”Amasya Taşova’da Yerel Basın: Ali Rıza Günaydın’ın Gazetesi” (6)

0
50

Türkiye Tarihi, HIST200 kodlu Ders Bitirme Ödevi, 5 kişilik bir Grup Çalışması

Röportaj: Mehmet Yavuz ERGEN
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Bilkent Üniversitesi Tarih bölümü bu projeyi onayladı, bitince Bilkent Üniversitesi’nin Resmi Kütüphanesinde yayınlanacak ve bir başkası kendi makalesinde atıf yapabilecek düzeyde bir kaynak olacak.

TAŞOVA GEN. HABER SİTESİ EDİTÖRÜ AHMET GÜNAYDIN ile RÖPORTAJ: (6)

Bizim okuduğumuz kaynaklarda yerel basında, taşrada çalışanların basın kartının olmaması Bu işin iletişim eğitiminin eksikliği, gazeteciliğin böyle profesyonel bir meslek yerine geçici bir iş olarak görüldüğü söyleniyordu. Bu Taşova’da da geçerli oldu mu sizce?
Daha çok ilçelerde oldu tabii bugün bu işi yapan Ankara, İstanbul ve büyükşehirlerdeki Samsun’dakiler için böyle bir durum söz konusu olmaz. Ama bizim gibi ufak ilçelerde sarı basın kartı çok bir şey ifade etmiyor.
1971’de ilk açıldığında matbaaya çırak için çevreden telkinlerde bulunan oldu mu mesela?  Çocuğunu veya bir yakınını matbaaya çırak vermek gibi?

Babası da evladının çırak olarak girdiği yerde, evladının da işini kendi adına açmak hayali yatar haklı olarak. Olması gereken de o zaten. Ama buranın ufak bir ilçe olması çırak bulmamızı da zorlaştırdı.

Peki matbaa ilk yıllarında bir aile şirketi şeklinde mi ilerliyordu? Ali Rıza Günaydın tek yetkili miydi yoksa bir ortak karar verme mekanizması var mıydı? Yani eğer Ali Günaydın tek yetkiliyse bu haber mutfağında bir otosansür yaratmış mıdır hatırladığınız kadarıyla?

Hayır. Bir aile şirketi demeyelim. 2003’de şirketi oluşturduk Ama abim rahmetli demokrat bir insandı. Öyle haber noktasında baskılayıcı bir  durumu, duruşu olmadı. Bize tamamen devretti yaşlanınca. Haber işlerine de karışmazdı. Bize gelip ”şu haberi niye yaptınız” da demezdi. O çünkü bize bıraktığı manevi mirası istismar etmediğimizi biliyordu.  Dediğim gibi her ne kadar aile şirketine dönüşsek de, ”Ben büyüğüm, burada benim dediğim olur, son sözü ben söylerim” gibi aramızda en ufak  sıkıntı olmadı.

Matbaada ve Gazetede Görev dağılımı nasıldı ilk başlarda?
1984’de bizim için zor bir süreç başladı. Bir buçuk yıl o çok zor bir süreçti, tek tek harf dizerek günlük gazete çıkarıyoruz. Aynı anda bizim matbaa işleri yoğun, görev dağılımı diye bir şey yok tüm çalışanlar hem gazete hem matbu işleri yapıyoruz. Hele hele yılbaşında  başımızı kaşıyacak vaktimiz olmuyordu. Çünkü takvim sezonu başlıyordu. Yılbaşı ve ramazan ayı birbirine denk gelmiş. Hem takvim hem imsakiye basıyoruz. Ramazan imsakiyeleri  teknolojinin en son bitirmek olduğu bir iş kolu. Eskiden 4 yapraklı takvimler vardı. Ocak, Şubat, Mart, diye başlayan o kadar fazla baskı yapıyorduk ki inanılmaz  Yani esnaflar en çok ona ilgi gösteriyordu. Kütüklü takvim dediğimiz 365 küçük sayfalar halinde O biraz pahalıydı. 4 ve 6 yapraklı takvimler bitti. 365’lik takvime dönüş oldu. Zaman içinde  o iş cemaatlerin eline geçti. Türkiye gazetesi veya Süleymancılar cemaati. Hatıra devam ediyor, onlarında  son demleri. Reklam konusunda belki gemici takvimi dediğimiz takvim çeşidinin hükmü sürer. Z kuşağının takvimle, imsakiye ile işi yok. İnsanlar artık orucunu açarken, imsakı beklerken cep telefonundan faydalanıyor. Pek bir anlamı kalmadı artık.

O zaman birazcık da gazetenin topluma olan etkilerinden sormak istiyorum. Bu gazete özellikle 71’li yıllarda Taşova’da halkın belirli bir kesimine ortak bir görüş oluşturmada yardımcı oldu mu? Olduysa nasıl bir rol oynadı? Genelde bizim hocamızın bize verdiği örneklerde, anlattığı şekillerde işte bir yerel bir basında tek bir tane gazete, tek bir tane matbaa kucaklayıcı ve yerel sorunları gözler önüne taşıyan aslında bütün bir halk için ortak bir hareket gösteren bir yapı olduğunu söylemişti. Bu sizde de geçerli miydi hatırladığınız kadar?

Aslında bizde de geçerliydi. Biz çünkü toplumun tüm kesimlerini kucaklayan yani siyasi görüş olarak her türlü siyasi görüşe yer veren bir yayın organıydık. Bugünlerde Apo, pkk masum bir obje haline geldi. Villa yapıyorlar Apo’ya. Mecbur gene siyasi ortama geldi konu.  2015 seçimlerinde HDP adayına gazetede yer vermek tehlikeli bir durumdu. HDP’nin adayı var Taşova’da Fazlı Kuru diye bir abimiz. Fazıl Kuru denilen şahıs hala yaşıyor. Reuter Ajansın gelip röportaj yaptığı bir devrimci kişilik. O seçimde Amasya adayı oldu, ara ara kendisiyle görüşürüz. Rahmetli abimle de diyaloğu iyiydi. Seçime sayılı günler var, aradı beni ”Ya Ahmet bizim genel merkezden gelen oldu, Halkların Demokratik Partisi MYK  Fahri Üyesi Kenan Kalyon haber yapabilir miyiz, seni parkta bekliyoruz.” dedi. Ben gittim, mesela o gün bundan 11 sene öncesinde haber yaptık. Halk  duruşumuzu bildiği için bir tepki almadık.
Düşünün Amasya gibi illerimizde HDP 2015’lerde Tu Kaka, nefret edilen bir parti. Demokrasi noktasında herkesin görüşlerini ifade etme hakkı vardır. Yani bizim yerel basında işte o kucaklayıcı rolümüz vardı. Dediğim gibi hiç sevmediğimiz diğer partilerin veya diğer görüşe sahip işte cemaatleri kabullenmesek bile onların görüşlerine bile yer verdik. Onların  duygularını aksettirdik. Taşova 12 Eylülden önce 67 vilayet 540 ilçenin içerisinde çok tehlikeli 66 hassas bir bölgeydi. O açıdan bu gazetenin kurucusu Ali Rıza Günaydın’ın katkılarıyla böyle bir toplumsal bir konsensüs sağlanmış oldu. Taşova’da böyle de bir katkımız oldu.
(Devam edecek)

Yorum Ekle

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz