HATİCE BACI

Zeki Ordu

Bir iş yapmak veya bir işe yaramak…

Eskiden “Boş gezenin boş kalfası olur” diye bir söz vardı. Eli bir işe yakışmayanı veya çalışmayı sevmeyenleri izah eden sözlerden biriydi.  Gerçi buna benzer çok söz dilimizde mevcuttur.

Yine “İnsanın vatanı doğduğu yer değil doyduğu yerdir”  diye bir söz daha vardır. Aslında bu söz “gurbeti” tarif eden en hazin bir sözdür.

Doyulan yer genelde gurbettir.

Gurbet; hasrettir, ayrılıktır…

İnsanlar bir şekilde gurbeti ikinci vatan ederler.

Neden?

Orada doyar da ondan.

Üstelik çok sevdiklerini geride bırakarak.

Akrabalarını, komşularını, dostlarını, tanıdıklarını…

Bağlarını, bahçelerini… Hatta denizini, dağını, ırmağını gölünü…

Bütün mesele “Kara boğaz” denilen yerden birkaç lokmanın daha kolay geçmesi için.

Hatice Bacı da öyle yapmış. Eşiyle birlikte taa Kayseri’den kalkıp Taşova’ya gelmişler. Tıpkı Taşova’dan başka yerlere gidenler gibi.

Taşova’da bir lokanta açmışlar. Hem vatandaşlara doyacak, hem kendileri nasiplenecek.

Taşova’ya ikinci ziyaretim sırasında uğramıştım oraya. Daha doğru Ahmet Günaydın Bey orada bir çorba içmemizi teklif etmişti. Hem tanıştık hem de afiyetle çorbamızı içtik.

Kayseri’den gelmiş Hatice ve Arif Ceran çifti. Kayseri nere, Taşova nere. Nasip işte.

Çaylarımızı içerken biraz sohbet ettik. Arif efendi ismi gibi arif biri. Hatta şiir bile yazıyormuş. Bir eğitimci olarak çok memnun oldum. Hem ticaret yapacaksınız, hem de sanatla uğraşacaksınız.

Bu hususta konuşurken bana; “Ben yeni tarz şiir yazmıyorum –serbest şiiri kastediyor- ölçülü kafiyeli yazıyorum” demez mi. Ne alâ dedim.  Okuyan insanla sohbet de başka oluyor. O konuşmayı yaparken çayımızın lezzeti daha da arttı desem mübalağa olmaz.

İnsanların bir işe yaranası mühim. Okuyup yazması da takdire şayan. Taa oralardan Taşova’ya gelip rızkının peşinde olması aliyy-ül a’la bir durum.

Hoş geldiniz efendim. Bol kazançlarınız olsun. Taşova güzel şehirdir.

Güzeldir işte…

Yorum Ekle