YOKSULLUĞU NASIL YENEBİLİRİZ?

YOKSULLUĞU NASIL  YENEBİLİRİZ?


 


Ramazanımız hayırlı, soframız bereketli olsun.. .Ne güzel bir dilek, keşke ülkemizde ve dünyada aç, sefil, yoksul kimse kalmasa… Bütün insanlar barış, kardeşlik içerisinde yaşasalar, gereksiz silahlanma yerine; gıda maddeleri, ilaç, giysi… üreten makineler yapılsa, her türlü israf, savaşlar, terör, trafik kazası, tembellik… gibi kötülükler önlense.. .Dünyada ve ülkemizde belki de işsiz, güçsüz, yoksul, eğitimsiz, sağlıksız … kimse kalmaz.


Bunlar temiz kalpli insanların yüreğinden; gür ormanlarla kaplı bir kayanın dibinden köpürerek çıkan sular kadar temiz duygu, hayal ve düşüncelerdir…


Temiz kalple hayal kurmak, düşünmek güzel şeydir… Aslında, yapılan her yararlı yenilik temiz bir hayalin, düşüncenin ürünüdür. Ne mutlu hayalleri ve düşünceleri temiz olanlara…


19. Yüzyılın başlarında, Avrupa’da kimyager, fizikçi, mühendis, sosyolog… gibi bir gurup insan sever bilim adamı bir araya gelmişler: O zaman Avrupa’da işsizlik, yoksulluk, cehalet… her türlü kötülük çokmuş… Bizler bu kötülüğü nasıl olup da ortadan kaldırabiliriz … Bu insanları; iş, güç sahibi, sağlıklı, mutlu yaşam olanakları sağlayabiliriz diye düşünmüşler… Her birinin ayrı ayrı araştırma-inceleme düşünmeleri sonucunda şu kararlara varmışlar…


1. Çok çalışmalıyız… Bunun için öncelikle tarımı kalkındırmalıyız… Topraklarımızı nişanlılarımız gibi sevmeliyiz, topraklarımızdan en yüksek verimi elde etmeliyiz…


2. Endüstriyi geliştirmeliyiz… Topraklarımızı daha iyi işlemek, her türlü işlerimizi kolaylaştırmak için makineler yapmalıyız …


3.  Bu işlerde başarılı olabilmemiz için; her çocuğu okula göndermeliyiz, her birisini bir dalda teknik eleman veya bilim adamı, aynı zamanda erdemli insanlar olarak yetiştirmeye çalışmalıyız … ” En büyük erdemlilik de çalışkan olmaktır… “  ilkesini de tüm halkımıza öğretmeliyiz…


Bunları gerçekleştirmek için de el birliğiyle çalışmışlar… Avrupa’yı tarım ve endüstri bakımından dünyanın en gelişmiş kıtası haline getirmişler…


Aynı dönemde Osmanlı imparatorluğu ekonomik, sosyal, siyasal, mali… her türlü sıkıntılar içerisinde, Avrupa’daki bu yenilikleri gören Osmanlı yöneticileri aynı yöntemleri-yenilikleri yapmak hamlesini yapmış ise de; ekonomik, sosyal, siyasal, etnik, dini, milliyetçi akımlar ve diğer bir sürü sebepler nedeniyle zayıflamış, nihayet Birinci Dünya Savaşından da yenik çıkınca yıkılmış, onun yerine Genç Türkiye Cumhuriyeti bir güneş gibi doğmuştur…


Bu güzel Cumhuriyetin evlatları olan bizlerin; hedefi – amacı bellidir… Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve aşmaktır… Bu ideal, bu ülkü, yüreğimizde taptaze yaşamaktadır. Rehberimiz bilim ve tekniktir…


Okullarımız yeni açıldı… Öğrencilerimize, öğretmenlerimize, Velilerimize başarılar, mutluluklar dileriz… Tüm ülkemiz ve dünya insanlığı için hayırlı olsun…


Öğrencilerimizden istediğimiz, temiz giyinsinler, arkadaşlarıyla iyi geçinsinler, öğretmenlerini, anne – babalarını, büyüklerini iyi dinlesinler, ders kitaplarını, yardımcı ve diğer kültürel kitapları anlayarak, düşünerek… tekrar tekrar okusunlar… Gençler geleceğimizdir. Gençlerimiz ne kadar iyi eğitilirse ülkemiz o kadar kalkınacak ve halkımız o kadar mutlu olacaktır. Her iyi yetişmiş genç ülkemizin kalkınmasına ışık tutacak cevherdir.


Sonra bizlerin başaramadığını başarsınlar, güzel memleketimizin topraklarını kutsal bilsinler, canları gibi sevsinler, ormanlarımızı korusunlar, topraklarımızdan, fabrikalarımızdan… en yüksek verimi elde etmeye çalışsınlar…


Endüstriyi o kadar çok geliştirsinler ki, insanların zor çıktığı dağlara bile ağaçlar, meyveler, üzümler… diksinler…


Tekstil, kimya, boya, elektronik, maden, ilaç, tarım… her türlü sanayi ülkemizde gelişsin… Hiçbir insan işsiz kalmasın…


Sabahleyin işlerine giden anne ve babaların çocukları, eğitimli öğretmen anneler tarafından çocuk bakım evlerinde büyütülsün… Akşam evine dönen anne babalar, mini arabalarıyla evlatlarını alıp güzel ve sıcacık konutlarına güvenli, varlıklı ve mutlu gitsinler.


Bunlar hayal değil, Avrupa, Amerika, Japonya… gibi ülkelerde gerçekleşmiş, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmış, sanayi ve bilgi toplumları… Ülkemizi bu düzeye çıkaracak gençlerimize güveniyoruz… Fen, matematik, kimya, edebiyat, sanat, müzik… hepsi ilerlememiz için gerekli bilim alanları… Gençlerimizin her biri bir dalda yükselecek, memleketimizi dünyanın en modern, mutlu ülkesi haline getireceklerine inanıyor ve güveniyoruz…   


Yoksulluk kader değildir… Bilim ve tekniğe uygun çalışırsak, topraklarımızı, fabrikalarımızı, her türlü kaynağımızı israf etmeden en çok verimi alacak şekilde işletirsek, çocuklarımızı iyi eğitirsek, bilim ve tekniğe önem verirsek… en başta belirttiğim dilekler ülkemizde ve dünyada gerçek olacaktır…


Esen kalın…

Yorum Ekle