250 MİLYON YILIN İZLERİNİ TAŞIYAN MAĞARA!…

İlçemize bağlı Tatlıpınar (Darmaderesi) köyü sınırları içerisinde bulunuyor. Halk dilinde Gerezini mağarası olarak biliniyor. Resmiyette ise adı: Kale Mağarası.

Mağara ile ilgili önce yörenin insanı Ballıca köyünden Arkeolog Ali Önder’in makalesini, alt bölümünde ise Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğünün 2003 yılında yaptığı araştırmayı yayınlıyoruz:

“Taşova İlçemiz Tatlıpınar köyü güney yamaçlarında, Canik dağlarının devamı olan Boğalı ormanı içinde, Taşkınçay yamaçlarında Gerezini adıyla ünlü Tarihöncesi çağlardan beri iskan görmüş bir mağara bulunmaktadır. Bu mağarayı bağlı bulunduğu Tatlıpınar köyü Gerazini diye adlandırıyorlar. Gerez dağı Tevrat’ta adı geçmekte olup, Ortadoğu’da yer almaktadır.

Çocukluğumdan beri bu mağaraya birçok kez girip dolaşmışımdır. Bazen yöre insanları da ellerine aydınlatma aracı alarak bu mağaraya gezmeye giderler. 1990’lı yıllarda köyümüzden bir arkadaş  ile bu mağarayı gezmeye gittik. Bir de ne görelim defineciler mağara girişinde derin bir çukur açmışlar, çukurdaki tüm çanak-çömlek kırıklarını da etrafa yığmışlar. Malzemeler genellikle mağaranın en son iskanından kalan Helenistik ve Roma çağı çanak-çömlek kırıkları idi. Ancak kaçak define arayıcıları mağaradaki tabakaları altüst etmişlerdi. İleride yapılacak bilimsel çalışmalar için büyük kayıptı. Mağara oldukça derin. Kış aylarında yaklaşık 50-60 metre ilerledikten sonra derin bir göl karşınıza çıkar, ancak yaz mevsiminde bu gölün tabanındaki su kurumuştur. O yüzden mağaranın istediğiniz istikametine yönelebilirsiniz. Şayet kuzey kenardaki koridora girecek olursanız ki bu koridorda sürünerek ilerlemek zorundasınız. Bir boşluktan sonra yukarıda bir deliğe ulaşmanız gerekir ki, ben bu delik kısma tırmanamadım ve ilerisi nereye kadar uzanıyor bilemeyeceğim. Ancak mağara bana Bulgaristan’da bir mağarada ele geçirilen kalkolitik devir malzemeleri ile dolu bir mağarayı hatırlatıyor. Bulgaristan’daki bu mağarada malzemelerin çoğu da bakır çağına ve tunç çağlarına ait savaş baltaları, ok uçları, mızrak uçları v.b. idi. Sanki savaş malzemelerini burada depo etmişler. Gerezini mağarasında da detaylı bir bilimsel araştırma yapılırsa, belki de bizlere mağara duvarlarına çizilmiş aşı boyası resimlerini dahi karşımıza çıkarabilir. Mağara içindeki sarkıt ve dikitlerin oluşturduğu rengarenk görüntüleri arkadaşım Ballıca köyünden bir arkadaşımız fotoğrafladı. Ancak bu muhteşem renk oyunlarının olduğu bu fotoğraflar sayfaya eklenemiyor. Yöremizde yontma taş çağına ait bir el baltasını Yeşilırmak kenarındaki bir kum ocağından tesadüfen buldum. Mezolitik çağ dediğimiz orta taş devri ve neolitik çağa ait aletler dahi görülmekte. İnsanlar tarlalarında çalışırken gördükleri bu olağandışı aletleri evlerinin önüne getirip sergiliyebiliyorlar. Örneğin bir vatandaşımız tarlasında bulduğu neolitik çağ sürtme taşlarını evi önüne taşımış. İlk defa Çatalhöyük kazısında rastladığım kil topaklarına da burada rastladım.  İnsanlar henüz çanak-çömlek yapmayı öğrenmeden önce taş kaplarda yemeklerini yapıyorlarmış. Taş kaplar ateşe dayanmadıkları için  bu kil topaklarını ateşte kızdırıp taş kaplar içine atarak suyu ısıtırlar ve yemeklerini pişirirlermiş. Bu durumu İngiliz arkeolog, Çatalhöyük Kazı Başkanı Ian Hodder, şahsıma 1996 yılı kazı sezonunda birlikte çalışırken anlatmıştı. İşte bu kil topağı örnekleri köyümüzde bir yerleşim yerinde ele geçiyor.  Tekstil tezgahlarının kireç taşından yapılmış ağırlık taşı; ancak burada yaşayanların tekstili örmeyi bildiklerini de gösteriyor. Tipik neolitik döneme ait, kenarlarında mahmuz şeklinde tutamakları olan çömlek parçaları  bu yerleşim yerinde mevcut. İnşallah birgün bu alana da arkeologlar el atıp bilimsel kazı çalışması yaparlar. Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) ekibine ve başlarındaki arkeolog Gülay Sert Hanım’a bu alanı gezdirip haritasına işaret ettirdik. Gerezini Mağarası’na o gün için ulaşamasak da ellerindeki haritaya tahminen mağaranın yerini, koordinatları ile işaret etmişlerdi,  2016 yılı Ağustos ayında bu mağara alt taraflarından köyümüze gelen içme suyu borularının selden hasar görmesi üzerine bir tamirat çalışması başlatıldı. Gelen greyderlerin bu tarihi ve doğal mağaraya yol açabilmesi için gayret sarf ettim. Ancak başarılı olamadım. Amasya Özel İdare Sekreteri bu mağara ile ilgili resimler getir dedi. Flaş belleğime bir çok fotoğraf yükleyip kendisine teslim ettim. Ancak greyder operatörü burada greyder çalışmaz deyip yolun açılmasını engelledi. İnşallah er veya geç bu mağaraya ulaşım yolu açılır da ziyaretçi akınına uğrar burası.

