ŞEB-İ ARUS, SEVGİ VE HOŞGÖRÜ

Konya’da, Mevlana’nın 740. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Etkinlikleri Şeb-i Arus töreniyle sona erdi. Hazret-i Mevlâna’yı Anma ve Vuslat yıldönümü törenleri her yıl 7-17 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilmektedir.

 

Şeb-i Arus, düğün gecesi demektir. Hayatını “Hamdım, piştim, yandım” sözleriyle özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 günü Hakk’a yürümüştür. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyor ve öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah’a kavuşacağını söylüyordu. Onun için Mevlâna, ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arus” diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-vah edip ağlamamalarını vasiyet ediyordu.

 

Diğer Anadolu erenleri gibi Hazreti Mevlana’da toplumsal dokuyu diri tutmak için çevresine hep sevgiyle bakmış ve hoşgörüyü telkin etmiştir. Özellikle toplumları salgın bir virüs gibi hasta hale getiren karışıklık ortamlarında sevgi, hoşgörü ve empati kanallarını açık tutmak gerekiyor. Dünya hırsıyla gözü dönmüş bireylerden oluşan toplumların, taşlaşmış yüreklerden oluşmuş sürülerden farkı kalır mı?

 

Bugün bu değerlere ve hasletlere her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Gün geçmiyor ki ülkemizde yürekleri sızlatan can sıkıcı bir haberle uyanmayalım! Yolsuzluklar, hırsızlıklar, ihanetler, cinayetler velhasıl kötülüğün her türlüsü adeta pirim yapar hale gelmiş! Nedir bu gözü doymazlık, dünya hırsı, vefasızlık ve hoşgörüsüzlük?

 

Zaman zaman bu sütunlarda değiniyoruz. Her şeyin başı eğitim diyoruz, illaki eğitim. Ama öncelikle ve mutlaka “Değerler Eğitimi” ni birinci gündem ve sorun yapmalıyız. Öncelikle kendi benliğimizi ve geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızı, gençlerimizi ve dahi toplumun her kesimini; sevgi, hoşgörü, güven, ahde vefa, arkadaşlık, dostluk, güler yüz ve selamlaşma alışkanlığı gibi değerlerle teçhiz etmeliyiz.

 

Ebu Hüreyre’den rivayet edilen bir hadiste Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki sizler iman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size birbirinizi sevdirecek bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız!” buyurmuştur.

 

Evet, sevgi ve hoşgörü kapıları açan altın anahtarlardır. Günümüzün en büyük hastalığı samimiyetsizlik ve inandığı gibi yaşamama kaynaklı yaşam biçimidir. Kadim değerlerin günübirlik çıkarlara feda edildiği günümüzde kazanılması gereken asıl büyük servet; para, şöhret ve makamdan öte erdem ve bilgeliktir.

 

Bugün vefatının 740. Yıldönümünde “Şebi-i Arus” törenleriyle andığımız Mevlana Hazretleri ve diğer Anadolu erenleri başta olmak üzere geleneğimizin mihenk taşlarının yolundan gitmeliyiz. Yeni bir yılın kapısını ararlarken şu ölümlü dünyada para, şöhret ve makam gibi dünyevi değerlerden öte bizi biz yapan kadim değerlere sımsıkı sarılmalıyız.

 

Yeni bir yıla yeni umutlarla girerken sevgi, hoşgörü, güven, ahde vefa, arkadaşlık, dostluk, güler yüz ve selamlaşma alışkanlığı gibi değerlerle ruhumuzu teçhiz etmeliyiz. Gönüller sultanı Hazreti Mevlana’yı 740. Ölüm yıldönümünde bir kez daha rahmetle minnetle anarken, yeni yılın sevgi, hoşgörü ve güzellikler getirmesini diliyorum.

 

A.Yusuf Kuyucaklıoğlu

Yorum Ekle