Türkiye Tarihi, HIST200 kodlu Ders Bitirme Ödevi, 5 kişilik bir Grup Çalışması
Röportaj: Mehmet Yavuz ERGEN
Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Bilkent Üniversitesi Tarih bölümü bu projeyi onayladı, bitince Bilkent Üniversitesi’nin Resmi Kütüphanesinde yayınlanacak ve bir başkası kendi makalesinde atıf yapabilecek düzeyde bir kaynak olacak.
TAŞOVA GEN. HABER SİTESİ EDİTÖRÜ AHMET GÜNAYDIN ile RÖPORTAJ: (4)
Bu matbaanın ilk kurulduğunda maddi darboğazlar, teknik kısıtlamalar ve de matbaanın fiziksel kapasitesi üretim hacmini sınırlandırdı diyebilir miyiz?.
Tabii o dönemde ilk etapta dediğim gibi Zeki Alan büyük bölümünü karşıladı maddi yönden.
Ortaktılar ama resmiyette Zeki abinin ortak olması Devlet memuru olması hasebiyle mümkün değildi. Tabii sonrasında Taşova’nın potansiyeli yüksekti. O zaman belde sayısı 1971’de açıldığı zaman 6’ydı. Daha sonra 8’e çıktı. 1995’de Özbaraklı, 1999’da Ballıdere kasabası ile beraber 10 tane beldemiz vardı.
Tabii daha sonra 2014’te çıkan bir yasayla bu beldeler 2000 nüfusunun altına düştüğü için hepsi kapandı. 63 tane köyü var Taşova’nın ama o gazetenin açıldığı günkü nüfusun neredeyse yarısı kadar. Onu da antiparantez belirteyim.
Of’tan döndüğünüzde günlük gazete çıkarttığınız zamanlarda Taşova’daki elektrik kesintileri sizi nasıl etkiliyordu?
Yani çok olumsuz, bazen gazetenin çıkmamasına da neden oluyordu. Uzun süreli olabiliyordu o zamanlar. Bazı sayıları es geçiyorduk mecburen.
Peki o zamanlar matbaada usta çırak ilişkisi nasıl oluyordu?
Aslında Nurettin abi abimden küçüktü ama iyi bir ustaydı. Yani çok kısa sürede hepimize öğretti. İşte benden sonra abimin oğulları da öğrendi. Özellikle Yusuf Turan Günaydın. Yusuf’un hem dizgi noktasında katkısı olduğu gibi ciltçilik konusunda kendini yetiştirdi. O zaman ciltcilik de para kazandıran bir işti. Kitaplar hep ciltlenmeye gelirdi.
Yusuf’un entelektüel birikimi yani babasından da bizden de daha fazla olduğu için gazetenin bir ilavesini bile çıkarttı. Taşova Gazetesi ”Kültür Edebiyat” diye. Katkıları hala sürüyor. Şu an Ankara’da yaşıyor kendisi. Yani o noktada da dediğim gibi, Yusuf bizim için bir şanstı.
O ne okumuştu?
Önce Ankara Basın yayına okudu ama sonrasında bıraktı. Daha sonra Ankara ilahiyatı kazandı. İlahiyat Fakültesi bir tek Ankara’da vardı. Diğerleri; İstanbul, Erzurum, Kayseri’de Samsun’da da vardı ama onların adı Yüksek İslam Enstitüsüydü. Ankara İlahiyat Fakültesi ta 1940’lı yıllarda kurulan bir fakülte. Sonradan Yüksek İslam Enstitüleri ilahiyat fakültelerine dönüştürüldü. Yusuf’un Mehmet Akif Ersoy’la ilgili konularda yazılmış çok sayıda kitabı var. Akif konusunda Türkiye’de bir uzmandır kendisi.
O dönemlerde kağıt ve matbaa mürekkebi, harf gibi malzemeler nasıl ve nereden temin ediliyordu?
Daha çok Samsun’dan, bazen Tokat’tan. Tokat 107 km, Samsun 126 km ama Samsun’a sürekli araç kalktığı için Samsundan alıyorduk. Mürekkebi 20 kiloluk alıyorduk, uzun bir süre ihtiyacımıza cevap veriyordu. Kağıt, kalıp, aydınger gibi malzemeleri Tokat’tan temin ediyoruz genellikle. Bazen de Samsun’dan Çorum’dan çok kısa bir süre malzeme aldık. Amasya vilayetimiz ancak bu konularda kağıt, matbaa malzemeleri satışı yapabilecek güce hiçbir zaman için erişmedi. Dediğim gibi başta Samsun olmak üzere Tokat’tan, bazen de Ankara’ya gittiğimiz zaman çok önceden İmamoğlu kağıtçılık vardı Ulus’ta. Rahmetli oldu Abdülkadir amca. Uzun süre ondan alışverişimiz oldu. Dediğim gibi bu dört vilayetten temin ediyorduk. Bu gazetenin 1980’lerde resmi ilan gelirleri fazlaydı. Taşova’nın son yıllarda açılan Orman İşletme Müdürlüğü gazete için iyi oldu, eskiden şeflikler vardı ama ihale yapamıyorlardı. Amasya yapıyordu. Taşova Orman İşletme Müdürlüğü 2020’de açılınca gazeteye bayağı bir maddi katkısı oldu. Taşova’nın adliyesinden gelen ciddi manada ilanlar geliyor. Asliye hukuk, Sulh Hukuk icra. Ama ilan alabilmek için 3 tane sigortalı çalıştırma zorunluluğu var basın ilan kurumunun. Gelirler giderleri karşılamadığından dolayı Basın ilan kurumuyla ilişkimizi kesmek zorunda da kaldık. Biz bu işi yeğenim Kürşat’la beraber yapıyoruz, Kürşat Bağkurlu, ben emekli olmama rağmen tekrar SSK’lı olmak zorundayım. İşi ikimiz yapıyoruz ama Basın İlan Kurumu bizden iki tane daha SSK’lı işçi göstermemizi dayatıyor. Sadece sembolik olarak, iş olsun, torba dolsun. Güya işsizlik azaltılmış oluyor. Gazetecilikle matbaacılıkla ilgisi olmayanların çıkarttığı bir yasa. Sonuçta gelen ilan giderlerimizi karşılamıyor artık. Yani 28.000 TL asgari ücret, bunun yanı sıra sigorta primleri, stopaj, Bağkur primi, kağıt, aydınger, mürekkep ve kalıp masrafları da cabası. Ağabeyimizin hatırasını yaşatabilmek için şu an haftada bir gün çıkartıyoruz. Gittiği yere kadar da gideceğiz bakalım. (Devam edecek)



