HA GAYRET

 

Sevgili dostlar.

Bu yazımızda, sizlerle sohbetimizde en fazla önem arz eden, konuların başında gelen ve çok fazla zaman ve sütun ayırdığımız konulardan meyvecilik ve tarım konusunu ele alalım diyoruz.

Bu önceliğin en önemli sebebi uzun yaz aylarını geride bırakmamız, geçen yıl toprakla buluşturduğumuz fidanları serpilip bakımını yaptıktan sonraki dönem olan ağaç olma dönemine getirmiş olup, tekrar ağaç ve fidan dikme dönemi başlamak üzere mevsimine girmiş bulunuyoruz. O nedenle konu zaman itibariyle önem arz ediyor.

Yıllardır hep bizler ve diğer arkadaşlarımız fidancılık ve meyvecilik konusunda yazar ve söyleşir dururuz. Verilen bunca mücadeleler sadece lafta mı kalıyor diye sizler gibi bende düşünür dururum. Geriye şöyle baktığımızda hiç bir şeyin boşa gitmediğini, Kaymakamlığımızın fonla beraber yaptığı çalışmalar, bu işle uğraşan özel teşebbüs arkadaşların verdiği üretici sıfatı ile Taşovamızın  adeta meyvecilik merkezi olma yolunda ilerlediğini görüyoruz. Bu mücadelede belediyelerimizin üstün gayretlerini görünce sevinip, havalara sıçrayıp, yaşasın demeden edemiyoruz. Şunu da biliyoruz ki; sanayi dalı olarak ülkemizde güçlü bir özel teşebbüs maalesef yok. Devletimiz bir defa fırsat vermiş, yıllar önce bizler maalesef siyaseti, kısır çekişmeyi tercih etmiş, gelecek hizmeti elimizin tersiyle itmişiz. Yıllar sonra yanlışı anladık ama giden tren çoktan öbür terminale vardı bile. Hiç olmazsa meyvecilik konusundaki treni kaçırmayalım. Biliyoruz ki; ilçemizdeki göçü engelleyecek, insanları istihdam edecek tek çare elimizdeki tarım ve modern meyvecilik kalıyor. Konunun önemi de buradan geliyor diyoruz.

Bu konuda ülkemizin çoğu bölgesini gezmiş olan bendeniz, meyvecilik konusunda o kadar uygun bir toprak yapısına sahibiz ki, ülkemizdeki toprakların yarından fazlasına gübre diye atılacak yüksek kaliteye sahip. Onun için acelemiz var, ha gayret diyoruz.

Çok değerli toprak yapısına sahibiz ti; ben bunu şuna benzetiyorum: Düşünün;  geçimde zorlanan bir bölge ama, yaşadığı toprakların altı zengin maden yatakları. O madeni çıkartıp işleyecek teknoloji yok. O bölgenin refah içerisinde yaşaması mümkün mü? İşte onun gibi yüksek toprak karakterine sahip bir bölgede yaşıyoruz. Her türlü meyvecilik ve seracılım vasfına uygun bir bölgeyiz. Geçinemediğimiz için büyük şehirlere sürekli göç veriyoruz. Onun için ha gayret, daha fazla fidan dikimi diyoruz.

Köy ve kasabalarımızda bu çalışmalar bir kaç yıldır başladı. Çok hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Karadeniz yolu Alpaslan Samsun  arası çalışmalar zaten başladı. Bu projede emeği geçenleri taktir ediyoruz, teşekkür ediyoruz. Tarih sizler hakkında ileride çok güzel şeyler yazacaktır. Bundan emin olunuz.

Şu sitemi etmeden geçemeyeceğim. İşin önemini anlamak için Devlet yetkililerimizi bir kere daha uyarıyoruz.  Sanayi istemiyoruz, büyük havaalanları istemiyoruz. Keşke olabilse büyük sanayi sanayi siteleri istemiyoruz. Kaymakamlığımız, Belediye İlçe Tarım bir araya gelip, bir çalışma başlatıp, Taşova’mızdaki bu muazzam meyve potansiyelini bekletebilecek  bir soğuk hava deposu yapmak bu kadar mı zor? Keşke b ir yetki olsa, saydığımız bu yetkili arkadaşları Alpaslan çıkışına bir günlük zorunlu bekletme olsa da giden günlük meyve yüklü araçları kendileri görseler, “Bu kadar meyve günlük yalnız Alpaslan’dan mı gidiyor? Diye hayıflanacaklardır. O zaman belki bu potansiyeli görüp, belki harekete geçerler. Yalnız Alpaslan mı? Hayır, Belevi, Esençay ve diğer köy ve kasabalarımızda meyveciliğimiz şaha kalkmış durumda. Lütfen fidan temini, parsel çalışması, damlama sistemi, gölet konusu, su tanklarının ıslahı, soğuk hava deposu konusunda yetkililerinde biraz şaha kalkmasını ivedilikle bekliyoruz. Tarım ve meyvecilik konusunda bizler yalnız üretici olarak yazabiliyoruz. Konusunda uzman olan İlçe Tarım’dan hiç bir yetkili teknik yazı ve bilgilerini Taşova Gazetemizde göremiyoruz. Yoksa İlçe Tarım teşkilatları lağedildi debizim haberimiz mi yok?

Başbakan çıkıp da “Asker ocağı yan gelip yatma yeri değildir” dediğinde yanlış anlıyoruz. Öyleyse devlet daireleri yan gelip yatma yeri mi yoksa diyoruz.

Gelecek sayımızda bu konuyu araştırmaya devam diyoruz.

Yorum Ekle