Memleketimde Eğitimin Halleri (Bölüm-4)

Bir önceki yazımızda öğretmen yetiştirme modelimizi değiştirmemiz gerektiğini vurgulamıştık. Bu minvalde âcizane önerilerimi birkaç başlık altında siz sevgili okurların takdirine arz etmeye çalışacağım.


1. Başka Fakülte ve Yüksekokul Mezunlarına Verilen “Pedagojik-Formasyon” Eğitiminden Vazgeçilmelidir.


Eğitim alanında çok ciddi bilimsel verilere dayalı istihdam politikaları geliştirilmelidir. Başka fakülte mezunlarının istihdam sorunu bu yolla giderilmeye çalışılmamalıdır.


Pedagojik formasyon, öğretmen olabilmek için alınması zorunlu bir eğitimdir. İhtiyaçların çok üzerinde eğitim fakültesi mezunu ve hali hazırda ihtiyacın çok üzerinde eğitim fakültesi öğrencisi olmasına rağmen, farklı program mezunlarına öğretmenlik için icazet verilmesini doğru bulmuyorum. Bu haksız uygulama her yıl, atanamayan öğretmenler havuzunu daha da beslemektedir.


2. Eğitim Fakültelerindeki Öğrenci Kontenjanları Mutlaka Düşürülmelidir.


Son üç yılda ataması yapılan öğretmen sayısı ortalama yıllık 50 bine tekabül etmektedir. Oysa her yıl mezun olan öğrenci sayısı bu rakamları katlamaktadır. Bu arada Bakanlığımızın emeklilik ve ölümden dolayı oluşan öğretmen ihtiyacı ise her yıl sadece 10 bin civarındadır.


Yapılan açıklamalara bakıldığında, şu an eğitim fakültelerinde okuyan öğrenci sayısı 220 bin civarındadır. Bunun yanında Fen-Edebiyat, Mühendislik, İlahiyat, İletişim, Beden eğitimi, Güzel sanatlar, Ebelik, Hemşirelik gibi yüksek okul ve fakülte mezunlarına da “pedagojik-formasyon” eğitimi verildiğine göre, eğitim gören 730 bin öğrenciye öğretmenlik yolu açık görünmektedir. Elbette bu okullardan mezun olanların tamamına söz konusu eğitim bir çırpıda verilmemekte. Ancak bu kısıtlamaya rağmen, birkaç yıl içinde atanamayan öğretmen sayısının 800 bine varacağı tahmin edilmektedir.


Görüldüğü üzere rakamlar, şu iki başlıkta dile getirdiğimiz önerilerimizi doğrulamaktadır.


3. Tıp Fakültelerinde Olduğu Gibi, Eğitim Fakültelerinin de Öğrenim Süresi 6 (altı) Yıla Çıkarılarak, Bütün Öğretmenlerimiz Yüksek Lisans Yapmış Olarak Mezun Olmalılar.


Pekâlâ, bu önerimize göre altı (6) yıllık süreç nasıl doldurulacaktır?


Dört (4) yıllık teorik eğitimi tamamlayan her öğretmen adayı,


a) Yüksek lisans yapmış olarak mezun olmalıdır. Ayrıca; alan psikolojisi, eğitim hizmetlerinde iletişim, güzel konuşma ve yazma, diksiyon, estetizm, rehberlik gibi hem öğretmenlik mesleğine saygınlık kazandıracak hem öğretmene model olması yolunda bir imaj yaratacak eğitimler verilmelidir. Uzatılacak iki yıllık eğitim süreci, öğretmenlerimize önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Mesela Türkçeyi çok daha güzel konuşabilecek, hitabetleri ve kelime örgüleri mükemmel olacaktır. Daha şık ve uyumlu giyinecek, daha estetik ve latif olacaktır. Spor yapma alışkanlığı kazanacaktır. Güzel sanatlar ile hemhal olacağından, zarif bir ruh ve ışıl ışıl parlayan melekeleriyle girdiği her ortama huzur verecektir. Aynı zamanda daha kibar, daha samimi, daha naif, daha hoşgörülü ve nezaket sahibi olacaktır. Diğer eğitimler ise, hem problem çözme kabiliyeti edindirecek,  hem veli öğrenci ve toplumun diğer fertleriyle kolay iletişim becerisi kazandıracak, hem de öğrencilerini daha doğru, daha bilimsel yöneltme ve değerlendirme gibi birçok iktibasa vesile olacaktır. Yani kısaca öğretmen, toplumun sevdiği, saydığı, özendiği, güvendiği, sözüne itibar ettiği saygıdeğer bir şahsiyet ve ülkesinin gerçek anlamda bir aydını olacaktır.


b) Haftada iki gün alanıyla ilgili en az iki farklı okulda uygulamalı eğitime tabi tutulmalıdır. Nihayetinde dört yıllık teorik eğitimini tamamlayan öğretmen adaylarımızın haftada iki gün beşer saatten ders ücreti karşılığında 10 saat okullarda derslere girdiklerini varsayarsak, “ücretli öğretmen” uygulamasına da hemen hemen son verilmiş olacaktır. Doğal olarak, öğretmenlikle uzaktan-yakından alakası olmayan herhangi bir lisans programı mezununun “ücretli öğretmen” olarak görevlendirilmesini de büyük bir ölçüde ihtiyaç kalmayacaktır. Yani derslere sadece öğretmenler ve eğitim fakültesinin 4 (dört) yıllık teorik bölümünü tamamlamış öğretmen adayları girebilecektir.


