DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ

Ömer CELEP

Hükümetin 30 Eylül 2013 günü millete açıkladığı “demokratikleşme paketi” adı altındaki yüzleşme konularını kimileri “felaket”, kimileri “bölünme-parçalanma”, kimleri “vatan satma” olarak algılasa veya böyle ifade etse bile milletin çoğunluğu “realitenin gerçekleşmesi” ya da realitenin yazıya geçmesi olarak algılamaktadır.

Bu paket aslında toplumun büyük çoğunluğu tarafından kabullenmesi gereken bir paket. Örneğin; muhalefet; AK-PARTİ’nin, baş örtüsünü kullandığını iddia ediyordu. Bu paketle artık ak AK-PARTİ seçim meydanlarında başörtüsünü kullanamayacak. Daha güzel değil mi? Zaten siyasetin içinde olan devlet memurları, artık siyasi partilere üye olabilecek. Bundan daha güzel ne olabilir ki?

Tekkeler, tarikatlar de bu ülkenin gerçeğidir. Onlar için de bir açılım olmalı, onların sorunları da çözülmelidir.

Efendim neymiş? Anadil de eğitim getirilmiş. Biraz gerçekçi olmak lazım. Cumhuriyetten bu güne kadar bütün dilleri yasakladık da önleyebildik mi? Önüne geçemediğimiz gibi, halkımızı devletimizle kavga ettirmeden başka ne işe yaradı bu yasak? Bu ülkede Kürtçe de konuşuluyor, Gürcüce de konuşuluyor, Çerkezce de konuşuluyor, Süryanice de. Bu dilleri yasakladıkça devlet halkıyla kavgadan başka bir şey kazanmıyor. Aşalım bunları efendiler! Aşalım…

Liseli yıllarımızı hatırlıyorum.

Şapkasız sokağa çıkan öğrencilere disiplin cezası veriliyordu. Şahsen ben de “şapkasız sokağa çıkmak”tan ceza almış bir mağdurlardan biriyim. Bakanlıkça şapkasız sokağa çıkmanın yasak olduğu yönetmelik yürürlükten kaldırıldığı zaman, çok iyi hatırlıyorum. Bu ülkede birileri şöyle bağırıyordu!

“Atatürk ilkeleri elden gidiyor! Kılık kıyafet devrimleri yıkılıyooor!

Şapkasız sokağa çıkma yasağı kalktı ama ne “devlet yıkıldı” ne de “vatan satıldı”.

Bilinmelidir ve kabullenilmelidir. Yasalar ihtiyaçlara göre çıkar, ihtiyaç giderilince de yürürlükten kalkar. Her şey bu kadar basit.

“Andımız” konusu da başlı başına bir sorun. Çocuklarımızın sabahları okullarımızda söylediği andımız, 1932 yılında CHP den eğitim bakanı (milli si yok) olan Dr. Reşit Galip tarafından okutulmuş ve bazı değişiklerle günümüze kadar gelmiştir.

Bu adam kimdir? Bu adam, ezanın ilk Türkçe metnini yazan, Aliance İsraelite okulunda okumuş, sonraları CHP’nin GYK üyesi olmuş aynı zamanda Türk Tarih Kurumu Genel Sekreteridir.

Zamanla bazı şeyler heyecanını kaybeder. Onun kaybolmasına milli şuurun kaybolacağı anlamını yüklememek lazım.

Yine bilinmelidir. Hükümetler ülke sorunlarını çözmek için vardır. Sorunları hükümetler çözmeyecek de kimler çözecek? Yöntemi eleştirebilirsiniz, olabilir ama sorumluluk hükümette olduğu için, sorunu hükümetler, muhalefetin gösterdiği yöntemle değil, kendi yöntemleriyle çözeceklerdir. Bu onların hem hakkı hem de görevidir.

Biraz tahammülkar, biraz cesur ve biraz da sabırlı olursak sanırız her şey daha da güzel olacaktır.

Bu ülke hepimizindir. Korkuya mahal yoktur, biiznillah bölünmez, parçalanmaz, ebediyyen baki kalır,  kalacaktır.

 

 

 

Yorum Ekle