Kıtlık kapıyı çalmadan…

Yılmaz Sergen

Global ölçekte Stratejik önemi her geçen gün artan tarım sektörü ,Geleceği planlayan ülkelerin olası gıda krizinden daha az etkilenmek adına öncelikli mevzularının başında gelmeye başlamıştır.

Küresel ısınma ve ekolojik yapının hoyratca tahrip edilmesi : su kaynaklarının her geçen gün azalmasına neden olmaktadır.Duyarsızlık,tedbir almadaki zafiyet, ihmal,kaçınılmaz olarak,yanmış,yok edilmiş bir çevreyle baş başa kalmamıza neden olacaktır..

Yaşanılmaz bir sona doğru ,zirve yapmış hırsımızla yakarak ,yıkarak koşar adam gidiyoruz.
Azalan su kaynaklarının insanlık üzerinde çok ağır yıkımı olacaktır.Tarımda susuzluğa bağlı ciddi rekolte de düşümler olacağı kehanet değil ,realitedir.
Kuraklık,kıtlık kapımızı çalmadan tedbirimizi bu günden almak zorunda olduğumuzu biliyor muyuz? Var mı buna ilişkin çalışmalarımız.

Konunun uzmanları ,ilgili bakanlık,yerel yönetimler,üniversiteler gelen tehlikenin farkındalığını oluşturup ,ilgili çalışmaların zaman kaybetmeden ehil bir ekiple başlatmalıdır.
Musibet kapınıza dayanmadan tedbirinizi almazsanız,felaketlerin altında darmadağın olur  bir şey yapamaz ve gözyaşlarıyla izlersiniz.

Ülkemiz mevcut durumu hiçbir komplekse kapılmadan,yapılmış hatalardan ders alıp ayrıntılı olarak gözden geçirmelidir.
Nerede, neden yanlış yaptık diyebilmeli ki, çözümün önü açılmış olsun.
Küresel tarım ölçeğinde, risklerin olabildiğince artış eğiliminde olması yeni durum eşiğinde , tarımın sürdürülebilmesi için güçlü yönlerimizi,zayıf yönleri ve fırsatlarımızı detaylı olarak inceleyip bir durum analizi çıkartarak deklare etmeliyiz.
Günümüze kadar çeşitli sebeplerden dolayı potansiyelimizin çok altında kaldığımızı açık yüreklilikle kabül etmeliyiz.Daha iyisini yapacak kaynak ve imkanlarımızın var olduğunu biliyoruz…
Başta Bilimsel yöntemlerin araştırma noktası olan üniversitelerimize çok iş düşmektedir.
Ham ürünleri mamul hale getiren sanayicimiz mevcut üretimlerini yükseltirken,tarıma nefes aldıracak alternatif arayışların içinde olmalıdır.
Üniversiteler,Belediyeler ,Sanayiciler ,STK lar tarımla olan işbirliğini aktive ederek ortak akılda güç birliğine gitmelidir.Tarımın gelişmesi,modernize edilmesi,yeni ürün,yeni teknolojilerin tarıma kazandırılması ,su kullanımında tasarrufu ön plana çıkaran ortak bir çalışma geleceğimiz güven altına alacaktır.
Tarımda başarılı olmuş ülkelerin tecrübeleri ,Tarihsel süreçte ülkemizin geçmiş tecrübeleri detaylı şekilde incelenerek ülkemize adaptasyonu sağlanmalıdır.
Ayrıca bölgesel olarak tarımdaki planlamanın ,üretim organizasyonundaki ilgili kurumun yada kalkınma ajanslarının bünyesinde bir ARGE birimi oluşturularak, bölgenin tarımsal potansiyeli,suyun kullanımı ve kıtlık paydaş STK’larla işbirliği yapılarak en ince detayına kadar tetkik edilerek yeni bir yol haritası oluşturulmalıdır.
Bunlar yapılırken kesinlikle yerli tohum ,yerli ırka dönüş yapılarak dışa bağımlılık riski düşürme adına sınırlandırılmalıdır.
Hayvancılılık başlı başına bir alandır.
Her köyümüzde, bizim köyde her iki mahallenin sığır toplanma alanı vardı.Yüzlerce büyük baş hayvan köy merasında otlanırdı. Şimdi hayal oldu
Bunlar yeniden olmaz mı?
Elbette olur ,olmasını kaderiyle baş başa kalmış köylüden beklemek nafile.
Yarın olmaz inşallah,kıtlık kapımızı çalarsa,suçlusu köylümüzü yalnız başına bırakanlar,ekolojik dengeyi bozanlar ,geleceği ön görmeyip tedbir almayanlar olacaktır.
Sonusa ile alakalı bölgesel geçmişimizi ilgi ve üzüntüyle takip ediyorum.

Yorum Ekle