ÜZÜM HOŞAFI

Bu yazım sizlere; Ramazan ayında iftarların olmazsa olmazlarından  üzüm hoşafının tarifini yazmayacağım.


 


 Taşova’da yaşadığımız 18 Mart gününün hüznüyle karşınızdayım…


 


Bugün günlerden 18 Mart Çarşamba Türk Milleti için, şehitler için büyük önem taşıyan o günde şehitlerimizi anmak için ilk tören HÜKÜMET bahçesinde yapıldı. Sonrasında Belediye Düğün salonuna geçildi. Bahçede yapılan ilk törenin aksine düğün salonunda büyük bir kalabalık karşıladı protokol üyelerini ve bizleri….


 


Programı üstlenen Anadolu Lisesi öğrencileri, gelen misafirleri güler yüzlü bir ifade ile içeri buyur ediyorlardı.


 


Yıllar sonra bir kutlama programına katılacaktım. Emekli bir öğretmen olarak, garip bir duygu kaplamıştı içimi…


 


Öğrencileri gördüğümde, öğretmenliğim geldi birden aklıma…


 


Saygı duruşu, İstiklal Marşı ve Anadolu Lisesi Müdürü Ömer F. Gültekin kardeşimin konuşmasıyla program başladı.


 


Şiirler , klipler ve video gösterileri ile birden kendimden geçtim.


 


O kadar duygu yüklü bir program hazırlamışlar ki, sağımda solundaki kişiler ve ön tarafta bulunan anam ve bacım sessiz hıçkırıkları salonu matem yerine döndürmüştü.


 


Kaymakam Bey dahil tüm salondakiler gözyaşlarına hakim olamamışlardı.


 


Hele de, öğrencilerin hazırladığı tiyatro oyunu karşısında kendimi kaybetmiştim. Gözlerimden akan yaşları çekim yapan Cesarettin Hocamdan kaçırmaya çalışıyordum. Sağımda TEMA VAKFI Başkanı Mehmet Bey ve az ötede oturan Sağlık Meslek Lisesi Müdürü okul arkadaşım İlhan Cebe’ninde gözyaşlarını silmek için uğraştıklarını görünce biraz rahatladım. Salonda tam bir duygu birliği yaşanıyordu. Keşke dışarıda da aynı duyguları yaşatabilsek, kimse kimseye darılmasa, kırgınlıklar olmasa diyorum kendi kendime…


 


Tören sonunda protokol üyeleri ile sergiyi gezerken, Kaymakamımız Özkan Demirel Beyle de tanışma fırsatı bulmuştum. Şehit ağabeyi olarak yakın ilgi göstermişti bana da… Bu arada Belediye Başkanımızın Mustafa Korkmaz ise, anamın elinden öperek, şehit analarına olan saygısını ifade etme fırsatını buluyordu. Bende bu arada Milli Eğitim Müdürümüz Ali Rıza Atasoy ve Okul Müdürü Ömer Faruk Gültekin kardeşimle “Bir daha duygu yüklü programlara uzun bir süre gelmeyeceğim” dedim. Neden? diye sorduklarında ise; “20 yaş daha yaşlandım” diye cevap verdim.


 


Daha sonra, Çanakkale savaşında çekilen çilenin sembolü olan kuru ekmek ve üzüm hoşafının içilmesine sıra gelmişti. Çanakkale’de içilen hoşafla tek farkı ise; hoşafların içinde şeker bulunmasıydı. Yokluk içinde kazanılmış bir zaferin kahramanlarının çektikleri çileleri o yıllarda hazırlanan yemek listesinden çok daha iyi anlayabiliyoruz.


 


Şehit ailesinin hamisi olan ve onlara tek tek ilgilenen Kaymakamımızın şehit aileleri onuruna verdiği yemekte gündüz ki program bitmişti.


 


Gece mi? Gecede şehit aileleri ziyaret edilecekti. Gün bitmişti fakat bende bitmiştim.


 


Programda emeği geçen Anadolu Lisesi idareci öğretmenlerini kutluyor, çok başarılı bulduğumu öğrencilerimizin de gözlerinden öpüyorum.


 


Şehitler günü vesilesiyle tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor ve şehit ana ve babalarının da ellerinden öpüyorum

Yorum Ekle