KUTLU DOĞUM CEZASI

Ömer CELEP

 
Kutlu doğum haftası her yıl 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanıyor. Teknik ve tekrar bilgilerle zihninizi yormak istemeyiz. Bir cümleyle işaret ederek asıl konumuzu dikkatlerinize sunmak isteriz.
“Kutlu Doğum”; iki cihan saadeti, Allah’ın Rasûlü, insanlık ufku HZ. Muhammet Mustafa (SAV) dünyaya teşrifleridir. Ona selat ve selam osun. Şefaati mü’min ve Müslimlerle olsun.
Geçen yıl kutlanan haftada yazdığım bir yazıdan dolayı an bir ay hapse mahkum oldum. Beni hapse mahkum ettirenin kim olduğunu söylemeyeceğim belki suç olur. Ne için mahkum ettirdiğini de söylemeyeceğim belki o da suç olur.
Şunu söylememe izin verin lütfen.
O yazımızı merak edenler (tasova.gen.tr) adresindeki arşivden bulabilirler.
Mahkumiyetimizin haklı-haksız noktasında da bir yorum yapmayacağım ancak; verilen her mahkeme kararının kanunen doğru olsa bile, hukuken tartışmaya açık olduğunu düşünüyorum. Ben doğruları yazdığımı zannediyordum, yazdıklarımız meğerse kanunen suçmuş. Bir şeyleri yapmanın suç olmadığı ama “yapılıyor” demenin suç kabul edildiği bir ülkede yaşıyoruz.
Örnek… Genelevinde çalışan bir kadının vücudunu satarak para kazanması olayı bizim toplumuzda “ifade lütfen hoş görülsün” “o…” olarak algılanır. Onun yaptığı kanunen suç değildir. Ama siz ona tutar da “o…” derseniz suç olur.
Her neyse!…
Oraya takılmıyoruz… Bilinen ve görülen o ki; kutlu doğum haftası her geçen yıl daha etkin ve daha katılımcı bir etkinlikle kutlanıyor. Bu hafta ve etkinlikler bütün mütedeyyin insanları mutlu kıldığı gibi bizi de son derece mutlu kılıyor. Bu haftayı bir etkinlik olarak kutlayan ve bu kutlamalarda emek harcayan herkesin rıza-i bariye nail olmasını dualıyoruz.
Bu etkinlikte emeği geçenlerden, aflarına sığınarak bir de dileğimiz var.
Bu tür programları keşke büyük köylerimize ve diğer köylerimize de yansıtsalar. Din görevlilerimiz, ya da ehil kabul edilen insanlar köylerimize kadar gitseler ve çeşitli etkinlikler içinde bulunsalar da burada yaşayan insanımız da taze bilgi, taze duygu yaşasa…
Milleti bir noktada toplamak yerine milletin ayağına giderek anlatsak Allah Rasûlünü…
Onun örnek hayatını, insanlığa sunduğu muştuları; tabuları yıkışını, bid’atları yakışını, batılları reddini, İslam ahlakını ref’ini, husûmeti reddini, Hakk’ı telkini, batılı def’ini anlatsak…
O’nun; ümmet sevdasını, sevgi deryasını, şefkat merhametini, rifkat yelpazesini anlatsak…
O’nu sevsek… Sevenleri sevsek… sevenleri, sevenleri sevsek… Sevgiyi derinleştirsek… Merhameti dipsiz, Şefkati sonsuz ve muhabbeti uçsuz yapsak, yaşasak…
Hakk’a kul, Rasûlüne layık ümmet olsak diyoruz…
Görelim o zaman; saklı parayı çalan hırsız ne yapacak?… Rüşvet alan ve veren nasıl yapacak? İnsanı öldüren katil nasıl davranacak? Ölen çocuğunun minicik kazağını bit pazarında satarak evine ekmek götürmekten medet umanla, ekmekle ağzını silip çöpe atanın tavrı ne olacak görelim!..
Görelim!.. Bayramı yalın ayak karşılayanla, “boyasız ayakkabıyı bana giydiriyorsun” diye annesiyle kavga eden çocukları görelim!…
Görelim!… Kuş yuvalarını bozmak için ağaçlara tırmanan haylaz çocukları izleyelim… Sonra, yavrusunu kurtarmak için havada acı acı çığlıklar atan anne kuşun canını feda eden davranışını görelim…
Görelim!… Suriye’de, Filistin’de, Arakanda, Kafkaslarda, Bosna’da; gülleyle, kurşunla cirit oynayan insanlık karşısında sapan taşlarıyla yaşamaya çalışan çocukların hazin kavgasını görelim!…
Hakk’ a savaş açan Müslüman’la; küfür safında yer alan Müslümanları gözyaşımızı bağrımıza gömerek izleyelim… Hatta… Görünmez bıçakla sırtımızdan vuranların ihanetine beraber ağlayalım…
Ağlayalım!.. Düşmanlarımızın tezgahında dokuduğumuz sicimle idam edilişimiz karşısında, düşmanlarımız tarafından atılan kahkahalara katıla katıla ağlayalım…
Ağlayalım efendiler ağlayalım! Geçmişteki hatalarımıza ve gelecekteki mutlu hayallerimize ağlayalım…
Çünkü ağlamak; anlamaktır. Anlamayan ağlayamaz…

Yorum Ekle