Mağara üzerinde Bizans çağına ait bir kale mevcut. Kale yakınında Bizans mezarlığı bulunmakta. Bu kültürel varlıklarımızın son zamanlarda  Amasya Müzesi tarafından tescil dosyalarının hazırlanarak Samsun Kültür ve Tabiat  Varlıkları Bölge Kuruluna sunulduğunu sevinçle öğrenmiş bulunmaktayız. Ali Önder-Emekli Arkeolog”

KALE MAĞARASI (TAŞOVA-AMASYA)
ARAŞTIRMA RAPORU

KALE MAĞARASI (TAŞOVA-AMASYA)
ARAŞTIRMA RAPORU
Dr. Lütfi NAZİK
Koray TÖRK
Emrullah ÖZEL
Haydar KUTLAY
Cangül ACAR
MTA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
JEOLOJİ ETÜTLERİ DAİRESİ
KARST ve MAĞARA ARAŞTIRMALARI BİRİMİ
ANKARA-2003

 

 

ÖNSÖZ
Gelişmiş batı ülkelerince 18. yüzyılın ortalarından beri değerlendirilen mağaraların önemi, yurdumuzda yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Özellikle 1970’lerden sonra mağara araştırmaları ve buna bağlı olarak da ekonomik amaçla kullanımları artmıştır. Günümüzde çok sayıda mağara başta turizm olmak üzere; depolamacılık, kültür mantarcılığı, mağara tedavisi, askeri amaçlarla sığınak olarak ülke ve yöre ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Herhangi bir mağaranın fiziki özellikleri o mağaranın hangi amaçlara uygun
olarak kullanılabileceğini belirler. Ülkemizde, bugün çok sayıda mağara turizm amacıyla kullanıma açılmıştır. Büyük bir bölümü kıyı bölgelerimizde olan mağaralardan en tanınmış olanları şunlardır: Karain (Antalya), Damlataş (Alanya),İnsuyu (Burdur), Narlıkııyu-Dilek (Silifke), Köşebükü (Anamur), Eshab-ı Kehf (Tarsus), Buzluk (Harput), Karaca (Gümüşhane), Ballıca (Tokat), Dim (Alanya), Gökgöl (Zonguldak), Cehennemağzı (Ereğli-Zonguldak), Zindan (Aksu-Isparta), Serik Zeytintaşı (Serik-Antalya), Dodurgalar ve Keloğlan (Denizli). Bunların yanında bazı mağaraların uygulama projeleri hazırlanarak, turizm amaçlı kullanım için düzenlemeleri yapılmaktadır (Muğla Yerküpe, Kırklareli Dupnisa, Manavgat Ahmetler, Amasra Gürcüoluk, Aydıncık Gilindire).

