YA İSTİKLAL YA ÖLÜM


Mustafa Kemal Atatürk, “bağımsızlık” ilkesini temel olarak benimsemiş, bu ilkesinin gücü ile başarıya ulaşmıştır.


“Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir!” diyen Mustafa Kemal Atatürk, “1919 yılı Mayısının 19.günü Samsun’a çıktım.” Cümlesi ile başlayan SÖYLEV’inde ( 15 Ekim 1927’de yaptığı ve altı gün süren konuşma; NUTUK) şunları belirtir: “ Efendiler, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğüm ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığım karar, ulusal egemenliğe dayalı tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmaktı. Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönenmiş olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak olmaktan daha yüksek bir işlem görmeye layık olamaz.


Öyleyse ya bağımsızlık ya ölüm! ( Öyleyse ya İstiklal ya ölüm!)


Gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktır.”


21-22 Haziran gecesi Cevat Abbas Bey’e yazdırdığı “Amasya Bildirgesi” nin (Amasya Tamimi) ilk maddeleri şunlardır:


“1- Yurdun bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.


2- İstanbul’daki hükümet sorumluluğunun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gösteriyor.


3- Ulusun bağımsızlığını yine ulusun kesin kararlığı ve direnişi kurtaracaktır…”


Atatürk’ün SÖYLEV (Nutuk) adlı büyük yapıtı; “ Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve  müdafaa etmektir” cümlesiyle başlayan “Gençliğe Sesleniş” bölümüyle biter.


Yine vurgulanan “BAĞIMSIZLIK” ilkesidir.


Gençlik “Tam bağımsızlık” ilkesini benimsemiş ve eylemleri ile bunu kanıtlamıştır. Türkiye’mizin 91yıllık tarihine bakacak olursak gençlerimiz her alanda başarılı örnekler sunmuşlardır.


Acaba büyüklerimiz, gençlerimizi yeterince anlamışlar mıdır?


Emperyalizme- kapitalizme karşı yapılan ilk ulusal Kurtuluş Savaşı ATATÜRK liderliğinde kazanıldı. Mucize sayılan işler başarıldı. Peki neden “gelişmekte olan” bir ülke konumundayız?


Bağımsızlık ilkesinden taviz verildikçe, ülkemiz gerilemiştir. Verilen tavizlerin farkına varan ve tepki gösteren gençlik olmuştur. Fakat, büyüklerimiz bu tepkileri “sertlikle” karşılamıştır. Bu yanlıştan dönülmeli ve gençliğin haklı istekleri yerine getirilmelidir.


ATATÜRK,  “Söylev” (Nutuk) adlı büyük yapıtının yazılış amacını şöyle açıklamıştır:” Türk ulusunun yüzyıllar boyunca uğradığı sonu gelmez yıkımlardan kurtulması; içinden çıkabilmek için büyük özveriler gerektiren pis bataklıklara bir daha düşmemesi için gelecek kuşaklara dikkat ve uyanıklılık sağlayabilecek uyarılarda bulunmak:” Bu eserde anlatılanlar , belgelerle bütünleştirilmiştir. Bu yönüyle Atatürk, nesnelliğin de öncülüğünü yapıp “tarih yazımı” alanında da öncülük yapmıştır. Bu önemli yapıtın mutlaka okunması gerektiğini bilelim. Günümüzde yaşadığımız sorunların çözümünde yardımcı olacak bilgilerin çoğu SÖYLEV’de var.


Atatürk, bağımsızlık için savaştı. “Tam bağımsızlık” için ekonomik yönden de kalkınmak gerektiğini belirtti. Bu alanda ilk yatırım adımlarının atılmasına öncülük etti. Tarım ve sanayi alanındaki çalışmaları hepimizce biliniyor. Yaşananlar, tam bağımsızlık korunamazsa , dünya kapitalist sisteminin içinde  eritileceğini ve emperyalizme  teslim olunacağını belgeliyor. “Küreselleşme” yutturmacasını iyi anlamalıyız. Demokrasinin de kurulup  kalıcılaşması “tam bağımsızlık” ilkesine bağlıdır.  Demokrasi savası kazanılmadıkça sömürü son bulmayacaktır. Bağımsızlığı koruyarak demokrasi savasını kazanmak zorundayız. Bunun için de “niyeti kötü” olanları “iki yüzlü” olanları yalnız bırakıp emekçilerin birlikte hareket etmesini başarmalıyız. Örgütlenmek bu nedenle zorunludur.


Toprağımıza, suyumuza, denizimize, tarihimize ve geleceğimize maddi, manevi bütün değerlerimize sahip çıkmanın yolu nedir?


Bu sorunun yanıtını doğru olarak verip gereğini yapmalıyız.


Turgut UYAR’ın bir şiirini sizlerle paylaşmak istiyorum:


NUTUK


Vatan boylu boyunca vurulmuş


İki gözü iki çeşme derelerin


Dağlar kapkara yasından


Ovalar tüm kavrulmuş


Düşman kan içinde parmaklarıyla


Ta Kars’a kadar Menderes Ovası’ndan.


 


-Geldi geçti ama hatırlanmalı-


Neler çektik o günler milletimle ben


Bir bir yollara düştü perperişan


Aç susuz ama aşk içinde


Yanmış yıkılmış damları koyup


Sessiz sedasız köylerden…


 


İşte böylece efendiler


Aşk istediler verdim


Ateş istediler  verdim


Ekmek istediler verdim


-Güldüler, yalan dediler, olmaz dediler.


Uğraştım sonunda en güzel boyalarla


Önümüze bir bütün harita çıkardım


 


Ben, Atatürk’üm öldüm demiştim zaten


İşte nutkumu da baştan sona okudum.


Öldüm ama gözüm arkada değil


Kitabım bir güzel bir uzun oldu


Hem ne iyi ettim, ne iyi ettim de efendiler


-Sonunda “EY TÜRK GENÇLİĞİ” dedim


Turgut UYAR

Yorum Ekle