık Kombinası önceleri sadece “Koğuş” olarak kullanılıyordu, işkenceler ise uzak yerlere götürülüp yapılıyordu. Sonraları Et Balık Kombinasında türlü işkenceler devam etti. Aklın almadığı işkencelerin yapıldığı yerdir Et Balık Kombinası…
Et Balık Kombinası; dışarıda birbirine kurşun atanların Et Balık Kombinasında bir ekmeği bölüştüğü yerin adıdır. Dışarıda yan yana gelemeyip konuşamayanların konuştukları ve dertleştikleri yerin adıdır.
Suluova denilince Et Balık Kombinası, Et Balık Kombinası denince masum çığlıkların duyulduğu, akıl almaz işkencelerin yapıldığı yer gelir akla…
Ben, 12 Eylül darbesinden sonra gözaltına alınıp önce idama mahkum edildim, daha sonra müebbet cezasına çevrildi.
-“ELLERİ “SİLAH” DEĞİL, “KALEM” TUTSUN İSTERİM.”
Sevgili ve değerli genç kardeşlerim sizlere acizane nasihatım şunlar olur; Anlaşmazlıklarınızı ve meselelerini konuşarak, fikir alış verişinde bulunarak ve tartışarak halledin. O kara günler bir daha yaşanmasın.
Gençler, idealist olsun ama fikirlerini birbirlerine saygı duyarak tartışsınlar, yine bu çerçeve de birlik ve beraberlik içinde yaşasınlar.
Gençlerimizin elleri “silah” değil, “kalem” tutsun isterim. Annelerine, babalarına, kardeşlerine, eşlerine acı yaşatmasınlar, birbirleri ile fikir ayrılıkları olsa bile birbirlerine saygı duysunlar. Gençler tartışsın, sorgulasın, taraf olsun ama birbirlerine saygı duysunlar. Ülkemizi bölmek isteyenlerin oyunlarına alet olmasınlar.
Herkes bu ülkede yaşıyor. Herkes bu geminin içinde. Gemi batarsa hepimiz batarız.“
-12 EYLÜL DARBESİ SONRASI SULUOVA!
12 Eylül İhtilalinden sonra Suluova’da sağcısı ve solcusuyla yaklaşık 50 kadar genç ceza alıp mağdur olduğunu ifade eden Muharrem Ay, “toplamda ise 400-500 kadar insan acı çekti ve çeşitli mağduriyet yaşadı. 12 Eylül ihtilalinden sonra 2 kişi idam cezası aldı ve daha sonra müebbet cezasına çevrildi. 4 Kişi 10 ila 20 yıl arasında ceza aldı. 45 Kişi ise çeşitli cezalar aldı. 12 Eylül İhtilali sonrasında binlerce insan gençliğini, işini kaybetti, eğitim hayatından oldu, sosyal hayattan koptu, aile hayatı dağıldı, sağlığını kaybetti.” Dedi.
-“GENÇLİĞİMİZİ ZİNDANDA TÜKETTİK.”
12 Eylül öncesi ve sonrasında ülkücü hareketin çeşitli kademelerinde üst düzey görevlerde bulunduğunu anlatan Muharrem Ay, “darbenin ardından önce bir arkadaşımla birlikte idam cezasına çarptırıldım. Daha sonra müebbet cezasına çevrildi ve toplam 9 yıl hapis yattım. 12 Eylül İhtilali’nden önce kendime ait iş yerimde çalışıyordum ve ayrıca Suluova Ülkücü İşçiler Başkanlığı görevini yürütüyordum. Evliydim, 1979 yılında 24 yaşımda gözaltına alınırken ise henüz doyamadığım 20 günlük çocuğum ve yaşayamadığım gençliğim vardı….” Diye ifade etti.
Kaynak: AA-Suluovayenihabergazetesi/Murat Arslan

Yorum Ekle