RAMAZAN ANILARI…

 

Günümüz ramazanında duyulan tatsızlık, yavanlık geçmişin güzelliklerinin kaybolup yok olmasından mı ileri geliyor dersiniz…

Ramazandan bir hafta önce bastırılmış ramazan imsakiyeleri, bir yıl öncesinden tespiti yapılan iftar ve sahur saatleri… Eski bir başkaymış, yüz yıl öncesine kadar atalarımız hilali gözlemeye çıkarlarmış hilali ilk gören bahşiş alırmış.

Musahipzade Celal ‘ Eski İstanbul Yaşayışı’ adlı eserinde geçmişte yaşanan bu geleneği şöyle anlatır:

‘ Bu cemaatın içinde iki kişiden biri borçlu, diğeri alacaklı imiş gibi dava icat ederek kadıya arz ve ikrar ederler.

Alacaklı: efendim, bu adam geçen sene benden …. Kuruş ödünç almıştı. Şöyle ki ‘ Gelecek Ramazan-ı Şerif hilalinin ruyeti akabinde eda ederim’ dedi.

İşte bu minval üzere konuşma başlar, kadı borçluya bunun doğru olup olmadığını sorar. Borçlu da ‘ Evet efendim, borcum var, ramazan hilalinin doğduğunu ispat etsin vereyim’ deyince, Kadı alacaklıdan hilali gördüğünü ispat etmesini ister. Alacaklı da ‘ Gördüm, şahitlerim var’ deyip şahitlerini getirir böylece Ramazan ispat edilir, her tarafta davullar çalınır, minareler donanır, top atılır ve ramazan ilan edilir, büyük, küçük, çoluk çocuk neşe içinde bir birini kutlar, sokaklar sevinç çığılıklarıyla dolar, davullar çalınırdı. İşte ecdat Ramazana böyle sevinçle, neşeyle girerdi’

İletişim çağı geçmişin bu güzel adetlerini aldı götürdü. Ne mahallede neşe ne çocuklarda sevinç bıraktı. Son yıllarda bu ülkenin çocuklarını endüstrileştirdik. Bir çocuk endüstrisi yarattık. Çocukları tüketici kitlesi olarak değerlendiren rantiye gurubunun metaı yaptık. Eğitimdeki yeni uygulamalarla çocukları sürekli bir yerden bir yere taşınan paketler haline getirdik dolayısıyla da çocuklarımızı çevrelerinden uzaklaştırdık gelenek ve göreneklerinden kopardık.

Zamanımızda bilgisayar ve cep telefonuyla da arkadaş olan gençlerimiz, kaybolan mahallelerinde göğe yükselmiş apartman ve gökdelenlerde ecdadımızın sevinç ve neşe içinde karşılamış oldukları ramazanı televizyon ekranlarında dinledikleri mekanik ezan sesi ve birkaç dini sohbet programıyla eski coşkusundan uzak karşılıyorlar artık.

Necip Fazıl eski ramazanlara has o manevi atmosferin kayboluşundan duyduğu rahatsızlığı şöyle dile getiriyor.

Bu kaçıncı Ramazan, daha kaç tane kaldı?

Renk uçuk, nakış silik, ocak sönük… Ne kaldı?

 

Teravih yorgunluğunun çay bahçesinin bir köşesinde ince ayar müzik eşliğinde bir biri ardına içilen çaylarla giderilmeye çalışıldığı, koyulaşan muhabbet ve sıcak dostluk havası içinde yapılan, dini ve sosyal konular üzerine olan tartışmalar sahura kadar her akşam sürdürdüğümüz tekrarlanan ramazan güzelliklerinden…

Tartışma kültürümüzde bir yenilik yok, aynı minval üzere… ya maziye kahharız, ya yeniye rahimiz. Bu gün ki deyişle ya geçmişe kızıyoruz yada yeniyi savunuyoruz. Belki de tartışıp ta hepimizin söylemek istediğini değerli ilim ve fikir adamı Ord. Prof. Ali Fuat Başgil söylemiş:

‘ Bu gün Türkiye de ölmek istemeyen bir maziyle, doğmak için çırpınan istikbalin kavgası yaşanmaktadır.’

Tartışmalarımızın tüm muhtevasını bu özlü sözün içinde bulabiliriz. Düşünüyoruz, bir milletin tarihinde, bir ramazan akşamı çay sohbeti yapan dostlar arasında ikide bir tartışmalar yaşanıyorsa bu bizim henüz kendi kendimizi yaşatacak değer sistemimizi tam olarak yerine oturtamadığımızı göstermiyor mu.

Tarihten, yaşanan devirlerden kin ve düşmanlık üretmek değil, ders çıkarmayı tavsiye edecek, onları barıştıracak hoşgörü ve sevgi mesajları verecek din adamı, aydın kalmadı mı bu ülkede. Bizi kamplaştıran ayıran değil, birleştirecek konuların sohbetini ne zaman yapacağız. Devirleri barıştırma yönünde bir çabamız olmayacak mı?…

Tartışmaları genellikle mütebessim ve sıcak bir çehre, samimiyet ve nezaket içinde, tevazuyla yoğrulmuş bir konuşma tarzı ile herkesin bir birine saygı duyduğu bir şekilde, oruç ibadeti ruhuna uygun bir hoşgörüyle, temel felsefenin harbetmek değil, ülkeye faydalı olmak düşüncesine dayalı ramazan tartışmalarımızda tepki ve tavsiyeyi lisan-ı münasiple aktaran ramazan meclisimizin tüm dostlarıyla daha nice ramazanlara erişmek dileğiyle.

Yorum Ekle