Amasya’nın Erzincan-Erzurum Karayoluna bağlandığı Taşova İlçesi yakınlarında, Kuzey Anadolu Fayı üzerine yerleşen Yeşilırmak Havzası’nın güney yamacında bulunan Kale Mağarası’nın, Amasya Valiliği’nin talebi üzerine, 2002 Mayıs ayında MTA Genel Müdürlüğü, Jeoloji Etütleri Dairesi, Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi Uzmanlarınca, bu rapora konu olan araştırması yapılmıştır. Yürütülen çalışmalar sırasında büyük destek ve yardımlarını esirgemeyen Tatlıpınar Köyü Muhtarı Sayın Cemal Onat’a teşekkür ederiz.

KALE MAĞARASI ARAŞTIRMA RAPORU
Bulunduğu Yer
İli: Amasya
İlçesi: Taşova
Köyü: Tatlıpınar
Pafta ve Kadastro No: AMASYA G36-c1/1
Koordinatlar:
X: 45 03 879
Y: 02 70 264
Z: 786 m
Toplam Uzunluk: 160 m
Girişe Göre Son Nokta Yüksekliği: +0.5 m
Girişe Göre En Derin Nokta: +12 m
Mağara Tipi: Yatay olarak gelişmiş, kaynak konumlu, fosil mağara
Coğrafi Yeri ve Ulaşım
Kale Mağarası, Sakarat Dağı’nın Kelkit Çayı (Yeşilırmak) Vadisi’ne bakan kuzey yamacı üzerinde yer alır. Yeşilırmak güneyinde akarsularca derince yarılarak parçalanan bir bölgede Tatlıpınar Deresi’nin (Koyardı Deresi) yukarı bölümünün batı yamacında yer alan mağaraya, Amasya-Taşova yolundan ayrılan 12 km’lik Tekke-Tatlıpınar Yolu ile gidilmektedir (Şekil 1). Köyün güneyindeki eski değirmenlere kadar araç ile, bundan sonra da yarım saatlik yürüyüşle mağaraya ulaşılır.

Jeoloji
Kuzey Anadolu Fayı tarafından parçalanarak basamaklı bir yapı kazanan bölgenin hemen kenarında bulunan Kale Mağarası yakın çevresi Permiyen, Üst Kretase, Eosen ve Pliyosen’e ait kayaçlardan oluşmuştur (Şekil 2). Bölgenin temelinde Permiyen yaşlı mermer ve şistlerden oluşan metamorfik kayaçlar yer alır. Geniş bir alanda yüzeylenen bu kayaçlar üzerine Üst Kretase Flişi ve Eosen yaşlı Kumtaşı ve Çamurtaşları’ndan oluşan kırıntılılar gelir. Pliyosen birimleri ise, daha aşağı seviyelerde (Yeşilırmak tabanına yakın alanlarda) ve
kendinden önceki kayaçları örtmüş durumda yer alır. Kale Mağarası, Permiyen Metamorfıklerini oluşturan mermerler içinde gelişmiştir. Mermerlerin yoğun çatlaklı yapısı, mağaranın şekillenmesinde etkili olmuştur.

 

“Tüm türlerin yüzde 83’ü yaklaşık 250 milyon yıl önceki Permiyan Triyasik Yokoluşu’nda dünyadan silindi. Bu o zamana kadar gezegende meydana gelmiş en büyük yokoluştu. Bugüne dek ilk defa araştırmacıları bu yok oluşun tam olarak nasıl meydana geldiği konusunda aydınlatacak bir zaman çizelgesi hazırlandı. 

