DEMOKRATİK HAK

DEMOKRATİK HAK
Ömer CELEP
Ülkemiz demokrasi ile 20. Yy. ın ilk yarısında tanıştı. Bundan bir şikayetimiz yok. Demokrasi; Yunan medeniyetinin insanlığa sunduğu bir idare sistemidir. Türkçe karşılığı “halk yönetimi”dir. Buna da itirazımız yok. Ancak; demokrasiyi benimseyen bütün ülkeler demokrasinin kendi öz değerleriyle çatışmayan kurallarını benimsemiş, öz değerlerini demokrasi kuralları içinde yaşatmaktan ödün vermemiştir.
Dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi, devlet malını talan, kamu mal ve araçlarını tahrip, devletin güvenlik güçleriyle çatışma, halk malını yakma yıkma hakkı vermez.
Dünyanın hiçbir ülkesinde demokrasi; bizdeki gibi hovardaca, bizdeki gibi kanlı, bizdeki gibi tahrik dolu, bizdeki gibi tahripkar da olmaz.
Bir olayı, bir uygulamayı veya bir hak talebini tahrip etmeyi, yakıp yıkmayı, kırıp parçalamayı demokratik hak çerçevesinde değerlendirmenin adı; hiç kimse kusura bakmasın, vatana ihanettir, millete hakarettir, demokrasiye şirrettir ve milli ve manevi değer adına ne varsa hepsiyle birlikte savaştır.
Bu savaşta payı yok, herkes yerini almalıdır.
Güneydoğu’nun bazı il ve ilçelerinde hainlerin demokrasi adıyla gerçekleştirdikleri yakıp yıkma, güvenlik güçleriyle adeta savaş haline girme cüretkarlığı işte demokrasi dediğimiz o sistemin koruk meyveleridir. Gırtlağınızda düğümlenir. Çiğnersiniz ağzınızı burkar, yutmaya çalışırsınız gırtlağınızda kalır.
Eee… Ne yapalım! Adına demokrasi demişseniz onun her türlü sonucunu kabullenmeye hazır olmalısınız.
Tokat’ı çok iyi tanırım… Öğrencilik ve dolaysıyla gençlik yıllarım orada geçti. İnanılmaz maceralar, balla yutulmayacak acılar ve bir ömürde yaşanması herkese nasip olmayacak arkadaşlıklar, kardeşlikler ve muhabbetler yaşadım… Ahretlik sevgiler, dünyevi dostluklar edindim o nadide beldede…
31 mayısta Tokat’taydım. Oğlumla, ana cadde üzerinde seyir halindeyken birden trafiğin durduğunu gördüm ve biraz taaccüp ettim. Birkaç dakika geçti ve ana cadde üzerinde kırk ya da elli kişilik bir grubun “gezi parkı eyleminin” yıl dönümü nedeniyle protesto eylemi yaptıklarını öğrendik. Sıkışıklık sadece üç beş dakika sürdü. Oğluma;
-Tokat’ın insanını çok iyi tanırım. Bu tür eylemlere pek izin vermezler, buna mutlaka bir tepki koyarlar.
Oğlum;
– Yok baba, Tokat senin bildiğin gibi değil artık.
Bu gün gazete ve internet haberlerine baktığımda bir haber gördüm.
Diyarbakır-Lice olaylarına destek veren yirmi-otuz kişilik üniversiteli protestocu bir gruba Tokat’lılar linç girişimine bulunmuşlar. Tokatlılar hakkında görüşümde yanılmamışım. Yanılmam da mümkün değil.
Lice olaylarını protesto edenler demokratik hak kullanıyorlar! O hakkın kullanıp biçimine tepki gösterenler de demokratik hak kullanıyor!
Hadi şimdi demokrasiyi ülke gerçeklerinin bir yerine oturtunuz!
Eğer demokrasiyi benimsemişseniz onun getirilerine, anlayışlarına ve kurallarına katlanmak zorundasınız.
Öyle ya!
Güneşi kabul edip ışığını reddedemezsiniz. Demokrasiyi kabul edip onun nimet veya külfetlerini reddedemezsiniz.
İşin özü şudur.
Demokrasi bizim milli kültürümüze, psikolojik yapımıza, ahlak ve manevi değerlerimize tamı tamına uyan bir sistem değildir.
Demokrasiyi millileştirmemiz gerekmektedir. Bizim milli ve manevi değerlerimizle çatışan bir demokrasi, kendi içimizde kavga, dışımızda teslimiyet ve uluslararası ilişkilerde mağlubiyet sonucu doğurur.
Demokrasi; Avrupa milletleri kültürü için en uygun bir sistemdir. Bizim kültürümüzle evlilik kurabilmesi için “olmazsa olmaz”larımızı kabullenmesi gerekir. Aksi takdirde milli kültürümüzle demokrasi evliliği bir aşk evliliğinden çok, zoraki nikah ölçüleri dışına çıkamayacaktır.
Lice’deki PKK sempatizanları, kendi süfli emellerinin gerçekleşmesi için “güya demokratik hak” kullanıyor, Tokat’taki yirmi otuz kişilik fikri piç bir grup bölücü “hiç” gruba destek veriyor.
Bu tepkinin adına “demokratik hak” diyoruz öyle mi?
Eğer bu demokrasi ise yere batsın!…
Demokrasi hayranlarının da kulakları çınlasın!
Hemen ifade edelim! Bizim milli ve manevi değerlerimizle çatışmadığı, öz değerlerimizi nisyana matuf bir uygulama içine girmediği sürece demokrasi ile kavgamız olamaz. Ama demokrasi bizi değerlerimizden uzaklaştırmak için bir argüman olarak kullanılırsa bizden demokrasiyi kabul etmemiz beklenmesin.
Onun için “milli demokrasi” diyoruz.
Eğer milli demokrasi anlayışı olursa; hak kullanımını, kamu malına, millet malına zarar vermeyi “hak” olarak kabul etmez. Bölme ve bölünme hesapları yapanlara fırsat vermez. Millet ferleri arasında bölgesel ve mezhepsel ayrıcalık gözetmez.
Milli demokrasi; bu ülkenin her ferdini ve her karış toprağını bir bütün kabul eden, onu yaşatmayı ve muasır milletler seviyesine yükseltmeyi hedefleyen bir anlayıştır.
Demokrasi bu değerler üzerine oturmadığı sürece bizim ülkemiz ve bizim milletimiz nezdinde hep; hayırsız evlat, şiddetli geçimsizlik içinde yaşanan bir evlilik ve doku uyuşmazlığı olan bir organla tedavi olma çaresizliği sınırlarını aşamayacaktır.
Özlediğimiz bir demokraside buluşmak dileğimiz ve duamızla…

Yorum Ekle