Türkiye Tarihi, HIST200 kodlu Ders Bitirme Ödevi, 5 kişilik bir Grup Çalışması
Röportaj: Mehmet Yavuz ERGEN
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Bilkent Üniversitesi Tarih bölümü bu projeyi onayladı, bitince Bilkent Üniversitesi’nin Resmi Kütüphanesinde yayınlanacak ve bir başkası kendi makalesinde atıf yapabilecek düzeyde bir kaynak olacak.
TAŞOVA GEN. HABER SİTESİ EDİTÖRÜ AHMET GÜNAYDIN ile RÖPORTAJ: (5)
İlk gazetenin yayınlandığı yıllarda resmi ilan gelirleri geliyordu öyle mi?
Tabii. Öyle ama Ufak tefek reklamlar oluyordu. Onların parası tabii resmi ilan gibi çok ciddi boyutlarda değildi ama yine de ek bir gelir oluyordu. 2005 yılında kaldırılan kongre, yeni kurulan derneklerin tüzük ilanları, zayii ilanları yayınlanmasının mecburiyetinin kaldırılması büyük bir darbe oldu yerel basına. Ondan sonra bu dayatmalar işte üç tane işçi çalıştıracaksın diyor. Haftada 2 gün çıkan gazete 2 kişi ile çıkarılabiliyor aslında.
Çalıştırdığın kişiye e parayı resmiyette verir gibi yapıp dekontla ama sonrasında elinden paranın büyük bir bölümünü geri alanlar var. Göstermelik eleman gazeteye katkısı filan yok. Bu zaten şık bir şey değil. Kul hakkı, çok yanlış bir şey. Resmi ilan almadan böyle gittiği yere kadar gideceğiz.
Bizim gördüğümüz kadarıyla matbaanın zaman içerisinde ekonomik yapısı ve sürdürülebilirliği değişmiş.
Çok değişti, bugün Türkiye’de bu teknolojik gelişimle beraber birçok meslekler darbe yedi. Fotoğrafçılık gibi veya başka şu anda aklıma gelmeyen meslekler var. Gazeteciliği bir tarafa bırakalım, e tabii matbaacılık da darbe aldı. Yani matbaacının yapacağı işler de çok azaldı şu anda ambalaj sanayi işte kutu baskısına dönüştü. Matbaada eskiden mesela geçici görev yolluğu, Hastanın sevk isteği vardı. Buna benzer resmi kurumların bastırdığı çok çok evraklar vardı. Tabii bunlar bilgisayarla beraber tamamen sıfırlandı. İşte dediğim gibi şu anda matbaacının yapabileceği, işte davetiyle, duyuru, kartvizit kaldı. Bu üçgenin dışında iş çok azaldı. Zaten anlaşmalı matbaa olayı da bitti. Fatura, İrsaliye, yolcu bileti, perakende satış işleri bitti. Bunlarda e-faturaya geçildi derken matbaalar Türkiye genelinde birer birer kapanıyor.
O zaman biraz da matbaanın personel ve kurumlaşması açısından sorular soracağım. Bu bizim okuduğumuz örneklerde yerel matbaanın böyle teknik personel yetiştiren bir okul olma işlevi olduğu söyleniyordu. Ali Rıza Günaydın dayımın matbaasında böyle bir kültürel gelişim oldu mu? Okul yani bir matbaacılık eğitimi gören oldu mu?
Ben okulunda okudum, yani Matbaa Meslek lisesinde. Ama bizim Taşova’nın küçük olması dolayısıyla çok fazla bir usta kalfa çırak durumumuz olmadı. İlk yıllarda oldu olmadı değil ama potansiyel azaldıkça ona da ihtiyaç kalmadı şu anda. Şu an hiç ihtiyaç yok. Dediğim gibi çıkan gazetenin işte haberlerini ben toparlıyorum. Zaten internette önce yayınlıyoruz haberi. Ondan sonraki süreçte işte gazeteye önce bir mizanpajını hazırlayıp sonrasında baskıya geçiyoruz. Yani bu işi haftalık veya haftada iki hatta 3 gün de olsa başka bir personele gerek yok. O personelin dediğim gibi SSK primleri çok ağır. İşte asgari ücret belki bugün büyükşehirlerde yaşayanlar için cüzi bir para ama, Taşova gibi yerde bir işveren için ödemesi çok zor bir para. Bugün 28.000 lira gibi bir rakam. Taşova’da bunu ödememiz çok zor. Basın İlan Kurumundan ayrılmamızın nedeni de bu oldu zaten.
Matbaa ilk kurulduğunda kaç kişi çalışıyordu? 1971 döneminde?
İlk kuruluşta ben ufaktım. Gelip ufak tefek işleri yapıyor, gazeteyi satıyordum. Abimle Nurettin abi çalışıyordu. Yusuf daha da ufaktı. Nurettin abi gittikten sonra abim bu işi iyice öğrendi. Daha sonra Erbaa’dan rahmetli Salim Karakaş diye bir ustamız vardı. O gidiş geliş yapıyordu. Sonraki süreçte Kürşat yetişti. Amcaoğlumuz Hamit Günaydın yardım ediyordu derken Yusuf eğitim için Ankara’ya gitti. Ama bir dönem yani takvim baskılarından alın, davetiye, matbu işler ve Anlaşmalı matbaa 85 yılında başladığı zaman çok muhteşem işler vardı. O dönemde aldığımız geçici de olsa bazen çıraklar oldu ama her şeyden önce matbaayı bir okul gibi gören, buraya devamlı müdavim olan abimin arkadaşları benim arkadaşlarım işte Kürşat’ın arkadaşları bunlar o işlerimizin son derece yoğun olduğu dönemlerde takvimleri harmanlayıp ne bileyim her konuda bize yardımcı oldular. Matbaacılığa ilgi olmadığı için fazla bir insan da yetiştiremedik doğrusu.
Taşova Matbaamızın İlk Ustası Turhallı Nurettin Özgencil
Basın kartı var mıydı? Matbaanın çalışanlarında?
Kürşat gazete sahibi olarak Daimi Basın kartına sahip. Ben müracaatta hiç bulunmadım. Şoförlüğüm ve aracım da yok. Bazı üstünlükler sağlıyor ama küçük yerlerde fazla bir işlevi kalmadı aslında. Bu özelleştirmeler olmadan o zamanki sarı basın kartı hem iş hem ev telefonu, Kara, Hava ve tren yollarında çok işe yarıyordu, bunun dışında iş yerinin elektriğinde, gazetenin basımında çok işe yarıyordu. Özelleştirme dalgasıyla beraber o avantajların hepsi kalktı. Yine sorumlu müdürümüzün Sarı Basın kartı vardı.
Sorumlu Müdürünüz kimdi?
Sorunlu müdürümüz bu işin okulundan gelen yani mektepli Serdoğan Sıvacı diye genç bir kardeşimiz ama şu an o da mecburen kadro dışı kaldı. Şimdi sorumlu müdürü de sahibi de Kürşat. Çünkü bu durumda başka bir isim çalıştırabilmemiz mümkün değil. Zaten bizim basın ilan kurumunda ayrılmamızın nedeni de sadece bu sigortalı işçilerin borçları yüzünden ayrılmak zorunda kaldık. Kısacası primleri ödeyemedik. (Devam edecek)


