TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR -1-

 


22. Dönem Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Turhan Çömez (Türkiye Ekonomisi Nereye Gidiyor?)


 


Değerli okurlar size 2008 yılında yapımcısı ve yönetmeni olduğum televizyon programıma konuk olan bazı ünlülerle yaptığım programlarda konuşulanları bir dizi yazı olarak size sunmayı düşünüyorum.


 


13.03.08 – Perşembe (Programın yapılma tarihi) günü konuğumuz 22. Dönem Balıkesir Milletvekili Op. Dr. Turhan Çömez’di. Sayın Turhan Çömez ile ekonominin son durumu ve Türkiye ekonomisinin sanal mı gerçek mi sorusuna cevap aradık. 


            


 


SORU -1-              : Hedefin Avrupa Birliği olduğu ülkemizde özelleştirmelere bakış açınız nedir ve halkımızın özelleştirmeyi bir satış politikası olarak görmesinin nedenleri nelerdir?


 


TURHAN ÇÖMEZ: Tabi dünya 50’li yıllardan itibaren neoliberal ekonominin hakimiyeti altına girdi ve özellikle son 25-30 yılda özelleştirmeler dünyanın ekonomik trendinin merkezine oturdu. Türkiye’de bu rüzgardan fazlasıyla nasibini aldı. Özellikle AK parti iktidarı ile çok ciddi bir özelleştirme atağı yapıldı. Özelleştirme politikaları dünya genelinde de çok prim yapan politikalar oldu. Sanki bunu tasvip etmeyenler dünyanın yükselen trendlerinden habersizmiş gibi algılanmaya başlandı. Tabi ben özelleştirmeleri savunan birisiyim AMA o amanın arkasını doldurmak lazım, Türkiye’nin bugün uyguladığı özelleştirme modelini değil. Gerçek bir özelleştirme modelini savunuyorum. Maliye bakanı sayın Unakıtan özelleştirme idaresi başkanlığın da kendisine bağlı olması münasebeti ile bu işin başın da. Ve mantığı ne var ne yoksa devletin elinde para karşılığı haraç mezat satarım. Özet mantığı bu. Zaten bunu kendisi de “Babalar gibi satacağım” ifadesiyle teyit etti. Oysa bakın Türkiye’nin son 10 yılda özelleştirmelerden elde ettiği yaklaşık 25 milyar dolarlık gelir ne yazık ki sadece faiz borçlarına gitmiştir. Ve bunların bir süre sonra el değiştirmesi münasebeti ile kar transferleri söz konusu olmuştur. Ve yabancıları almış olduğu bu kurumların karları yavaş yavaş dışarıya gitmeye başlamıştır. Dolayısıyla bu mantıkla yapılan özelleştirmeler doğru değildir. Bakın Tekel’in Türk Telekom’un özelleştirilmesinin Türkiye için çok ciddi mahsurları vardır. Devletin elide stratejik kuruluşlar var ki bu kuruluşların mutlaka bir güç olarak elinde bulunması lazım hem de piyasayı etkileyici fonksiyonunu yitirmemesi gerekiyor. Bakın Türkiye gübre piyasasında geçtiğimiz 2 ay süresinde 100 de 60 a yakın zam oldu gübrelerde çünkü dünyada yükselen bir trend var, Türkiye’deki gübre fabrikaları özelleştirildiği için devlet gübre piyasasını kontrol etme becerisini kaybetti. Samsun Gübre, Gemlik Gübre, İstanbul Gübre devletin elinden çıktığı için piyasayı denetleme fonksiyonunu kaybetti. Dolayısıyla evet özelleştirilme olmalı bu özelleştirme Türkiye’nin kendisine özgü koşullar da yapılmalı ve bu Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun hale getirilmeli. Yoksa “Babalar gibi satarım” elimde ne var ne yoksa veririm mantığı haylaz bir miras yedi mantığıdır. Böyle bir mantığında ülkeye hiçbir hayrı ve faydası yoktur. Nitekim tekeli 1.7 milyar dolara satan zihniyet her al de şunun hesabını da yapmıştır. Bu satıştan elde edilecek gelir bu ülkenin 1 haftalık 1 buçuk haftalık faiz borcunu karşılıyor. BÖYLE BİR MANTIKLA TÜRK EKONOMİSİ HİÇBİR YERE VARAMAZ.


 


SORU -2-               : Gayri safi milli hasılada ki artış, enflasyon oranında ki azalma, ihracattaki yükseliş, yabancı sermayenin Türkiye’ye yönelmesi gibi ekonomik parametrelerin siyasal istikrarın ekonomiye olumlu bir faydası olduğu söylenilebilir mi?