4. Okullar ile Eğitim Fakülteleri arasında koordinasyonu sağlayacak yeni bir pozisyon (kademe) oluşturulmalıdır.


Üzülerek belirtmeliyim ki, üniversitelerimiz “iyi öğretmen” yetiştiremiyor. Çünkü öğretim üyelerinin önceliği akademik kariyer yapmaktır. Daha nitelikli öğretmen yetiştirmenin kariyer edinmeye de bir yararı yoktur. Eğitim Fakültesi hocalarımız okullardan, sınıflardan, öğretim programlarından çok uzak kalmışlardır. Oysa öğretim elemanlarının hiçbir koşulda okullar ile bağları kopmamalıdır. Bu bağlamda, eğitim fakülteleri ile okullar arasında bilgi alış verişini sağlayacak, uygulamalı eğitimin koordinatörlüğünü yürütecek bir ara kademe oluşturulmalıdır.


Öğrenim süresinin uzatılması fikri, şu an eğitim fakültelerinde okuyan öğretmen adaylarının ve ailelerinin doğal olarak tepkisini çekecektir. Bugün, yapılacak düzenlemeden hoşnut olmayabilirler. Ancak, bu düzenlemenin aslında çok yerinde ve çok isabetli olduğu gerçeği bir gün muhakkak takdir edilecektir.


Öğrenim süresi 6 yıla çıkarıldığında bu okullar iki yıl mezun vermeyecektir. İki yıl içinde atanamayan öğretmenler havuzu önemli ölçüde boşalacaktır. Bu arada görevde bulunan bütün öğretmenlere yüksek lisans fırsatı verilirse mevcut öğretmenlerimiz de yeni düzenlemeden istifade edebileceklerdir.


Amacımız “çok” değil, “çok iyi öğretmen” yetiştirmek olmalıdır. Zira iyi öğretmenlerin neşeli halleri, mizahi yetileri, pozitif enerjileri vardır. Eğlenceyi eğitimle birleştirerek sınıflara coşku, gönüllere huzur verirler. İyi öğretmenler iyi niyetlidirler. Keyifle çalışırlar, keyif verirler. Heyecanlarıyla öğrencilerini ateşler ve harekete geçirirler. İyi öğretmenler, aynı zamanda en iyi öğrencidirler. Hep okurlar ve öğrenmeden öğretemeyeceklerini bilirler. İyi öğretmenler, alanlarında ihtisas sahibidirler. İyi öğretmenlerin yeniliksever duyguları vardır. Demode olmuş teamüllerde direnmezler. Değişirler, değiştirirler. İyi öğretmenlerin hedefleri, idealleri ve memleket gibi dertleri vardır. Zor zamanların üstesinden gelmesini bilirler.


İyi öğretmenler, topluma ve öğrencilerine esin kaynağıdırlar.


Devam edecektir.

Saygılarımla…

Yorum Ekle

PAYLAŞ
Önceki haberTaşova Hentbol Antalya Deplasmanında
Sonraki haberUZMAN TURİZM’den KAMPANYALI UMRE YOLCULUĞU
1966 Ağrı/Taşlıçay/Aşağı Toklu Köyünde doğdu. İlk ve ortaokulu memleketinde okudu. Konya Atatürk Sağlık Meslek Lisesinden 1985 yılında mezun olduktan sonra, Adıyaman'ın Gerger ilçesinin Güngörmüş Sağlık Ocağında dört yıl sağlık memurluğu yaptı. 1989 yılında girdiği Erzurum İbrahim Hakkı Sağlık Eğitim Enstitüsünden 1992 yılında bölüm birincisi olarak mezun oldu. İnönü Üniversitesinden lisans tamamladı. Amasya Taşova Sağlık Meslek Lisesinde meslek dersleri öğretmeni, müdür yardımcısı ve okul müdürü olarak çalıştı. Amasya Merkez Anadolu Sağlık Meslek Lisesinin kurucu müdürlüğünü yaptı. Halen Afyon İhsaniye İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde Hemşirelik alan öğretmeni olarak görev yapan yazar, evli ve iki çocuk babasıdır.