ANNEME…

-‘’Son kez anneni görmek ister misin? ’’demişti morg görevlisi.
Yapamadım… Seni hala son gördüğüm halinle hatırlamak istedim belki de. Ya da cesaret edemedim. Yüzleşemedim son kez.

Hasta yatağında ilaçların da tesiriyle uyumuştun ve ben gitmek zorundaydım. Öptüm sessizce yanaklarından. Ellerini, ayaklarını bir kez daha öpebilseydim. Nereden bilebilirdim ki sana son bakışım olacağını, melek yüzüne bir daha el süremeyeceğimi. Pişmanım…
Oysa son zamanlarında hep beraberdik. Yanında olamadığım yıllara inat, sen yanımdaydın. Kaderin cilvesi, hastalığının o döneminde hiç olmadığımız kadar birlikteydik. Rabbim fırsat vermişti kıymetini anlamayı ve sana bir kere daha emeklemeyi. Ama yapamadım. Elimden fazlası gelmiş olsaydı keşke. Acılarını dindiremedim. Beceremedim…
Nereden bilebilirdim ki; sen beşinci mevsimmişsin annem. Seni dua kapım, nefesim, güneşim yapamadım…

…İnsan annesi ölünce anlarmış içindeki çocuğun hiç ölmeyeceğini ve aklıma geldikçe kahroluyorum bunu anlamakta neden bu kadar geciktiğimi. Anladım…
O Eylül ayının yedinci günü Hakk’a yürüdüğünde, kocaman adam olmadığımı bir kere daha anladım saklayamadığım gözyaşlarımla. Şimdi yoksun. Gözyaşlarım dualarıma karışıp akıyor gecelerin simsiyah karanlığına ve ben hala sensizliğe alışamadım…
Sinek kanadı kadar bile değeri olmayan bu dünyada ‘’anne’’ sözcüğü öksüz, yetim. Ve kimsesiz bir köşede sensizliğe mahkûm kaldı.

Şimdiden özledim annem. Sızlıyor yüreğimin sol köşesi. Herkese anlatmak istiyorum ne çok özlediğimi. Hatta bütün dünya özlesin benim gibi diyorum. Anlatamıyorum, yutkunamıyorum, nefes alamıyorum sensiz.

Artık bana düşen varlığında yapamadıklarımı yokluğunda yapabilmek. Önce Allah’a sonra sana söz olsun ki; O’nun razı olacağı iyi bir kul olarak amel defterini taçlandıracağım.
Rabbim; sana rahmetiyle muamele, geride kalan bizlere de ölümden ders almayı nasip ve hidayet etsin. Âmin.

Küçük Oğlun ‘’medi’’

“Rabbim! Onlar nasıl küçüklükte beni şefkatle eğitip yetiştirdilerse, şimdi sen de onlara merhamet göster.”(İSRA,24) Âmin.

Yorum Ekle