Çalışma MIT’den Samuel Bowring’e ait ve Proceedings in the National Academy of Science dergisinde yayımlandı. Evrim Ağacı”

Jeomorfoloji

Kale Mağarası, Kuzey Anadolu Fayı ve bu fay üzerine yerleşen Yeşilırmak tarafından derince yarılarak parçalanan bir bölgede yer alır. Bu bölge 250 metreden, basamaklar halinde mağara yakınlarında (Darmaderesi Yaylası ) 1700 metrelere çıkar. Heyelan ve kaya akmaları gibi kütle hareketlerinin yoğun olduğu bölge, Yeşilırmak’a güneyden karışan genç derelerce derin şekilde yarılmıştır. Bu derelerin en belirgini, iki koldan oluşan Boladan Deresi’dir. Kale Mağarası, bu dereye batıdan bağlanan Tatlıpınar Deresi’nin yukarı çığırının batı yamacında gelişmiştir. Başlangıçta KB’ye doğru akan Ballıca Deresi’nin devamı
şeklinde olan bu dere, Kuzey Anadolu Fayı’na daha yakın bir alanda gelişen Boladan Deresi tarafında kapılarak GD’ya doğru yönelmiştir. Bu kapılma sonucu Tatlıpınar Deresi gençleşerek hızla yatağına gömülmüş ve daha yaşlı olan Damla Mağarası kesilerek açığa çıkmıştır. Tatlıpınar Deresi tabanından yaklaşık olarak 50 m yukarıda (786 metrede) bulunan Damla Mağarası, birbirine bağlı iki bölümden meydana gelmiştir. Toplam uzunluğu 160 m olan mağaranın yaklaşık 100 m uzunluğundaki giriş galerisi KB-GD doğrultusunda (Kuzey Anadolu Fayı’nın doğrultusu) uzanır. Tabanı toprak, kum ve çakıllarla kaplı olan bu galeri 2-6 m tavan yüksekliği ve 2-5 m genişliğe sahiptir. Buna karşılık KD-GB yönünde uzanan ikinci bölüm ise daha dardır (0.5-3 m). İçerisi yoğun Damlataş Oluşumları
(sarkıt, dikit, sütun, duvar, perde ve örtü akma taşlar) ile kaplı olan bu bölüm ile birinci bölümün birleştiği veya kesiştiği noktada büyük bir salon meydana gelmiştir. Tavan yüksekliği 10 metreyi bulan bu salonun tabanı kalın bir toprak örtüsü ile kaplıdır.
Hidroloji Vadoz zonda bulunan Kale Mağarası, gelişimini tamamlamış kaynak konumlu fosil bir mağaradır. Mağara, yağışlı dönemlerde tavandan damlayan sular dışında bütünüyle kurudur.

Meteoroloji
Birbirine bağlı iki bölümden oluşan mağaranın nemli ve ılık bir havası vardır. Mayıs 2002 döneminde yapılan çalışmalar sırasında, mağaranın değişik yerlerinde 12-16 °C sıcaklık ve % 68-% 81 arası mutlak nem ölçülmüştür.

Biyoloji
Mağarada belirgin bir canlı topluluğuna rastlanmamıştır. Kullanım Alanı Amasya-Taşova-Erzincan Karayoluna yakın bir noktada bulunan Kale Mağarası farklı oluşum ve gelişim
özelliklerine sahip iki bölümden oluşur. Bunlardan 1-4 m genişlik ve 2-6 m tavan yüksekliğine sahip olan giriş galerisi; turizm amaçlı kullanımda mağaralara görsel güzellik veren Damlataş Oluşumları’ndan yoksundur. Buna karşılık KD-GB yönünde uzanan ikinci bölüm yoğun mağara oluşumlarına sahiptir (sarkıt, dikit, sütun ve duvar akma taşları). Ancak bu bölüm çok dardır (0.5-3 m genişlik). Yoğun Damlataş Oluşumları bu bölümü iyice daralttığı için, hareket imkanı daha da kısıtlanmıştır. Mağaranın kullanıma açılması durumunda görünümleri güzel bu oluşumların birçoğunun kırılması gerekecektir. Ancak bu kırılma sonucunda da mağara boş bir galeri durumuna gelecektir.

SONUÇ
Jeolojik vb jeomorfolojik gelişim süreçlerine bağlı olarak farklı iki bölümden oluşan Kale Mağarası, fiziki yapısı nedeniyle herhangi bir amaçla kullanıma uygun değildir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR
MTA, 2003, Sayısallaştırılmış G36 Jeoloji Paftası, MTA CBS (Coğrafi Bilgi Sistemi) Laboratuvarı, Ankara.

Yorum Ekle