  


TURHAN ÇÖMEZ: Bakın bunlar şuanda ki hükümetin savunduğu tezler. Gayri safi milli hasılanın arttığı iddiası gerçek bir iddia değildir. Çünkü bunlar kur farkından yapılan oynamalarla ortaya çıkmış sahte bir göstergedir. İhracatın patladığını anlatıyor iktidar ihracatın rekor üstüne rekor kırdığından bahsediyor. Doğrudur! İhracat rekor üstüne rekor kırıyor. En son 100 milyar doları geçti AMA NEDEN İTHALATTAN BAHSETMİYORLAR! Bu ülkenin ihracatı 15 milyar doları buldu yıllık yani Türkiye’nin aldığı ve sattığı arasında ki fark 65 milyar doları geçti ve Türkiye dışa bağımlı hale gelmiş durumda. Bu ülkede insanlar 1 haftalık ihtiyacını karşılamak için 1 buçuk milyar dolar dış ticaret açığı verir hala geldiler. Türk ihracatının devam edebilmesi için artık ithalata mahkum bir hali söz konusudur. Yani 100 milyar dolar ihracat yapabilmek için 116 milyar dolar ithalat yapmak zorundasınız. Eğer siz üretmiyorsanız ve kendi ürettiğinizi satamıyorsanız, Bunu karşılığı ekonomik bir katma değer değil İPOTEKLİ BİR TİCARETTİR. Kaldı ki aldığınızdan çok daha azını sattığınız için bu açık giderek büyüyor ve Türkiye riskleri ve ekonomik bunalımları artarak devam ediyor.


 


SORU -3-               : Muhalefet söylemlerinde Türkiye’nin dış borcunu arttığına değinerek bunun git gide büyüdüğünü vurgulamakta. Hükümet ise tam tersini savunarak Türkiye’nin ekonomisinin günden güne iyileştiğini iddia etmektedir. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?


 


TURHAN ÇÖMEZ: Gelen yabancı yatırımcı neden geliyor Türkiye’ye 1- Sizin elinizde ki kamu iktisadi teşekküllerinizi almaya geliyor. 2- Bankalarınızı satın almaya geliyor. 3- Sigorta şirketlerinizi almaya geliyor. 4- Hizmet sektörlerinizi almak için geliyor. (otel, turizm acenteleri, alışveriş merkezleri vs.) Buraya gelen hiçbir yabancı şirket Türkiye’de katma değer üretmiyor, noha üretmiyor, varlıklarınızı sahipleniyor. Bunun sonucu olumlu bir sonuç değildir. Bunun adı sahte ekonomidir. Türkiye gerçek sonuçları önümüzdeki aylarda görmeye başlayacak. Nitekim zaten veriler bunları teyit ediyor Türk toplumu borçlu 2002 yılında 2 milyar ytl olan borcu bugün 98 milyar ytl ye çıkmıştır. Türkiye’nin dış ticaret açığı almış başını gitmiş 220 milyar dolardan 450 milyar doları geçti. Ve siz tamamen dışa bağımlı hale gelmişsiniz. İthalatla hayatınızı sürdürür hale gelmişsiniz teknoloji üretmiyorsunuz, noha üretemiyorsunuz, Sanayiniz rekabet gücünü kaybetmiş durumda elinizde ki hizmet sektörlerinin önemli kısmı yabancıların eline geçmiş ve tarımınızda artık dışa bağımlı hale gelmiş. Gübre ithal, pirinç ithal, buğdayın %25 ithal, böyle bir ülke kaldı ki girdi maliyetleri en pahalı ülke konumuna gelmiş dünyanın en pahalı pirinci, dünyanın en pahalı mısırı, ayçiçeği Türkiye’de nasıl varlığınızı devam ettireceksiniz. Türkiye’ni tüketiği yağın 3/2 si neredeyse ithal bunu Türkiye’de kimse konuşmuyor. Sürekli ithalatla nereye varacaksınız. Dolayısıyla Türkiye’nin artık kendine özgü ekonomi modelini geliştirmesi üretime dönük, istihdama dönük, ihracata dönük ve katma değere dönük projeyle sevk ve idare etmesi lazım. Yoksa sizin 1 asırlık kazanımlarınızı elindeki varlık değerlerinizi ne var ne yoksa satarak “BABALAR GİBİ SATTIM” diyerek bu ekonomiyi ayakta tutamazsınız!!!


 


TURHAN ÇÖMEZ’LE OLAN TELEVİZYON PROGRAMIMIZIN BİRİNCİ BÖLÜMÜNÜ SİZE YAZILI OLARAK SUNDUM 2. BÖLÜMÜNÜ DE HAFTAYA SUNMAYA ÇALIŞACAĞIM… UMARIM BEĞENİR VE TAKİP EDERSİNİZ…


 


(Yazılı olarak size sunmamda ki amaç yorumlarla konuyu beraber tartışmak ve bir tartışma platformu oluşturmaktır.)


 


Saygılarımla Tolga Çakırtaş   

Yorum Ekle