GÜLCAN ERDEM

Hangi divanı, hangi halk şairinin eserini, hangi güzel eseri karıştırsak karşımıza ilk çıkan kelimelerden birinin gönül olacağı şüphesizdir. Bir gönül medeniyetinin fertleri olarak nefret dilinin birbirine yabancılaştırıp düşman ettiği insanlarımızla yeniden gönül dilinde buluşmanın derin iştiyakını hissettiğimiz şu günlerde, Edebiyatımıza muhteşem eserler kazandıran Sevgili Gülcan Erdem’in rahatsızlanarak beyin kanamasından İzmir’de bir Hastane de yoğun bakıma kaldırıldığını derin üzüntü içerisinde öğrenmiş bulunmaktayız.
Boş kalan gönüllerimize haset, kin ve nefret sessiz sedasız sızarak bizi yutmaya başladığı şu günlerde birden “o” geliverdi aklıma. Saygıdeğer Gülcan Erdem…

Gülcan Yenice Erdem, bir muhacir kızı…
1945’te, Amasya Taşova’da doğmuş…
Çocukluk yılları anne ve babasının başına gelenleri dinlemekle geçmiş.
Benimde ona benzer bir hikayemin oluşu ona saygı duymamda nedenlerden biri biliyorum. Benim Annem ve Babam’da onun hikayesine benzer şekilde Balkanlar’dan kaçıp dönmüşler Anayurdumuz’a .
Aslında Annemin Bulgaristan’dan kaçış hikayesini Annemin anlatımıyla kasete alıp ona göndermek vardı projelerimizin arasında. Umarım bunu gerçekleştirebilecek imkanı yakalarız bir gün. Yoksa bir çok hikaye tarihin tozlu raflarına kalkacak diye korkuyorum. İnşallah samimiyetle söylüyorum sağlığına kavuşmasını dört gözle bekliyor olacağım.

Tam da gönül deryasından bahsetmişken, Sevgili Gülcan Erdem’in yazdığı Romanlardan söz etmemek olmazdı elbet. Onun Romanlarında kendini bulursun. O hissiyatı bulursun hikayenin samimiyetinde. Biliyorum ki Sevgili Gülcan Erdem, o hikayeleri yazarken, bazen bir kasede alır öykünün kahramanlarını. Konuştur ve şivesiyle birlikte aktarır romanlarına. Hiç çarpıtmadan olduğu gibi, şivesiyle birlikte aktarır okuyucularına. Sadece içinde yaşadığı fırtınaları, kendisi de hikayeyi yaşamış gibi yorumlar. Bunlara gönül sultanı derler Edebiyatımızda. “O” da gönüllerin sultanıdır hep bu yüzden.
Daha evvel okuyanlar iyi bilir. “Pakize” ile ilgili hikayesini Taşova Gazetemizde dört bölümde yayımlanmıştı. İlk bölüm sonrası bir okurun şöyle bir yorumuna şahit olmuştum.
“Arkası Yarın: bakalım ikinci bölümde neler olacak? İkinci bölüm için şimdiden heyecanlanıyorum.” yazmıştı. Kendisini de yakınen tanıdığım Sevgili okur Zehra hanım’da aslında Selanik göçmeniydi. Onda bıraktığı derin hisleri onda görmek bende iz bırakmıştır.
Taşova’mızın Kırkharman Köyünde bir Kütüphane ve Türkiye’nin bir köyünde ilk sinemasını Dernek Başkanı iken yaptığımızda beni aramış, kitaplarını Kütüphanemize bağışlayacağını, benimle tanışmak istediğini iletmişti bana. Ancak o sıra İstanbul’a dönmüş ve bir türlü kendisiyle tanışma fırsatım olmamıştı. Fakat, ADEF tarafından organize edilen 14 Kasım 2019’da “Amasya Günleri” nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yenikapı Etkinlik alanında gerçekleşen organizasyonda birbirimizi tanımıştık. Sonrası, buradaki gönül bağımız bu etkinlik sonrası pekişti. Gelişen dostane birlikteliğimiz “ Kahve Tadında Paylaşımlar” adı altındaki Sosyal Medya hesabımızda sürdürmeye karar vermiştik. Hala da bu sayfamızda Yöneticidir zat-ıâlileri. Zaman zaman beni arar Taşova Gazetesine verdiğim “ Köşe yazıları” için takdir eder ve beni cesaretlendirirdi yazmaya. Yazdığım yazılarımı yazmaya devam etmemi ister, yazılarımda ki realist düşünceleri aktarmamın toplum için çok isabetli olacağını söylerdi bana.

Kendisinin aniden, beyin kanaması sonucu Hastaneye kaldırılması bende derin bir üzüntü ve bedenimde mahzun bir hicran bırakmıştır.
Sevgili Gülcan Erdem’in son yazdığı hala bitiremediğini bildiğim son hikayesini okumak umarım hepimize nasip olur. Hep birlikte sağlık ve mutluluk içinde Romanını bitirmesini yüce Rabbimden diliyor, aramıza dönmesini bir an evvel Yüce Allah’tan temenni ediyorum.
“İnanmayan bir gönül, içinde kuş bulunmayan bir kafese benzermiş” Lütfen iyileş sevgili Gülcan ablamız. Biz inanıyoruz sende diren ve iyileş lütfen 🙏

Seni seviyoruz…
Seni bekliyoruz…

Naci Özkan

Kahve Tadında Paylaşımlar Yöneticisi ve Köşe Yazarı (Taşova Gazetesi)

Yorum Ekle