ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANINDAN ÖZELEŞTİRİ “ANAYASAL HAKLAR VE HÜRRİYETLER”

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç Manisa’da katıldığı “Anayasal Haklar ve Hürriyetler” konulu bir konferansta çok anlamlı özeleştirilerde bulundu. Bu memleketin en yüksek yargı organının başındaki kişi yakın tarihimizde ülkemizde insan hakları ve bireysel özgürlüklerin bizzat yargı aracılığı ile ve devlet aygıtı eliyle nasıl ihlal edildiğine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kendisini dinlerken “Ankara’da da Hakimler Varmış!”  demek geldi içimden.

Anayasa yapmakla sorunların çözülemeyeceğini, önemli olan uygulayıcılardan kaynaklanan sorunların ve önyargıların ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.  “Türkiye’de anayasa tarihine baktığımızda halkın katıldığı bir anayasanın olmadığını görüyoruz. Sadece1990-2000 yılları arasında 19 siyasi partinin Anayasa mahkemesi aracılığı ile kapatıldı, 2000 yılından itibaren bu noktadaki düşünceler ve düşünceler tamamen değişti” dedi.

Konuşmasında devamla “Ülkemizde bir dönem bireysel özgürlükler ve hakların açık şekilde ihlal edildiğini, yavrularımızın en temel hakkı olan eğitim hakkının acımasızca ellerinden alındığını, engellediğini söyledi.  Toplumu hizaya getirmeye çalıştık, çift kimlikli insanlar yetiştirdik. Kurduğumuz ikna odalarının bir kapısından bir kimlikle aldığımız çocuklarımızı öbür kapıdan başka bir kimlikle çıkardık. Böylece toplumu hizaya getireceğimizi zannettik. Ne yazık ki hizaya getiremedik” dedi.

Bu ve benzeri sözlerin, tabiri caizse devlet adına, evrensel hukuk adına bir itiraf sayabileceğimiz bu sözlerin üzerine başka ne söylenebilir! Hala bu memlekette her gün vesayet düzeninin devamından yana, toplumu dizayn etme içgüdüsüyle hareket eden kamu görevlilerini görmekteyiz. Bu toplumu ancak kendilerinin güdebileceği, hizaya getirebileceği bir sürü olarak gören zihniyetin örnekleriyle her gün herhangi bir yerde veya hizmet biriminde karşılaşmaktayız. Bu durum halen statükonun değişime karşı direnmeye devam ettiğini göstermektedir.

Daha birkaç gün önce Sayın Başbakan belediye başkanlarına hitaben yaptığı konuşmasında “Seçilmişlerin bürokratik oligarşinin oyuncağı haline getirilmesine izin vermeyiz” diyerek tepkisini dile getirmişti. Hala atanmış bürokratların durumdan vazife çıkararak halk iradesine karşı gelme eğilimleri görülmektedir. Oysa bireysel haklar ve özgürlüklerin artık günümüzde bürokratik oligarşi zihniyetiyle engellenmesi eskisi kadar kolay olmasa da hala kendini devletin asli sahibi gibi gören kraldan kralcı kesilen kamu görevlilerinin olduğu da bir gerçektir. Ama onlar da zamanla alışacaklar, kendilerini vergileriyle besleyen halkın hizmetkarı oldukları gerçeğini görecekler!

Geçenlerde genç bir yakınım başından geçen küçük bir hadiseyi anlatmıştı. İlgimi çekti olay şöyle geçmiş; trafikte bir trafik ekibi tarafından durdurulmuş, ruhsat ve diğer rutin evrak istenmiş, o da istenenleri görevli memura ibraz etmiş. Memurlar evrakı incelerken o da eli cebinde beklemeye başlamış, evrakı inceleyen memurlardan birisi bir ara başını kaldırarak “Eli cebinden çıkar!” diye ihtar etmiş. Genç yakınım da “Siz görevinizi yapın, benim elimi nereye koyacağıma lütfen karışmayın, bildiğim kadarıyla böyle bir göreviniz ve yetkiniz yok!” şeklinde cevap vermiş. Bunun üzerine tartışma çıkmış ve ardından da konu savcılığa intikal etmiş. Savcılıkta yeğenim haklı çıkınca, şikayetçi olup olmadığını sormuş. Yeğenim esas maçının memurun ceza almasına sağlamak olmadığın ama artık kamu görevlilerinin kendi yetkilerinin sınırını bilmeleri ve vatandaşın kişisel hak ve davranışlarına müdahale hakların olmadığın bilmeleri gerektiğini söylemiş, memur özür dilemiş ve konu kapatılmış.

İşte kısaca anlatmaya çalıştığım birinci derecede yakınım bir gencin kısa bir süre önce yaşamış olduğu şu basit olay bile hala bu milletin evlatlarını her halükarda hizaya getrime içgüdüsüyle görev yapan görevlilerin olduğu gerçeğini su yüzüne çıkarıyor. Bu durum en alt kademedeki hizmetliden memurdan tutun da en üst kademedeki tepe yöneticisine kadar geniş bir yelpazede yıllardır çöreklenmiş bir gelenek haline gelmiştir. Elbette bir anda söküp atmak mümkün değildir. Ancak vatandaşlarımızın Anayasal Haklar ve Hürriyetler noktasında daha bilinçlenmesi ve bilinçli davranması gerektiği gerçeğini gözler önüne seriyor. Her vatandaş bu noktada özellikle duyarlı olmalı ve özgürlüklerin yoluna serpiştirilen dikenleri, ayrık otlarını bir bir hep birlikte ayıklamalıyız. Ve konuşmasıyla yüreklerimize su serpen Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç’a teşekkür etmeliyiz.

Yorum Ekle